İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yasal Faiz Oranı ve 12. Yargı Paketi ile Gelen Değişiklik

Borç ilişkilerinde taraflar arasında özel bir faiz oranı kararlaştırılmadığında devreye giren yasal faiz oranı, hem bireyler hem de ticari hayatın içindeki işletmeler açısından güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir konu olmaya devam ediyor. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun çerçevesinde belirlenen bu oran, 1 Haziran 2024 tarihinden bu yana yıllık yüzde 24 olarak uygulanıyor ve 2026 yılı itibarıyla da bu seviyesini koruyor. Ancak TBMM’nin 16 Temmuz 2026’da kabul ettiği ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun, kanuni faizin nasıl hesaplanacağına dair köklü bir değişikliği beraberinde getiriyor. Bu değişiklik henüz yürürlükte değil; 30 Temmuz 2026 itibarıyla düzenleme Resmî Gazete’de yayımlanmış değil ve yürürlüğe girmesi Cumhurbaşkanı onayının ardından yapılacak yayımlanma tarihine bağlı. Bu nedenle önümüzdeki dönemde icra takiplerinden ticari alacaklara, kira uyuşmazlıklarından mahkeme kararlarına kadar pek çok alanda hesaplama yönteminin değişmesi bekleniyor; ancak bu değişikliğin ne zaman ve hangi tarihten itibaren geçerli olacağı yayım tarihine bağlı olarak netleşecek.

Yasal faizin hukuki temeli, Türk Borçlar Kanunu’nun 88. maddesine dayanıyor. Bu madde, para borcunun faize tabi olduğu durumlarda, taraflarca bir oran kararlaştırılmamışsa hangi oranın esas alınacağını 3095 sayılı Kanun’a bırakıyor. Aynı şekilde temerrüt faizi için de ayrı bir oran belirlenmemişse, yine 88. maddedeki oranın geçerli olacağı düzenleniyor. Bir başka deyişle, sözleşmede aksine bir hüküm yer almadığı sürece, hem adi faiz hem de gecikme (temerrüt) faizi aynı yasal orana tabi oluyor. Bu düzenleme, alacaklı ile borçlu arasında bir belirsizlik yaşanmaması, borcun geç ifası halinde alacaklının zararının belirli, öngörülebilir bir yöntemle telafi edilmesi amacını taşıyor.

Kanunun tarihsel seyrine bakıldığında, oranın uzun yıllar sabit kaldığı, ardından enflasyonist baskılar nedeniyle güncellenme ihtiyacının doğduğu görülüyor. 2005 yılında yıllık yüzde 9 olarak belirlenen ve neredeyse yirmi yıl değişmeyen kanuni faiz oranı, 21 Mayıs 2024 tarihli ve 32552 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile yüzde 24’e yükseltilmiş ve 1 Haziran 2024’ten itibaren yürürlüğe girmişti. Bu artışın arkasındaki temel gerekçe, sabit oranın uzun süre güncel ekonomik koşulları yansıtmaması ve alacaklıların enflasyon karşısında reel olarak zarara uğramasıydı. Cumhurbaşkanı’na 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle tanınan, oranı yüzde onuna kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi de bu güncellemenin hukuki dayanağını oluşturuyor.

Asıl dikkat çekici gelişme ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda hazırlanan ve 12. Yargı Paketi kapsamında kabul edilen yeni düzenlemeyle geliyor. Bu düzenleme, kanuni faizin artık sabit bir yüzde üzerinden değil, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni esas alınarak hesaplanmasını öngörüyor. Böylece kanuni faiz, siyasi veya idari kararla değil, doğrudan Merkez Bankası’nın piyasa koşullarına göre belirlediği bir referans orana bağlanmış oluyor. Düzenlemenin bir diğer önemli unsuru ise yıl içindeki olası dalgalanmaları dengelemeye yönelik: 30 Haziran’daki reeskont oranı, bir önceki 31 Aralık’taki orandan beş puan veya daha fazla farklılaşırsa, yılın ikinci yarısında güncel oranın yüzde seksenı esas alınacak. Mevcut reeskont oranı seviyeleri dikkate alındığında, düzenleme yürürlüğe girip ilk hesaplama yapıldığında kanuni faizin mevcut sabit yüzde 24’lük seviyenin oldukça üzerine, yaklaşık yüzde 31 dolayına çıkması olası görünüyor; ancak kesin oran, Merkez Bankası’nın ilgili tarihte açıklayacağı reeskont oranına göre belirlenecek.

Bu noktada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor: yasal faiz oranı ile ticari işlerde uygulanan temerrüt (gecikme) faizi aynı şey değil. 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi uyarınca, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki ilişkilerinde sözleşmede oran kararlaştırılmamışsa, Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı faiz oranı esas alınıyor ve bu oran her yıl Ocak ayında ayrıca ilan ediliyor. Bu oran, günümüz itibarıyla yüzde 24’lük yasal faizin belirgin biçimde üzerinde, avans faiz oranı seviyelerine yakın seyrediyor. Dolayısıyla ticari alacaklarını tahsil etmek isteyen işletmelerin, sözleşmede özel bir oran yoksa hangi rejimin uygulanacağını -adi kanuni faiz mi, yoksa TTK 1530 kapsamındaki ticari temerrüt faizi mi- doğru tespit etmesi, alacak hesaplamalarının isabeti açısından kritik önem taşıyor.

Bu ayrımın önemi, yasal faizin uygulama alanlarına bakıldığında daha da netleşiyor. İcra ve iflas hukuku açısından, icra takibine konu edilen alacaklarda sözleşmede özel bir faiz oranı kararlaştırılmamışsa, takip alacaklıya kanuni faiz üzerinden hesaplama yapma imkânı tanıyor; ancak alacak ticari nitelikteyse yukarıda belirtilen ticari temerrüt faizi rejimi devreye girebiliyor. Aynı durum mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacaklar için de geçerli: yargı organı kararında ayrıca bir faiz oranı belirtmemişse, hükmedilen alacağa -ilişkinin niteliğine göre- yasal faiz veya ticari temerrüt faizi oranı uygulanıyor. Kira sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda da benzer bir mekanizma işliyor. Ticari olmayan işlerde ise sözleşmeyle kararlaştırılacak faiz oranı, yasal oranın yüzde elli fazlasını aşamıyor; bu sınırlama özellikle bireyler arası borç ilişkilerinde zayıf tarafın aşırı faiz yüküyle karşılaşmasını engellemeyi amaçlıyor. Tacirler arasındaki işlemlerde ise böyle bir üst sınır bulunmuyor.

Geç ödeme durumunda yalnızca faizin devreye girmediğini de belirtmek gerekiyor. TTK 1530 kapsamındaki mal ve hizmet tedariki ilişkilerinde, alacaklı faize ek olarak asgari giderim tutarı adı verilen ve herhangi bir kanıtlama gerekmeksizin talep edilebilen bir tazminatı da isteyebiliyor. Bu tutar da her yıl Merkez Bankası tarafından ayrıca belirleniyor ve ticari hayatın hızlı temposunda özellikle küçük ve orta ölçekli tedarikçilerin büyük şirketler karşısındaki haklarını korumaya yönelik ek bir güvence oluşturuyor.

Kamu alacakları bakımından ise tamamen farklı bir rejim söz konusu. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51. maddesi uyarınca, ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu alacaklarına vade bitiminden itibaren her ay için ayrı ayrı gecikme zammı uygulanıyor. Bu oran, 13 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile aylık yüzde 3,7 olarak belirlenmiş durumda. Benzer şekilde, kamu borcunun tecil edilmesi halinde uygulanacak tecil faizi oranı da aynı tarihte yıllık yüzde 39’a güncellenmiş, önceki yüzde 48’lik oranın yerini almış. Bu oranların kanuni faizden ve ticari temerrüt faizinden bağımsız, kendine özgü bir mevzuat çerçevesinde belirlenmesi, vatandaşların ve mükelleflerin hangi alacak türü için hangi oranın geçerli olduğunu doğru tespit etmesini özellikle önemli kılıyor.

Reeskont faizine ilişkin güncel rakamlar da 12. Yargı Paketi’nin getirdiği değişiklikle ayrı bir önem kazanıyor. Zira yeni düzenleme kanuni faizi doğrudan Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranına endekslediği için, bu oranın nasıl belirlendiğini bilmek artık yalnızca senet iskontosu gibi bankacılık uygulamalarını değil, genel borç-alacak ilişkilerini de yakından ilgilendiriyor. 20 Aralık 2025 tarihli TCMB tebliğiyle, vadesine en çok üç ay kalan senetler için reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık yüzde 38,75, avans işlemlerinde uygulanacak oran ise yıllık yüzde 39,75 olarak belirlenmişti. Yeni sistemde kanuni faizin bu reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanacak olması, mevcut sabit yüzde 24’lük orana kıyasla önemli bir farklılaşmaya işaret ediyor ve piyasa faizlerindeki değişimin kanuni faize daha hızlı yansımasını sağlayacak bir yapı öngörüyor.

Vatandaşlar ve işletmeler açısından bu gelişmenin pratik sonucu, artık yasal faiz hesaplamalarının yıllar süren sabit bir yüzde yerine, Merkez Bankası’nın açıkladığı güncel oranlara bağlı, dinamik bir yapıya kavuşacak olması. Bu durum, alacaklıların ve borçluların haklarını ve yükümlülüklerini belirlerken artık yalnızca 3095 sayılı Kanun’daki sabit oranı değil, Merkez Bankası’nın yıl sonu ve yıl ortası açıkladığı reeskont oranlarını, ayrıca ticari ilişkilerde ayrıca uygulanan avans faizi oranını da yakından takip etmesini gerektirecek. Özellikle uzun soluklu icra takipleri, tahsil davaları ve ticari alacak uyuşmazlıklarında, hangi dönem ve hangi ilişki türü için hangi oranın geçerli olduğunun doğru tespiti, hem alacak hesaplamalarının doğruluğu hem de olası itirazların önlenmesi açısından kritik önem taşıyacak.

CN Avukatlık Ofisi bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmekte ve gerek icra ve iflas hukuku gerekse ticari alacaklara ilişkin uyuşmazlıklarda müvekkillerine güncel mevzuat çerçevesinde doğru ve güncel faiz hesaplamalarına dayalı hukuki destek sunmaktadır. 12. Yargı Paketi’nin Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girecek yeni hesaplama yönteminin, devam eden ve yeni açılacak dosyalara etkisi konusunda da yakın takip sürdürülmektedir.

Yasal faiz oranına ilişkin güncel gelişmeler ve yaklaşan mevzuat değişikliği, alacak ve borç ilişkilerinizi doğrudan etkileyebilir. Konuya ilişkin somut durumunuz hakkında detaylı bilgi almak ve haklarınızı en doğru şekilde korumak için CN Avukatlık Ofisi ile iletişime geçebilirsiniz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir