İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YARALAMA SUÇU SAVUNMA DİLEKÇESİ

ADANA ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO:

SAVUNMALARINI SUNAN SANIK:

KONU: Hakkımda açılan davaya ilişkin atılı suçları işlemediğime dair YAZILI SAVUNMAMIN sunumudur.

AÇIKLAMALAR

12 tarihinde yaşanan olaydan dolayı Basit Yaralama ve Görevi Yaptırmamak için direnme suçlarından 15 tarihinde Adana Sulh Ceza Mahkemesi’nin 12 Sorgu numaralı dosyası ile haksız bir şekilde tutuklandım. 12 tarihine kadar tutuklu olarak kaldım. Atılı suçları işlemediğimden ve bu suçları işlediğime dair de tutuklanmamı gerektirecek kuvvetli suç şüphesi olmadığından ve hiçbir somut neden sebep ve delil bulunmamakla birlikte yalnızca üzerime atılı SOYUT İSNATLAR neticesinde tutuklanmama karar verilmiş olması zaten haksızdı. Neticesinde savcılık makamınca hakkımda; basit yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve hakaret fiillerinden dolayı hakkımda huzurdaki dava açılmıştır.

14 günü yaşanan olayı kısaca özetleyecek olur isem; Adana üzerinde seyir halindeyken stadyum civarına döndüm ve ….. üzerinden otobana çıktım. Bu esnada motosikletli iki kişinin beni takip ettiğini fark ettim. Bu kişilerden birinin üzerinde mavi kot, renkli ve desenli tişört ve siyah kask diğerinde ise siyah kot siyah tişört ve siyah kask bulunmaktaydı. İki kişi olduklarından dolayı korktum. Ben ticaretle uğraşmakta olduğumdan iş yaptığım birçok kişi bulunmaktadır. Yine olay gününden kısa bir süre önce iş yapmakta olduğum bazı kişiler ile aramızda bir sorun yaşandı hatta bu sorun üzerine şahıslar beni döverek şikayetçi olmamam konusunda tehdit ettiler. Olay günü sivil kıyafet ve sivil motosikletlerle beni takip eden kişilerin daha öncesinde beni döverek tehdit eden şahıslar olduklarını düşünerek onlardan kurtulmak için sevk ve idaremde bulunan araçla hızlanmak zorunda kaldım. Tek amacım bana tekrar zarar vermelerini engellemekti. Yaşanan olay anlattığım şekilde gelişmesine rağmen dosya kapsamında müştekilerin anlatımları ve diğer bilgi ve belgelerin içerikleri hem çelişkili hem de asılsızdır. Şöyle ki;

2.1. Dosyada müşteki sıfatıyla yer almakta olan polis memurları 14 tarihli ifadelerinde ; “………..” Şeklinde iddialarda bulunmuşlardır. Ancak;

Öncelikle her ne kadar polisler aracın hızının çok yüksek olduğunu ve ayrıca kendi araçlarının azami hızının 240 km olduğunu iddia etmiş olsalar da polislerin kullandığı motosikletin markası ve modeli X olup dilekçenin ekinde yer verildiği üzere bu motosikletin azami hızı 200 km/saattir. (EK-1) Bu teknik durum nazara alındığında polislerin iyiniyetli beyanlarda bulunmadığı ve başkaca görgü tanığı bulunmaması durumu da gözetilerek tamamen taraflı beyanları ile sayın soruşturma ve akabinde sayın kovuşturma makamını etkilemeye çalıştıkları açıktır. Nitekim gerçekten belirttikleri gibi yüksek hızda seyir halinde olsa idim yetişmeleri söz konusu dahi olamazdı. Kaldı ki polis memurlarının iddia ettiklerinin aksine önüme çıkan araçlara iyice yaklaşarak, tampon mesafesine kadar girerek, fırsat bulduğum anda diğer şeride makas atmak suretiyle seyretmem gibi bir durum gerçekleşmemiştir. Bu iddialar tamamen asılsız olup gerçeği yansıtmamaktadır. Verdiğim ifadelerde zaten beni takip eden sivil giyimli motosikletli şahıslardan korkarak hızlandığım yönünde dürüst beyanlarda bulundum. Ancak polislerin iddia ettiği kadar yüksek hızla seyretmemekle birlikte trafik güvenliğini tehlikeye sokacak hareketlerde de kesinlikle bulunmadım.

2.2. Yine müştekiler ifadelerinin devamında “..sapağından ayrıldıktan sonra Bölge trafiği geçerek kuzeye saptığı o esnada yavaş olduğundan yine araca yetiştik, aracın yanına girmek istediğimizde birkaç defa aracını üzerimize kırmak suretiyle can güvenliğimi tehlikeye düşürdü. Sonra iyice yavaşlayarak yaklaşık 20 km hıza düştüğünde yine motosikletle yanına geldim. Bu esnada sürücü camını indirdi, yine durmasını, polis olduğumuzu ve kenara çekmesi için bağırdım ki bu noktaya kadar motosikletimin çakar sistemi açık vaziyeteydi.” Şeklinde iddialarda bulunmuşlardır.

Her ne kadar polisler tarafından bu yönde iddialarda bulunulmuşsa da aracımı üzerlerine kırmak ve can güvenliklerini tehlikeye düşürmek gibi bir durum söz konusu olmamıştır. Aksine beni takip eden şahısların polis olduklarını bilmediğimden ve bu şahısların daha öncesinde beni döverek tehdit eden kişiler olduğunu düşündüğümden bir süre kaçmaya devam ettim. Ancak bir süre sonra durumu öğrenmek için aracı yavaşlatarak aracın camını açtım sol tarafımdan gelen motosikletli sürücü gömleğini yukarı kaldırarak bana silahını gösterdi. Bu durum benim daha da paniklememe sebep oldu. Zira o esnada silah yerine polis olduklarına dair kimlik ya da rozet göstermiş olsalardı durumu anlayarak aracı durdururdum. Kaldı ki çakar sisteminin açık vaziyette olduğunu söyleseler de hatırladığım kadarıyla araçlarda çakar bulunmamaktaydı. Eğer iddia edildiği gibi araçlarda çakar bulunsa ve açık olsaydı dahi havanın aydınlık ve güneşli olması sebebiyle görülmesi mümkün olmazdı. Motosikletli şahısların yavaşladığım esnada silah göstermesi üzerine iyice panikleyerek ve bana zarar vereceklerini düşünerek bu olay üzerine yeniden hızlanmak durumunda kaldım.

2.3. Müşteki X tarihli ifadesinde; “14 no’lu motosiklet ekibindeki arkadaşım polis memuru ……. araç kaçmasın diye ………..LI ARACIN ÖN TARAFINA MOTOSİKLETLE GEÇTİ. Araç sürücüsü bunun üzerine önünde bulunan polis arkadaşımın motosikletine hareket ederek çarpmak suretiyle motosikletle birlikte yere düştü. Sürücü yine durmayarak . ve motosikletin üzerine doğru çarpmak kasıtlı seyrine devam ettiği esnada Hakan arkadaşım ani bir refleksle aracın önünden kurtuldu. Araç dursun diye önce havaya, durmadığından dolayı da aracın lastiklerine 4-5 el ateş ettim. Ancak araç hızlanarak …..istikametine seyretti.” Şeklinde,

Diğer müşteki Ahmet ise X tarihli ifadesinde; “Ben aracın iyice yavaşlaması üzerine aracın duracağını düşünerek aracın kaçmasını engellemek amacıyla ön kısmına geçtim ve iyice yavaşladım. Bu esnada olay nedeniyle öğrendiğim …………. kullandığım motosiklete arkadan bir kez çarptı, motosikletin dengesi bozuldu ancak motosikletin dengesini sağladığım esnada şahıs ikinci defa ilkinden daha sert olmak suretiyle arkadan motosiklete tekrar çarptı. Motosikletin arka kısmı havaya kalktı sonra motosiklet devrildi, ben de motosikletin sol tarafına omuz üzerine düşerek sürüklenmeye başladım. Bu esnada araç bir an yavaşladı aniden gaza basarak üzerime doğru kasıtlı bir şekilde manevra yaptı. Bunun üzerine aracın altından kurtulmak amacıyla sola doğru yuvarlandım. Bu esnada ekip şefi ……… motosikletten aşağı inerek güvenliğini aldıktan sonra bir el havaya ateş etti. Araç durmaması üzerine 4-5 el daha aracın lastik kısmını gözeterek ateş etti. X istikametine doğru kaçtı.” şeklinde İfadeler vermiş olup bu ifadelerde belirtilen hususları kabul etmemekle birlikte polis memurlarının verdikleri ifadeler dahi kendi içlerinde çelişmektedir.

Ahmet benim motosikletine iki kez çarptığımı, ilkinde sendelediğini, ikincisinde ise daha sert çarparak motosikletin arka tekerinin kalktığını iddia etse de bu olaylar gerçekten anlatıldığı gibi yaşanmış olsaydı aynı anda orada bulunan …… bu kadar önemli bir detayı hatırlamaması söz konusu olmazdı. Polis memurları deyim yerinde ise kendi aralarında bir senaryo oluşturmuş karakolda verdikleri ifadelerini de bu senaryo üzerine oturtmaya çalışmışlar ancak bu konuda pek başarılı olamamışlardır. Tüm bu iddialar gerçeği yansıtmamakla birlikte olayın aslına kısaca değinecek olursam; Motosikletli kişilerin beni neden takip ettiğini öğrenmek isteyerek yavaşladığımda şahıslardan birinin bana silahını göstermesi üzerine panik yaparak yeniden hızlandım ve kısa bir müddet gittikten sonra beni takip eden motosiklet sürücüleri silah sıktılar. Aracın direksiyon hakimiyetini bir anda kaybettim, dikkatim sol taraftaki silahlı kişide olduğu için ve bu esnada sağ tarafıma fazla dikkat edemediğimden sağ tarafımdan gelen motosikletli hafifçe önüme kırdı ve bana çarptı. Müştekiler bu durumu dahi ifadelerinde kendi lehlerine yorumlayarak anlatmışlardır. Hatta bu olay üzerine polisten yardım istemek için 112’yi aradım ve yaklaşık 7 dakika Acil 112’de çalışan görevlilerle konuştum. Dosyada 112 arama kayıtlarım mevcut olup ben eğer ki bu kişilerin POLİS OLDUKLARINI BİLSEM NEDEN 112 ‘Yİ ARAMA İHTİYACI DUYAYIM. ASLINDA 112 Yİ ARAMIŞ OLMAM DAHİ YAŞANAN OLAYDA KİŞİLERİN POLİS OLMADIKLARI BENİM HASMIM OLDUKLARINI DÜŞÜNMEMİN EN BÜYÜK İSPATIDIR. 112 yi aramam neticesinde telefondaki görevliler beni takip eden motosikletlilerin polis olduğunu söyleyince vakit kaybetmeden ve tereddüt etmeden sevk ve idaremde bulunan aracı hiçbir zorluk çıkartmadan kendi rızamla sağa çekerek durdum.

2.4. Dosyada mevcut; Olay yakalama arama teslim tesellüm tutanağı içeriğindeki olaya dair anlatım tamamen soyut ve dayanaksızdır. Her ne kadar tutanakta olay yerine istenilen takviye ekibin …. civarında aracımı takibe aldığı ancak çok süratli seyir etmem sebebiyle yolun kesilmesinin mümkün olmadığından, sonrasında benim trafik yoğunluğunda yavaşlamamdan faydalanarak yanıma yaklaşıp “Dur! Polis, kaçma sağa çek” uyarısında bulunulduğu halde benim kaçmaya devam ettiğim yönünde iddialarda bulunulmuşsa da bunlar tamamen gerçeklikten uzaktır. Nitekim durum böyle gelişseydi 112 acil servisi kesinlikle aramazdım yahut motosikletli kişilerin polis olduklarını öğrendikten sonra da derhal aracı sağa çekip durmazdım.

Tutanağın devamında polislerin bana her defasında durmamı söylemelerine rağmen durmadığım ve görevli aracın üzerine kırmak suretiyle ekip aracına çarparak yoldan çıkmasını ve hareketsiz kalmasını amaçladığım yönünde komik iddialarda bulunulmuş olsa da öncelikle tutanakta bu olayların geçtiği yol güzergahının yoğun olduğu belirtilmiş olup bu derece yoğun bir yolda yaşanılan bu olayların olması ihtimalinde kimsenin bu olayı görmemiş olması da akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Kaldı ki aracımla bahsedilen hareketi yapmış olsaydım aracımda buna ilişkin çizik ya da göçük meydana gelirdi ancak olayın hemen sonrasında çekilen araca ait görüntülerden de görüleceği üzere böyle bir durum söz konusu değildir.  Nitekim gerçekten bahsedildiği gibi bu olaylar yaşanmış olsaydı sanıyorum ki olaya şahitlik edecek birileri olurdu. Bu da gösteriyor ki tutanakta yer alan tüm bu iddialar gerçeklikten uzak ve soyuttur.

Tutanağın devamında her ne kadar Aracın durmaması üzerine aracın lastiklerine ateş ederek beni durdurmak istediklerini ancak patlak lastiklerle tehlikeli şekilde seyrime devam ettiğimi hatta bu esnada …….. plaka sayılı araca çarptığımı, iddia ettikleri üzere patlak lastikle ekip aracına doğru manevralar yaparak kazaya sebebiyet vermeye çalıştığımı iddia etmişlerse de polisiye filmlerini aratmayan bu iddialar hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira patlak lastikle manevra yaparak ekip aracına çarpmaya çalışmak bir yana o şekilde aracın ilerleyebilmesinin dahi imkanı yoktur. Ayrıca gerçekten tüm bu iddialar yaşanmış ve gerçekleşmiş olsaydı aracın lastikleri patlak olurdu ki dilekçemiz ekinde sunduğumuz aracın olaydan hemen sonrasında çekilen fotoğraflarında araç lastiklerinde herhangi bir sorun olmadığı, iddia edildiği gibi lastiklerin patlak olmadığı görülecektir.

Tüm bu asılsız iddialarla da yetinmeyip bir süre sonra araçtan inerek yaya şekilde koşarak kaçtığımı ve kaçarken düştüğümü, yakalamak ve düştüğüm yerden beni çıkarmaya çalışmak isterken de kendilerine direnerek mukavemet gösterdiğimi ve bu nedenle bana kademeli olarak güç kullandıklarını iddia eden ve bu yönde tutanak düzenleyen polis memurları aslında tüm bu senaryoyu, bana karşı uyguladıkları orantısız güç ve darp hususlarını haklı bir sebebe dayandırmaya çalışmak amacıyla oluşturmuşlardır. Zira olay esnasında ayağımda ciddi bir rahatsızlık mevcut olup koltuk değnekleri ile yürümekteydim. Ekte sunmuş olduğum fotoğrafta (EK-2) olay günü araç içerisindeki koltuk değnekleri de bu durumu açıkça göstermekte olup ayağı sakat bir insanın jandarma ekibi ve sivil polislerden (yaklaşık 10 kişi)  koşarak kaçması hayatın olağan akışına aykırı olup eğer olay bu şekilde gelişmiş ise müştekiler dışında dosya kapsamında jandarma ekibinden bir kişinin dahi dosyada tanık olarak ifadesinin alınmamış olması çelişkinin apaçık ispatıdır.

2.5. Yaşanan olaydan ötürü asıl mağdur olan, darpa maruz kalan benim. Beni takip eden motosikletlilerin polis olduğunu öğrenerek aracımı kendi rızamla durdurduktan sonra jandarma ekipleri ve sivil giyimli şahıslar yanıma gelerek beni araçtan aşağı indirdiler ve vücudumun değişik yerlerine tekme, yumrukla vurmak suretiyle darp ettiler. Olay sonrasında yapılan muayene neticesinde vücudumda tespit edilen belirtiler ve dosyaya soruşturma aşamasında ibraz etmiş olduğum fotoğraflarda bu olguyu açıkça ispatlamaktadır.

2.6. Müştekilerin iddia ettiği gibi ben müştekilere kesinlikle küfür etmedim. Müştekilerin ne polis olduğunu bilmeden ne de polis olduklarını öğrendikten sonra hakaret etmedim. Hakkımdaki tüm iddialar mesnetsiz soyut ve dayanaksız olup bu iddialara ilişkin herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Kaldı ki beni takip eden şahısların polis olduğunu bilseydim kesinlikle hızlanarak araçla seyir halinde olmaya devam etmez hemen dururdum ki zaten yardım istemek için 112’yi aradığımda ve bu esnada beni takip eden şahısların polis olduğunu öğrendiğimde de hiç vakit kaybetmeden derhal aracı durdurdum. Sayın mahkemenizin de takdir edeceği üzere iddia edildiği gibi görevi yaptırmamak için direnme kastım olsaydı 112 ile konuştuktan sonra kaçmaya devam ederdim. Ancak takip eden şahısların polis olduklarını öğrendikten sonra hiçbir zorluk çıkarmadan aracı durdurarak indim. Hatta araçtan iner inmez jandarma ekipleri ve sivil giyimli şahıslar tarafından darp edildim. Bunlara rağmen kesinlikle hakaret tehdit ve zor kullanma gibi girimlerde bulunmadım. Bu darp sonucunda boyun bölgemde, alnımda, ağzımda ve sağ kaburgamda ciddi yaralanmalar meydana geldi. Bu darp olayına ilişkin şikayet hakkımı saklı tutmaktayım.

Yukarıda ayrıntılı olarak izah ettiğim üzere;

  • Olay günü motosikletle beni takip eden tamamen sivil giyimli şahısların polis olduklarını bilmemem ve bu şahısların daha öncesinde beni döverek tehdit eden kişiler olduğunu düşünerek canımı kurtarmak düşüncesi ile bir an önce onlardan uzaklaşmaya çalışmam,
  • Olayı anlamak için yavaşlayarak camı açtığımda şahısların bana polis olduklarına ilişkin bir şey söylemeksizin, kimlik veya rozet göstermeksizin direk silah göstermesi üzerine daha da panik yapmam,
  • Sol tarafımdan gelen şahsın silahla ateş etmesi ve tüm dikkatimin onda olması sebebiyle sağdan gelen motosikletlinin o esnada motosikletini önüme kırması,
  • Şahısların bana zarar vereceklerini düşünerek ve canımı kurtarma amacıyla uzaklaşırken 112’yi arayarak yardım istemem,
  • 112’deki görevlilerin, beni takip eden şahısların polis olduklarını söylemesi üzerine vakit kaybetmeksizin aracımı sağa çekerek derhal durdurmam,
  • Aracı durdurduktan sonra ayağımda sakatlık olması ve koltuk değneği ile yürümem ve yanıma gelen jandarma ekipleri ve sivil giyimli şahısların vücudumun değişik yerlerine tekme, yumrukla vurmak suretiyle darp etmelerine rağmen herhangi bir zorluk çıkarmamam karşı direnmemem.
  • Üzerime atılı suçların hiç birinde kasıt bulunmaması, tek amacımın kendi hayatımı korumak olduğu

Hususları nazara alındığında tarafıma isnat edilen suçlamaların haksız olduğu, bu suçları işlemediğim, herhangi bir kastımın olmadığı yalnızca hasmım sanarak meşru müdafaada bulunarak kendimi korumaya çalıştığım, kaldı ki üzerime atılı suçlamaların tamamen soyut, mesnetsiz bir senaryodan ibaret olduğu gerek dosya kapsamındaki ifadeler gerekse diğer belgeler ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu sayın mahkemenizce de takdir edilecektir. Soruşturma makamınca etkili bir soruşturma yapılsa idi söz konusu dosya sayın mahkemenin huzuruna çıkmadan takipsizlik ile sonuçlanacağı son derece açıktır. Zira müşteki olan şahıslardan birisi dosyada bizzat görev almış ve soruşturmaya katılmıştır. Polis memuru ..ın hem soruşturmayı yürüten bir kolluk görevlisi olarak delillerin toplanmasında imzası bulunmakta hem de müşteki olarak dosyada bulunmaktadır. Bu durum dahi soruşturmanın etkili bir şekilde yapılmadığını gözler önüne sermektedir. Bu sebeple soruşturma aşaması bizzat olaya karışmış polis memurlarınca yürütülmüş olduğundan bu aşamada elde edilmiş deliller objektif ve güvenilir olmayacağından hükme esas alınmamalıdırlar. Tüm bu nedenlerle iş bu savunma dilekçemin kabulünü ve devamında atılı suçlardan beraatimi talep etme zorunluluğu doğmuştur.

Hakkımdaki Adli Kontrol Kararının Kaldırılmasını Talep Etmekteyim.

Ben otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirket sahibi olarak sıklıkla il dışı ve yurtdışı toplantılarına ve eğitimlerine gidiyorum. Mercedes gibi uluslararası bir şirketin toplantıları yurtdışında ve İstanbul’da olmaktadır. Ancak bu dava nedeniyle hakkımda hem “haftada iki kez karakola gidip imza verme” yükümlülüğü hem de “yurtdışına çıkma yasağı” adli kontrol tedbirleri uygulanmaktadır. Savunmalarım, dosya kapsamı atılı suçların alt ve üst sınırı, işim ve yerleşik aile yaşantım gereği kaçma ihtimalim ve şüphesi kesinlikle söz konusu olmadığından haksız ve hukuka aykırı şekilde uygulanmakta olan adli kontrol kararlarının da kaldırılmasını talep etmekteyim.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda ayrıntılı olarak izah ettiğim üzerime atılı suçları işlemediğime dair yazılı savunmalarım, dosya kapsamında bu savunmamı destekleyecek her türlü belge bilgi ve husus ile Sayın Hakimliğinizce re’sen nazara alınacak sebepler doğrultusunda öncelikle BERAATİME, Sayın Mahkeme aksi görüşte ise LEHE HÜKÜMLERİN UYGULANMASINA, ADLİ KONTROL KARARININ KALDIRILMASINA, karar verilmesini  saygı ile arz ederim.  

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir