Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 04.11.2025 tarihinde verilen 2025/5152 E., 2025/8447 K. sayılı karar, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının geçerliliği ve irade fesadı iddialarının ispatı konusunda önemli ilkeler içermektedir. Karar, özellikle işçinin yurt dışındaki işyerinde bulunduğu sırada telekonferans yöntemiyle yürütülen arabuluculuk görüşmelerinin, tek başına irade sakatlığı oluşturmayacağını ve tutanağın iptali için yeterli olmadığını hükme bağlamıştır.
Dava Konusu ve Süreç
Davacı işçi, davalı işverene ait Kuveyt’te bulunan şantiyede silindir operatörü olarak çalışmış ve iş sözleşmesi işverence feshedilmiştir. Davacı, fesihten sonra baskı ve zorlama ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığını, iradesinin fesada uğratıldığını, arabuluculuk görüşmesinin önemi ve hukuki boyutu hakkında kendisine bilgilendirme yapılmadığını ileri sürerek arabuluculuk tutanağının iptali ile kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren ise, davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi, arabuluculuk görüşmelerinin davacının çalıştığı yer olan Kuveyt’te bilgisayar ile görüntülü olarak işverenin hakimiyet alanında gerçekleştirildiği, imzalamayanlara haklarının verilmeyeceği yönünde baskı kurulduğu gerekçesiyle ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ve davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onamıştır. Davalı vekilinin temyizi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önüne gelmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Değerlendirmesi (Çoğunluk Görüşü)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi çoğunluğu, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin bir maddi hukuk sözleşmesi olduğunu ve bu sözleşmenin geçersizliğini ileri süren tarafın, ispat yükünün kendisine ait olduğunu vurgulamıştır.
İrade Fesadı İddiasının İspatı
Kararda, davacının irade fesadı iddiasını usulüne uygun olarak ispat edemediği belirtilmiştir. Dosyada dinlenen davacı tanıklarının soyut ve genel nitelikte beyanlarda bulunduğu, arabuluculuk görüşmelerine, sürece ve irade fesadı iddialarına ilişkin somut tanık anlatımı bulunmadığı tespit edilmiştir. Soyut ve genel nitelikteki tanık beyanlarının, irade fesadı iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığına hükmedilmiştir.
Bilgilendirme Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesi
Mahkeme, dosyada mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı ve arabuluculuk son tutanağı üzerinde yaptığı incelemede, davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiğini tespit etmiştir. Bu durumun aksi, davacı tarafından ispat edilememiştir.
Telekonferans Yönteminin Tek Başına Yeterli Olmaması
Çoğunluk görüşü, arabuluculuk görüşmesinin telekonferans yöntemiyle ve işverenin şantiyesinde bulunan işçi ile gerçekleştirilmesinin, tek başına irade fesadı için yeterli bir neden olmadığını vurgulamıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 9. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca, arabuluculuk faaliyeti yüz yüze veya iletişim teknolojisi kullanılarak yürütülebilir. Bu nedenle, telekonferans yönteminin kullanılmış olması, tek başına usulsüzlük veya irade fesadı anlamına gelmez.
Bozma Kararı
Açıklanan gerekçelerle çoğunluk, İlk Derece Mahkemesi’nin ihtiyari arabuluculuk tutanağını geçerli kabul ederek davanın reddi yerine, yanılgılı değerlendirme ile tutanağın iptaline ve alacakların kısmen kabulüne karar vermesinin hatalı olduğuna hükmetmiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Karşıoy Görüşü
Dairedeki dört üye (karşıoy yazısında isim belirtilmemiş ancak karşı oy kullananlar olduğu anlaşılmaktadır) karara katılmamıştır. Karşıoy gerekçesinde şu hususlara dikkat çekilmiştir:
1. İşçinin Zayıf Konumu ve Arabuluculukta Eşitlik İlkesi
Karşıoy, işçi ve işveren ilişkilerinde işçinin işveren karşısında zayıf konumda olduğu gerçeğinden hareket etmektedir. 6325 sayılı Kanun’un 3. maddesinde tarafların eşit haklara sahip olduğu ve 9. maddesinde arabulucunun eşitliği gözetmekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olsa da, eşitliğin gözetilmediği, işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edemediği bir ortamda, işçinin baskı altında olmadığını söylemek mümkün değildir.
2. Uyuşmazlık Olmadan Arabuluculuğa Başvurulması
Karşıoy, ihtiyari arabuluculuk yoluna çoğunlukla işverenlerin başvurmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, normal olanın alacaklının (işçinin) alacağını tahsil için harekete geçmesi olduğunu belirtmiştir. İşverenlerin bu yönteme başvurması, salt işçinin mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldırma amacı taşıdığı ihtimalini güçlendirmektedir. Ayrıca, somut olayda arabuluculuğa başvurulmadan önce davacı işçi ile hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığı ortaya konulmuş değildir.
3. Telekonferansla Yapılan Görüşmenin Usulsüzlüğü
Karşıoy, arabuluculuk görüşmelerinin telekonferans ile yapılabilmesine karşılık, işverenin yurt dışındaki şantiyesinde bulunan davacı işçi ile işveren arasında yapıldığı belirtilen müzakerenin usulüne uygun gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Zira böyle bir ortamda taraflar arasında eşitlik gözetilmemiş; davacı işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edebildiği bir ortam sağlanmamıştır.
Bu nedenlerle karşıoy, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının onanması gerektiği görüşündedir.
Kararın Sonucu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi çoğunluğu, oy çokluğuyla aldığı kararla:
-
Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış,
-
İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş,
-
Davalı yararına 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretine hükmetmiştir.
Dosya, yeniden değerlendirilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
Kararın Değerlendirilmesi ve Uygulama Açısından Önemi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, ihtiyari arabuluculuk uygulamaları bakımından birkaç önemli noktaya işaret etmektedir.
1. İrade Fesadı İddiasında İspat Külfeti
Karar, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren tarafın (genellikle işçinin) bu iddiasını usulüne uygun ve somut delillerle ispatlaması gerektiğini vurgulamaktadır. Soyut ve genel nitelikteki tanık beyanları, irade fesadı iddiasını ispatlamak için yeterli değildir. İşçinin, baskı, zorlama veya yanıltma iddialarını, olayın zamanı, yeri, şekli ve etkileri bakımından somutlaştırması gerekmektedir.
2. Telekonferans Yöntemi Tek Başına Usulsüzlük Değildir
6325 sayılı Kanun’un açık hükmü gereği, iletişim teknolojisi kullanılarak yapılan arabuluculuk görüşmeleri, yüz yüze yapılan görüşmelerle eşdeğerdedir. Telekonferans yönteminin kullanılmış olması, tek başına usulsüzlük veya irade sakatlığı oluşturmaz. Bu nedenle, işçilerin sırf bu yöntem kullanıldı diye arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmeleri beklenen bir sonuç doğurmayacaktır.
3. Karşıoyun Uyarıları: Eşitlik ve Mahkemeye Erişim Hakkı
Karşıoy görüşü, iş hukukundaki işçinin korunması ilkesi ve mahkemeye erişim hakkı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) bakımından önemli uyarılar içermektedir. İşverenin, henüz bir uyuşmazlık doğmadan, işçinin dava açmasını engellemek amacıyla ihtiyari arabuluculuğa başvurması ve bu süreci işçinin üzerinde baskı hissedebileceği bir ortamda (örneğin işverenin şantiyesinde) telekonferansla yürütmesi, eşitlik ilkesini zedeleyebilir. Bu tür durumlarda, işçinin iradesinin özgürce oluşup oluşmadığının titizlikle incelenmesi gerekir.
4. Uygulayıcılara Öneriler
-
İşçiler ve vekilleri: İhtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini istiyorlarsa, irade fesadı iddialarını somut olgularla desteklemeli, baskı veya zorlamanın zamanını, yerini ve şeklini ayrıntılı şekilde anlatan tanık beyanları sunmalıdır.
-
İşverenler ve vekilleri: İhtiyari arabuluculuk sürecini işçinin kendini özgürce ifade edebileceği, eşitliğin sağlandığı bir ortamda yürütmeli, bilgilendirme yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmeli ve bu durumu tutanaklarla belgelendirmelidir.
-
Arabulucular: Özellikle tarafların fiziksel olarak aynı ortamda bulunmadığı telekonferans görüşmelerinde, tarafların eşitliğini sağlamaya, her iki tarafa da söz hakkı tanımaya ve işçinin iradesinin baskı altında olup olmadığını değerlendirmeye özen göstermelidir.
Sonuç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2025 tarihli kararı, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarına yönelik irade fesadı iddialarının ispatında somut delil zorunluluğunu vurgulayan ve telekonferans yöntemini tek başına usulsüzlük nedeni saymayan önemli bir içtihattır. Çoğunluk görüşü, arabuluculuk kurumunun işleyişine ve usul ekonomisine öncelik verirken; karşıoy görüşü, işçinin zayıf konumu ve mahkemeye erişim hakkının korunması gerektiğine dikkat çekmektedir. Her iki yaklaşım da arabuluculuk uygulamalarının gelişimi açısından değerlidir. Uyuşmazlığın özelliklerine göre, mahkemelerin bu iki farklı perspektifi dengeleyerek adil sonuçlara ulaşması beklenmektedir.
Bu makale, cecenhukuk.com için hazırlanmış olup, bilgilendirme amacı taşımaktadır. Hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.






İlk yorum yapan siz olun