İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

OYUNCAK TABANCA GÖSTERMEK “SİLAHLA TEHDİT” SUÇUNU OLUŞTURUR MU?

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen tehdit suçu (TCK md. 106), bireylerin iç huzurunu, karar verme ve özgürce hareket edebilme iradesini korumayı amaçlayan temel suç tiplerinden biridir. Kanun koyucu, tehdit eyleminin silah kullanılarak işlenmesini, mağdur üzerinde yarattığı derin korku ve suçun işlenişinde faile sağladığı kolaylık sebebiyle nitelikli bir hal olarak kabul etmiş ve daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır. Ancak ceza hukuku pratiğinde ve günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan bir durum olarak; failin eylemini gerçek bir ateşli silah yerine oyuncak tabanca, kurusıkı veya çakmak tabanca ile gerçekleştirmesi halinde hukuki nitelendirmenin nasıl yapılacağı hususu büyük önem taşımaktadır. CN Avukatlık Ofisi olarak bu makalemizde, oyuncak silahla yapılan tehdit eylemlerinin Yargıtay kararları ışığında nasıl değerlendirildiğini ele alıyoruz.

Kural olarak silahla tehdit suçunda, suçta kullanılan aletin fiilen öldürücü ya da yaralayıcı bir mekanizmaya (balistik özelliğe) sahip olması zorunlu aranmasa da, bu aletin mağdur üzerinde bıraktığı korkutucu ve aldatıcı etki belirleyici olmaktadır. Tehdit suçunda korunan asıl hukuki yarar mağdurun iç huzuru olduğu için, burada odaklanılan nokta silahın teknik olarak ateş alıp alamadığı değil, olay anında mağdur üzerinde yarattığı dehşet ve çaresizlik hissidir. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2015/21485 E. ve 2019/18077 K. sayılı emsal kararı, oyuncak tabancaların ceza yargılamasındaki konumuna çok net bir sınır çizmektedir. Söz konusu karara konu olan olayda, yerel mahkemenin suçta kullanılan aletin oyuncak olması gerekçesiyle verdiği beraat kararı Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunarak bozulmuştur. Yüksek Mahkeme bozma gerekçesinde; kullanılan oyuncak tabancanın dış görünüşü, boyutu ve barındırdığı detaylar itibarıyla uzaktan gösterildiğinde gerçek bir silahtan ayırt edilemeyecek nitelikte olduğuna ve mağdur üzerinde objektif bir korkutuculuk özelliği taşıdığına dikkat çekmiştir.

Yargıtay’ın bu istikrarlı yaklaşımındaki temel mantık, olay anının stresi, paniği ve korkusu altındaki bir mağdurun, kendisine doğrultulan silahın namlusunun kapalı olup olmadığını veya plastikten üretilip üretilmediğini incelemesinin kendisinden beklenemeyecek olmasıdır. Eğer eylemde kullanılan oyuncak tabanca; görünüşü, rengi, ağırlığı ve tasarımı ile gerçeğini andırıyor ve mağdurun o anki olağanüstü şartlarda bunun bir oyuncak olduğunu anlaması mümkün olmuyorsa, fail “silahla tehdit” suçunun ağırlaştırılmış sonuçlarından sorumlu tutulur. Dolayısıyla, şaka maksadıyla veya sadece korkutmak amacıyla gerçeğe benzeyen bir oyuncak silahın kullanılması, kişileri basit tehdit suçunun nispeten hafif cezai sorumluluğundan kurtarmamakta; aksine, eylemin 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektiren nitelikli silahla tehdit (TCK md. 106/2-a) kapsamında yargılanmasına neden olmaktadır.

Sonuç itibarıyla, adli vakalarda ve hukuki uyuşmazlıklarda suçta kullanılan aletin nesnel niteliği kadar, olayın oluş şekli, mağdurda yarattığı etki ve aletin aldatıcılık (iğfal) kabiliyeti de ceza tayininde hayati bir rol oynamaktadır. Ceza yargılamalarında telafisi güç hak kayıplarına uğramamak, haksız suçlamalara karşı etkin bir savunma yapmak veya mağduriyetlerin giderilmesini sağlamak adına alanında uzman bir avukattan hukuki destek almak son derece önemlidir. Bu tür ceza hukuku sorunlarınızda, profesyonel hukuki yardım ve danışmanlık hizmetlerimizden yararlanmak için cecenhukuk.com üzerinden CN Avukatlık Ofisi ile iletişime geçebilirsiniz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir