Ruh sağlığı alanı, insan onuruna ve sağlığına doğrudan temas eden, bu nedenle de bilimsel standartların ve mesleki yetkinliğin en üst düzeyde tutulması gereken kritik bir disiplindir. Türkiye’de müstakil bir “Psikologlar Meslek Kanunu”nun henüz yasalaşmamış olması, ruh sağlığı profesyonellerinin mesleki pratiklerini idari düzenlemeler ve yüksek yargı kararları üzerinden yürütmelerine neden olmaktadır. Son yıllarda, özellikle travma tedavisinde uluslararası alanda altın standart olarak kabul edilen Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) terapisi etrafında şekillenen idari ihtilaflar, klinik psikologların mesleki bağımsızlığı ve kalite standartlarının korunması bağlamında tarihi bir önem taşımaktadır.
CN Avukatlık Ofisi olarak bu makalemizde; liyakatli ruh sağlığı hizmetinin korunması adına EMDR eğitimlerinde uluslararası standartları savunan meslek örgütlerinin karşılaştığı rekabet hukuku süreçlerini ve klinik psikologların serbest meslek icrasını daraltan Sağlık Bakanlığı yönetmeliklerine karşı Danıştay nezdinde verilen haklı hukuk mücadelesini idare hukuku perspektifiyle inceliyoruz.
Ruh Sağlığı Eğitimlerinde Bilimsel Standartlar ve Rekabet Hukuku Çatışması
Psikoterapi, doğası gereği yüksek donanım, uzun süreli süpervizyon ve uluslararası akreditasyon gerektiren bir alandır. Bu bağlamda EMDR gibi spesifik ve güçlü bir terapi yönteminin, yalnızca yetkinliği kanıtlanmış uzmanlar tarafından ve Avrupa (EMDR Europe) standartlarına uygun bir müfredatla verilmesi, her şeyden önce halk sağlığının ve danışan güvenliğinin bir gereğidir. EMDR Derneği gibi sivil toplum ve meslek örgütleri, uzun yıllardır Türkiye’deki eğitimlerin bu yüksek bilimsel kalitede kalması ve ticari kaygılarla niteliksizleşmemesi adına ciddi inisiyatifler almıştır.
Derneğin, EMDR eğitimlerini uluslararası akreditasyon çerçevesinde belirli bir standartta tutma ve sertifikasyon süreçlerini titizlikle denetleme gayreti, hukuki düzlemde piyasa dinamikleriyle karşı karşıya gelmiştir. Salt serbest piyasa ekonomisi kuralları üzerinden yapılan başvurular neticesinde Rekabet Kurumu, konuyu bilimsel standartların korunması perspektifinden ziyade, pazara giriş engelleri ve rekabet hukuku çerçevesinde değerlendirmiştir. Kurul, derneğin eğitim ve çalıştaylar üzerindeki sıkı akreditasyon denetimlerinin piyasadaki diğer eğitimcileri kısıtladığı yönünde idari bir karar tesis etmiştir.
EMDR Derneği, liyakati ve terapi kalitesini koruma saikiyle bu kararı haklı olarak idari yargıya taşımış olsa da; İlk Derece Mahkemeleri ve nihayetinde Danıştay 13. Dairesi, uyuşmazlığa yalnızca 4054 sayılı Rekabet Kanunu’nun katı piyasa kuralları açısından yaklaşarak idarenin işlemini onamıştır. Hukuken kesinleşen bu kararlar, “rekabetin tesisi” amacını taşısa da, ruh sağlığı profesyonelleri arasında “eğitimde ticarileşmenin bilimsel denetimin önüne geçmemesi gerektiği” yönündeki haklı endişeleri gündemde tutmaya devam etmektedir. Terapötik müdahalelerin birer ticari meta olmadığı, bu alandaki denetim mekanizmalarının mesleki dernekler eliyle en üst düzeyde sağlanmasının kamu yararına olduğu unutulmamalıdır.
İdarenin Orantısız Müdahalesi: Psikologların Serbest İcrası ve Yönetmelik Krizi
Ruh sağlığı profesyonellerinin verdikleri kaliteli hizmeti sekteye uğratan bir diğer önemli idari kriz ise Sağlık Bakanlığı’nın klinik psikologların serbest çalışma koşullarını düzenlemeye yönelik girişimleriyle patlak vermiştir. Klinik psikologlar, aldıkları kapsamlı lisans ve yüksek lisans eğitimleriyle bağımsız olarak psikoterapi süreçlerini yürütmeye ehil uzmanlardır. Ancak Bakanlık tarafından hazırlanan ve psikolojik danışmanlık merkezlerini adeta fiziki bir “hastane veya tıp merkezi” kalıbına sokmaya çalışan yeni yönetmelik, mesleğin doğasıyla bağdaşmayan ölçüsüz şartlar içermektedir.
Serbest çalışan psikologların ofis açabilmesi için ağır metrekare zorunlulukları, asansör ve acil müdahale odası gibi hekimlik pratiğine özgü teknik detayların dayatılması, binlerce uzmanı ofislerini kapatma tehlikesiyle baş başa bırakmıştır. Mesleki bağımsızlığı ve danışanların ruh sağlığı hizmetlerine erişim hakkını doğrudan ihlal eden bu yönetmelik maddeleri, idare hukukunun temel taşlarından olan “ölçülülük” ve “kazanılmış haklara saygı” ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.
Bu haksız ve orantısız idari işleme karşı meslek mensuplarının ve derneklerin başlattığı kararlı hukuk mücadelesi, Danıştay 10. Dairesi’nin yerinde ve adil incelemesiyle karşılık bulmuştur.
Danıştay’ın Yürütmeyi Durdurma Kararı: Mesleki Bağımsızlığın Korunması
İdareye karşı açılan davalar neticesinde Danıştay 10. Dairesi, psikologların yıllardır emek verdikleri ve hastalarına şifa dağıttıkları merkezlerin sırf fiziki şekil şartları bahane edilerek kapatılmasının telafisi güç zararlar doğuracağını tespit etmiştir. Mahkeme, idarenin tesis ettiği yönetmelikteki ağır şartların mevcut ofislere dayatılmasının yürütmesini durdurarak, ruh sağlığı profesyonellerinin mesleki bağımsızlığı lehine son derece hayati bir nefes alma alanı yaratmıştır.
Bu karar göstermektedir ki; devletin ruh sağlığı alanını düzenleme yetkisi, alanın gerçek uzmanları olan psikologların çalışma hürriyetini fiilen ortadan kaldıracak boyuta ulaşamaz. Psikoterapi, ağır fiziki şartların sağlandığı betonarme yapılardan ziyade; yetkinlik, gizlilik, uluslararası akreditasyon (EMDR Derneği vb. kurumların savunduğu standartlar) ve mesleki özerklik ile hayat bulan bir süreçtir. Danıştay’ın bu kararı, psikologların bağımsız ve özgür bir şekilde mesleklerini icra edebilmeleri yolunda atılmış çok güçlü bir hukuki adımdır.
CN Avukatlık Ofisi Olarak Hukuki Değerlendirmemiz
Ruh sağlığı alanı, salt ticari rekabet kurallarına veya katı idari mekanlara hapsedilemeyecek kadar hassas bir zemindir. EMDR eğitimlerinin uluslararası standartlarda tutulması için mücadele eden kurumların çabaları ve klinik psikologların kendi ofislerinde özgürce terapi yapabilme hakları, toplumun sağlıklı bir ruh haline sahip olabilmesinin yegane teminatıdır. Yargıya yansıyan son uyuşmazlıklar, idare hukukunun sadece devleti değil, aynı zamanda nitelikli hizmet üreten meslek mensuplarını da koruyan bir kalkan olması gerektiğini bir kez daha kanıtlamıştır.
CN Avukatlık Ofisi olarak; toplum sağlığını korumak adına bilimsel standartlardan ödün vermeyen meslek örgütlerinin ve haksız yönetmeliklerle çalışma alanları daraltılmaya çalışılan tüm ruh sağlığı profesyonellerinin haklı mücadelelerini önemsiyoruz. Sağlık idare hukuku, mevzuata uyum (compliance), ruhsatlandırma krizleri ve idari yaptırımların iptali süreçlerinde; psikologların ve danışmanlık merkezlerinin hukuki haklarını en güçlü şekilde savunmaya devam ediyoruz.
Mesleki bağımsızlığınızın hukuki güvence altına alınması, haksız idari işlemlere karşı iptal davalarının yürütülmesi ve merkez açılış/işleyiş süreçlerinde profesyonel hukuki danışmanlık almak için cecenhukuk.com üzerinden ofisimizle iletişime geçebilir, uzman avukat kadromuzun tecrübesinden faydalanabilirsiniz.








İlk yorum yapan siz olun