İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AD DEĞİŞİKLİĞİ KARARININ İLAN EDİLMESİNE İLİŞKİN TMK DÜZENLEMESİ ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLDİ

Giriş

Anayasa Mahkemesi, bireylerin kişisel verilerinin korunması ve özel hayatın gizliliği açısından önemli bir karara imza attı. Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin itirazı üzerine yapılan inceleme sonucunda, Türk Medenî Kanunu’nun 27. maddesinde yer alan ad değişikliği kararlarının Basın İlan Kurumu portalında ilan edilmesine ilişkin düzenleme iptal edildi. Anayasa Mahkemesi’nin 25 Aralık 2025 tarihli ve 2025/120 Esas, 2025/270 Karar sayılı kararı, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile kamu yararı arasında kurulmaya çalışılan dengenin bozulduğunu ortaya koymaktadır.

Kararın Arka Planı

Türk Medenî Kanunu’nun 7532 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen 27. maddesinin ikinci fıkrası, adın değiştirilmesi halinde bu durumun nüfus siciline kayıt edilmesinin yanı sıra Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan edilmesini zorunlu kılmaktaydı. İlanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadına yer verilmesi gerekiyordu.

Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, nüfus kaydının düzeltilmesi talebiyle açılan bir davada, bu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Başvuruda, kişisel verilerin aleni hale getirilmesinin, söz konusu ismin kullanılarak suç işlenmesini mümkün hale getirdiği, ilana herhangi bir hukuki sonucun bağlanmadığı ve günümüzde tüm işlemlerin T.C. kimlik numarasıyla yapıldığı için ilanın gerekli olmadığı belirtilmiştir.

İptal Kararının Gerekçeleri

Anayasa Mahkemesi, ad değişikliğine ilişkin mahkeme kararlarının ilan edilmesinin üç temel nedenden ötürü Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.

İlan Süresine İlişkin Herhangi Bir Düzenleme Bulunmaması: Anayasa Mahkemesi kararında, itiraz konusu kuralda ya da kanun düzeyinde farklı bir mevzuatta ilanın ne kadar süreyle Basın İlan Kurumunun portalında yayımlanacağına ilişkin olarak herhangi bir düzenleme bulunmadığını tespit etmiştir. Ad değişikliğine ilişkin kararın süresiz bir şekilde ilan edilmesinin, kişisel verileri herkesçe bilinir hale gelen kişinin menfaatleri üzerinde ağır sonuçlar meydana getirebileceği vurgulanmıştır. Mahkeme, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamanın orantılı kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin sınırlama amacı için gerektiğinden daha uzun süre ilanda kalmaması gerektiğini belirtmiştir.

Hâkime Takdir Yetkisi Tanınmaması: Kararda, ad değiştirme kararlarının kategorik olarak tamamının ilan edilmesi öngörülerek bu konuda hâkime takdir yetkisi tanınmamasının kişiler açısından ağır sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, somut olayın özelliğine göre ad değiştirme sebepleri de dikkate alınarak adın değiştirilmesi kararını veren hâkimin bu konuda değerlendirme yapma imkânının bulunmamasını eleştirmiştir. Zira bazı durumlarda ad değişikliği kararlarının ilan edilmemesinde üstün bir hukuki yararın bulunması mümkündür.

Orantılılık İlkesinin İhlali: Anayasa Mahkemesi, kuralla ulaşılmak istenen meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile bireylerin menfaatleri arasındaki makul dengenin bozulduğunu, bu yönüyle kuralın kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına orantısız bir sınırlama getirdiğini belirtmiştir. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamanın veri sahibi üzerinde bir külfete yol açacağı kuşkusuzdur ve bu sınırlamanın ulaşılmak istenen meşru amaca göre bireylere aşırı bir külfet yüklemesi halinde orantısız olduğu sonucuna varılması gerekir.

Karşıoy Görüşleri

Kararda, üyelerin bir kısmı tarafından karşıoy şerhi yazılmıştır. Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR, iptal kararının yürürlüğe girişinin dokuz ay ertelenmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamışlardır. Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR ise iptal kararının esasına katılmamışlardır.

Kenan YAŞAR tarafından yazılan karşıoy ve ek gerekçede, dava konusu kuralın ölçülülük ilkesinin gereklilik ölçütü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatiyle iptal kararına katılmakla birlikte, iptal edilen kuralın yürürlüğe girişinin dokuz ay ertelenmesine katılmadığı ifade edilmiştir. Karşıoyda, Anayasa’ya aykırı bir kuralın yürürlükte kalmasının hukuk devleti ilkesine zarar verdiği, anayasanın bütünlüğünü zedelediği ve her geçen gün yeni hak ihlali riskleri doğurduğu açıkça belirtilmiştir.

Nüfus Siciline Kayıt Zorunluluğu Devam Ediyor

Anayasa Mahkemesi, ad değişikliğinin nüfus siciline kaydedilmesini öngören düzenlemeyi ise Anayasa’ya uygun bularak itirazın reddine karar vermiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda kimlik bilgilerinin ve ad değiştirilmesinin hangi usulle kaydedileceği, gizliliği ve saklanma koşullarına ilişkin güvencelerin bulunduğu, ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’ndaki güvencelerin de nüfus sicili bakımından geçerli olduğu belirtilmiştir. Ad değişikliğinin nüfus siciline kaydedilmesinde meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile kişilerin menfaatleri arasındaki makul dengenin ortadan kaldırıldığı söylenemeyeceğinden, bu kısım Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.

İptal Kararının Yürürlüğe Girişi

Anayasa Mahkemesi, iptal edilen hükümlerin Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Bu karar, Resmî Gazete’nin 1 Nisan 2026 tarihli sayısında yayımlanmış olup, iptal hükümleri 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yürürlüğün ertelenmesi kararına muhalefet şerhi yazılmıştır. Muhalefet gerekçesinde, Anayasa’ya aykırılığı tespit edilmiş bir normun derhal yürürlükten kalkması gerektiği, erteleme kararlarının soyut ve genel gerekçelerle verilmesinin anayasal denetimin etkinliğini zayıflattığı belirtilmiştir. Somut olayda iptal edilen kuralların yürürlükten kaldırılması durumunda doğacak hukuksal boşluğun “kamu yararını ihlal edici” nitelikte olmadığı, dolayısıyla iptal hükmünün ertelenmesine gerek bulunmadığı ifade edilmiştir.

Kararın Sonuçları ve Önemi

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, ad değişikliği yapan bireylerin kişisel verilerinin korunması açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Karar sonucunda:

  • Ad değişikliğine ilişkin mahkeme kararları artık Basın İlan Kurumu portalında ilan edilmeyecektir.

  • Adı değiştirilen kişinin önceki ve yeni adı, doğum tarihi, ana ve baba adı gibi hassas kişisel verileri kamuoyunun erişimine açılmayacaktır.

  • Ad değişikliğinin ilan edilmesi konusunda hâkime takdir yetkisi tanınması gerektiği yönünde bir ihtiyaç doğmuştur.

  • Kişisel verilerin korunması hakkı, kamu yararı gerekçeleri karşısında daha güçlü bir konuma gelmiştir.

Karar, aynı zamanda kişisel verilerin korunması alanında Anayasa Mahkemesi’nin izlediği hassasiyeti ortaya koymaktadır. Ad değişikliği gibi son derece kişisel bir konuda, üçüncü kişilerin menfaatlerinin korunması adına bireyin tüm kimlik bilgilerinin süresiz olarak kamuya açılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanmıştır.

Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, hukuk devleti ilkesi ile bireyin özel hayatının gizliliği arasındaki hassas dengeyi gözeten önemli bir içtihattır. 7532 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin 2024 yılındaki ilk iptal kararı sonrasında ilanın kapsamını belirleyerek yapılmıştı. Ancak bu kez ilanın süresiz olması ve hâkime takdir yetkisi tanınmaması yönlerinden Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.

Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınmış temel bir hak olup, bu hakka getirilen sınırlamaların ölçülü olması gerekmektedir. Ad değişikliği kararlarının internet ortamında süresiz olarak yayımlanması, bireyin geçmişiyle bugünü arasında kurulan bağın silinmesini engelleyerek ad değişikliğinin temel amacına da aykırılık teşkil etmektedir.

CN Avukatlık Ofisi olarak, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği alanlarında müvekkillerimize profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Anayasa Mahkemesi’nin bu önemli kararı hakkında detaylı bilgi almak veya ad değişikliği davalarına ilişkin hukuki destek talebinde bulunmak için hukuk ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Bu makale bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Somut uyuşmazlıklarda mutlaka bir avukattan profesyonel destek alınması önerilir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir