İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

DANIŞTAY 10. DAİRESİ’NDEN SGK İŞTEN ÇIKIŞ KODLARINA İLİŞKİN EMSAL KARAR: 29 NUMARALI KOD İPTAL EDİLDİ

Danıştay 10. Dairesi tarafından 14.10.2024 tarihinde verilen 2020/2598 E., 2024/3991 K. sayılı karar, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işten çıkış kodlarından 29 numaralı “İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” kodunun iptaline ilişkin önemli bir içtihat oluşturmuştur. Karar, kişisel verilerin korunması, masumiyet karinesi ve çalışma hakkı bağlamında kritik değerlendirmeler içermektedir.

Dava Konusu ve Süreç

Davacı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II numaralı bendi uyarınca iş sözleşmesi feshedilen bir işçidir. İşvereni tarafından SGK’ya bildirilen işten ayrılış bildirgesinde fesih sebebi olarak 29 numaralı kod (ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık) gösterilmiştir. Davacı, kendi talebiyle aldığı sosyal güvenlik kaydı dökümünde bu ibareyi görmüş ve yeni iş bulmasını engelleyeceği endişesiyle, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin Ek-5 sayılı ekinde yer alan “Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)” kısmının iptali istemiyle dava açmıştır.

Davacı vekili, işten ayrılış nedeninin SGK kayıtlarına işlenmesinin ve bu kaydın üçüncü kişilerce (özellikle potansiyel işverenler) görülebilmesinin, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı SGK ise, işten çıkış kodlarının işçinin hangi haklardan yararlanacağını (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işsizlik maaşı vb.) belirlemede objektif kriter olduğunu, bu nedenle düzenlemenin hukuka uygun bulunduğunu savunmuştur.

Danıştay 10. Dairesi’nin Değerlendirmesi

Danıştay 10. Dairesi, öncelikle usul itirazını değerlendirerek davanın süresinde açıldığına karar vermiştir. Esasa ilişkin incelemede ise şu temel hukuki tespitler yapılmıştır:

1. İşten Ayrılış Nedeninin Kişisel Veri Niteliği

Kararda, işçinin işten ayrılış nedeninin kişisel veri olduğu vurgulanmıştır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesine göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. İşten ayrılış nedeni de bu kapsamda olup, bireyin itibarını, onurunu ve gelecekteki çalışma hayatını doğrudan etkileyen hassas bir bilgidir.

2. Kişisel Verilerin İşlenme Şartları ve İhlaller

6698 sayılı Kanun’un 4. maddesi, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeleri düzenlemektedir:

  • Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma

  • Doğru ve gerektiğinde güncel olma

  • Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme

  • İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma

  • İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme

Danıştay, dava konusu düzenlemede bu ilkelere uyulmadığını tespit etmiştir:

  • Hukuka uygunluk eksikliği: 5510 sayılı Kanun’da kişisel verilerin işlenmesine ilişkin usul ve esaslar gösterilmediği halde, yönetmelikle bu yönde düzenleme yapılmıştır.

  • Doğruluk ve güncellik sorunu: İşten ayrılış nedeni, salt işverenin tek taraflı beyanına dayanmakta, yargı denetiminden geçmeden kayıtlara işlenmektedir. Oysa işçi, feshin haksız olduğu iddiasıyla dava açtığında, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bu kodun kayıtlarda kalması, doğruluk ilkesini zedelemektedir.

  • Amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmama: 29 numaralı kod, 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesinde sayılan dokuz farklı haklı fesih sebebini (işvereni yanıltma, şeref ve namusa dokunacak sözler, cinsel taciz, hırsızlık, devamsızlık vb.) kapsamaktadır. Ancak hangi spesifik sebeple fesih yapıldığı belirtilmediğinden, işçi, işlemediği fiillerle lekelenme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır.

3. Üçüncü Kişilerle Paylaşım ve Rıza Sorunu

SGK, işten ayrılış nedenlerini doğrudan işverenlerle paylaşmadığını savunmuşsa da, Danıştay bu savunmayı yerinde bulmamıştır. Uygulamada, iş başvurularında işverenlerin adaylardan sosyal güvenlik kaydı dökümü istemesi yaygındır. Davacının kendi talebiyle aldığı belgede dahi işten ayrılış nedeninin açıkça yazılı olması, bu bilginin dolaylı yoldan da olsa işçinin iradesi dışında üçüncü kişilerle paylaşılması sonucunu doğurmaktadır.

6698 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. Kanun’da sayılan istisnai haller (kanunlarda açıkça öngörülme, sözleşmenin ifası için zorunluluk, hukuki yükümlülük vb.) somut olayda gerçekleşmediğinden, davacının rızası aranmalıydı.

4. Anayasal İhlaller

Danıştay, düzenlemenin Anayasa’nın birden çok maddesine aykırı olduğuna hükmetmiştir:

  • Anayasa madde 20 (Özel hayatın gizliliği): Kişisel verilerin korunması hakkı ihlal edilmiştir.

  • Anayasa madde 13 (Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması): Çalışma hakkı, kanuni dayanak olmaksızın ve ölçüsüz bir şekilde sınırlandırılmıştır.

  • Anayasa madde 48 (Çalışma ve sözleşme hürriyeti) ve madde 49 (Çalışma hakkı ve ödevi): İşçinin yeni iş bulma imkânı, bu tür bir kayıt nedeniyle ciddi şekilde engellenmektedir.

5. Kurumun Kendi Uygulamasıyla Çelişki

Dikkat çekici bir husus, SGK’nın 01.04.2021 tarihli Genelgesiyle 29 numaralı kodu kaldırarak yerine 42-50 kodları arasında, 4857 sayılı Kanun’un 25/II bendindeki her bir fesih sebebi için ayrı kodlar getirmesidir. Bu değişiklik, Danıştay tarafından davalı idarenin de 29 numaralı kodun yetersiz ve ölçüsüz olduğunu kabul ettiği şeklinde yorumlanmıştır. Her ne kadar Yönetmelik’te değişiklik yapılmamış olsa da, bu genelge düzenlemenin hukuka aykırılığının açık göstergesidir.

Kararın Sonucu

Danıştay 10. Dairesi, oy çokluğuyla verdiği kararda:

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin Ek-5 sayılı ekinde yer alan “Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi”nin 15 numaralı alanında bulunan “Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)” kısmının, 29 numaralı kod ve “29-İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” ibaresi yönünden İPTALİNE hükmetmiştir.

Karar, Anayasa’nın 20., 13., 48. ve 49. maddeleri ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na dayandırılmıştır.

Karşı Oy Görüşü

Karara katılmayan üyeler, gerekçe yönünden farklı bir görüş ileri sürmüşlerdir. Karşı oy yazısında, işten ayrılış nedeninin alenileşmiş bilgi niteliğinde olduğu ve kişisel veri kapsamında değerlendirilemeyeceği; ayrıca bu bilginin işçinin rızası dışında değil, bizzat işçinin talebiyle düzenlenen belgelerde yer aldığı için rıza unsurunun gerçekleştiği savunulmuştur. Ancak çoğunluk, bu görüşe itibar etmemiştir.

Kararın Değerlendirilmesi ve Uygulama Açısından Önemi

Danıştay’ın bu kararı, iş hukuku ve kişisel verilerin korunması hukuku kesişiminde önemli bir dönüm noktasıdır:

İşçinin Lekelenmeme Hakkı

Karar, işçinin sadece işverenin tek taraflı beyanıyla “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı” şeklinde etiketlenmesinin yaratacağı ağır sonuçları ortaya koymuştur. Bu tür genel ve muğlak bir kodlama, işçinin itibarını zedelemekte ve yeni iş bulmasını neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Danıştay, işçinin lekelenmeme hakkını (masumiyet karinesinin özel bir görünümü) koruma altına almıştır.

Kişisel Veri Koruma Hukukuna Katkı

Karar, 6698 sayılı Kanun’un uygulanması açısından da önemli ilkeler içermektedir. Özellikle:

  • Verinin doğru ve güncel olması ilkesi gereği, işveren beyanının yargı denetiminden geçmeden kesin veri olarak işlenemeyeceği,

  • Veri işleme amacıyla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkesi gereği, genel ve kapsayıcı kodlar yerine spesifik fesih sebeplerine göre ayrıştırılmış kodlar kullanılması gerektiği,

  • Kişisel verilerin üçüncü kişilerle paylaşımında, dolaylı yollarla da olsa işçinin rızasının esas alınması gerektiği

hususları vurgulanmıştır.

İşverenler ve SGK Açısından Sonuçlar

Kararın iptal hükmü, 29 numaralı kodun yönetmelikten çıkarılmasını gerektirmektedir. SGK’nın 2021 yılında genelgeyle yaptığı düzenleme (42-50 kodları) artık yönetmelik düzeyinde de geçerli hale gelmelidir. İşverenlerin, işten çıkış bildirimlerinde bu spesifik kodları kullanması ve hangi fesih sebebinin gerçekleştiğini açıkça belirtmesi gerekecektir.

Yargısal Denetim İhtiyacı

Karar, işverenin tek taraflı beyanının kesin veri olarak işlenmesinin sakıncalarına dikkat çekmiştir. İş mahkemelerinde feshin geçersizliğine veya haksızlığına karar verilmesi halinde, SGK kayıtlarının da buna göre düzeltilmesi gerektiği açıktır. Ancak dava süreci devam ederken kayıtlarda bu kodun kalması, işçi açısından telafisi güç zararlar doğurabileceğinden, ihtiyati tedbir mekanizmalarının etkin kullanımı önem kazanmaktadır.

Sonuç

Danıştay 10. Dairesi’nin bu kararı, işçinin kişisel verilerinin korunması, çalışma hakkı ve özel hayatın gizliliği bağlamında emsal niteliktedir. 29 numaralı işten çıkış kodunun iptali, sadece davacıyı değil, benzer durumdaki tüm işçileri koruyucu bir etki doğuracaktır. Karar, iş hukuku ile kişisel veri koruma hukukunun kesiştiği noktada, bireyin temel hak ve özgürlüklerini önceleyen bir yaklaşım sergilemektedir.

SGK’nın yeni düzenlemesiyle birlikte, işten çıkış bildirimlerinde artık daha spesifik ve ölçülü kodların kullanılması, işçilerin lekelenme riskini azaltacak ve çalışma hayatında daha adil bir sistemin kurulmasına katkı sağlayacaktır.


cecenhukuk.com için hazırlanmıştır. Bu makale, bilgilendirme amacı taşımakta olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Hukuki sorunlarınız için profesyonel destek almanız önerilir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir