İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ’NDEN TEBLİGAT USULSÜZLÜĞÜNE İLİŞKİN EMSAL KARAR: HABER VERİLEN KOMŞUNUN İSMİNİN MAZBATAYA YAZILMAMASI TEBLİGATI USULSÜZ KILAR

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 06.07.2023 tarihinde verilen 2022/12461 E., 2023/4630 K. sayılı karar, tebligat hukukunun en sık karşılaşılan sorunlarından birine açıklık getirmiştir. Karar, muhatabın adreste bulunmaması halinde yapılan tebligatlarda, haber verilen komşunun isminin tebligat mazbatasına yazılmamasının, tebligatı usulsüz hale getirdiğini hüküm altına almıştır.

Dava Konusu ve Süreç

Davacı borçlu vekili, müvekkiline gönderilen ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu ileri sürerek, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 23.08.2021 olarak düzeltilmesi talebiyle şikayette bulunmuştur.

Davalı alacaklı vekili ise davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi, şikayetin kabulüne ve ödeme emri tebliğ tarihinin 23.08.2021 olarak düzeltilmesine karar vermiştir. Davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.

Tebligatın İçeriği ve Usulsüzlük Nedeni

Somut olayda, davacı borçlu şirkete gönderilen ödeme emri tebligatı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca şu şekilde gerçekleştirilmiştir:

Tebligat mazbatasında, “muhatap adresinin kapalı olması sebebiyle evrakın mahalle muhtarına tebliğ edildiği, muhatabın kapısına 2 nolu haber kağıdının yapıştırıldığı, 10 nolu kapı komşusuna haber verildiği, komşunun isim ve imzadan imtina ettiği” şeklinde bir şerh bulunmaktadır.

Ancak bu şerhte, haber verilen komşunun ismi açıkça belirtilmemiştir. İşte bu eksiklik, tebligatın usulsüz sayılmasının temel nedenidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin Değerlendirmesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligat usulsüzlüğü şikayetine ilişkin bu uyuşmazlıkta, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde önemli tespitlerde bulunmuştur.

Tebligat Kanunu’nun 21/1. Maddesi ve Uygulaması

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi, muhatabın adreste bulunmaması halinde yapılacak tebligatı düzenlemektedir. Buna göre:

  • Muhatap adresinde bulunmazsa, tebliğ memuru durumu tespit eder.

  • Tebligat, o adreste bulunan komşu, yönetici, muhtar gibi kişilerden birine yapılır.

  • Ayrıca, muhatabın kapısına haber kağıdı yapıştırılır.

  • Tüm bu işlemler, tebligat mazbatasında açıkça belirtilmelidir.

Haber Verilen Komşunun İsminin Yazılmasının Önemi

Tebligat mazbatasında, haber verilen komşunun isminin yazılması, tebligatın usulüne uygunluğunu denetleyebilmek açısından hayati önem taşır. Bu bilgi sayesinde:

  • Muhatap, kendisine kimden haber verildiğini öğrenebilir.

  • Tebligatın gerçekten yapılıp yapılmadığı denetlenebilir.

  • Komşunun ifadesine başvurulması gerektiğinde, kim olduğu bilinebilir.

  • Tebligatın usulsüzlüğü iddiası halinde, komşu tanık olarak dinlenebilir.

Haber verilen komşunun isminin yazılmaması, tüm bu denetim imkânlarını ortadan kaldırdığı için, tebligatın usulsüz sayılmasını gerektirir.

Somut Olayda Usulsüzlük

Olayda, tebligat mazbatasında “10 nolu kapı komşusuna haber verildiği” belirtilmiş, ancak bu komşunun adı yazılmamıştır. Komşunun isim ve imzadan imtina ettiği belirtilse bile, isminin mutlaka mazbataya yazılması gerekir. Zira “imzadan imtina”, kişinin imza atmaktan kaçındığı anlamına gelir; ancak isminin yazılması, onun rızasına bağlı değildir ve tebliğ memuru tarafından re’sen yazılmalıdır.

Bu eksiklik nedeniyle tebligat, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine aykırı hale gelmiştir.

Öğrenme Tarihinin Tebliğ Tarihi Olarak Kabulü

Tebligatın usulsüz olduğu durumlarda, muhatabın tebligattan fiilen haberdar olduğu tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir (Tebligat Kanunu m.32). Davacı borçlu, ödeme emrinden 23.08.2021 tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiş ve bu tarihten daha önce haberdar olduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Bu nedenle, tebliğ tarihinin 23.08.2021 olarak düzeltilmesi yerinde görülmüştür.

Kararın Sonucu

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, oy birliğiyle aldığı kararla:

  • Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğuna,

  • Temyiz itirazlarının yerinde olmadığına,

  • Kararın onamasına,

karar vermiştir.

Kararın Değerlendirilmesi ve Uygulama Açısından Önemi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, tebligat hukukunun temel prensiplerini vurgulaması ve uygulamada sıkça karşılaşılan bir hatayı netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

1. Tebligatın Şekil Şartlarına Titizlikle Uyulmalıdır

Tebligat, tarafların yargısal işlemlerden haberdar olmasını sağlayan en temel araçtır. Bu nedenle, tebligatın usulüne uygun yapılması, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Tebligat Kanunu’nda öngörülen şekil şartlarına titizlikle uyulmalı, herhangi bir eksiklik tebligatı geçersiz kılacaktır.

2. Haber Verilen Kişinin Kimliği Mutlaka Belirtilmelidir

Tebliğ memurları, muhatabın adreste bulunmaması halinde kime haber verdiklerini, bu kişinin adını, soyadını ve adresini (biliniyorsa) mutlaka mazbataya yazmalıdır. “Komşuya haber verildi” şeklindeki genel ifadeler yeterli değildir. Hangi komşuya (isim, daire numarası vb.) haber verildiği açıkça belirtilmelidir.

3. “İmzadan İmtina” Durumunda Bile İsim Yazılmalıdır

Tebligat mazbatasında, haber verilen kişinin isim ve imzadan imtina ettiği belirtilebilir. Ancak bu durumda dahi, kişinin ismi mutlaka mazbataya yazılmalıdır. Zira “imzadan imtina”, kişinin imza atmaktan kaçındığı anlamına gelir; ancak isminin yazılması, onun rızasına bağlı değildir.

4. Usulsüz Tebligatın Sonuçları Ağırdır

Usulsüz tebligat, yapılmamış sayılır. Bu durumda, muhatabın tebligattan fiilen haberdar olduğu tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Bu ise, özellikle icra takiplerinde, sürelerin yeniden işlemeye başlaması ve takibin uzaması gibi sonuçlar doğurabilir.

5. Alacaklılar Açısından Uyarı

Karar, alacaklılar ve takip alacaklıları açısından da önemli bir uyarı niteliğindedir. Takip talebinde borçlunun adresini doğru ve eksiksiz bildirmek, tebligatın usulüne uygun yapılmasını sağlamak için yeterli değildir. Tebligatın yapılış şekli de titizlikle takip edilmeli, usulsüzlük durumunda süresi içinde gerekli itirazlar yapılmalıdır.

6. Tebliğ Memurlarının Sorumluluğu

Karar, tebliğ memurlarının sorumluluğuna da dolaylı olarak işaret etmektedir. Tebliğ memurları, tebligatı Kanun’da öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapmak ve mazbatayı eksiksiz doldurmakla yükümlüdür. Aksi halde, yaptıkları tebligat geçersiz sayılacak ve bu nedenle doğacak zararlardan sorumlu olabileceklerdir.

Sonuç

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2023 tarihli kararı, tebligat hukukunda sıkça karşılaşılan bir usulsüzlük türünü netleştirmiştir. Haber verilen komşunun isminin tebligat mazbatasına yazılmaması, tebligatı usulsüz hale getirir. Bu durumda, muhatabın tebligattan fiilen haberdar olduğu tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

Karar, tebligatın şekil şartlarına titizlikle uyulması gerektiğini, bu şartlardaki en küçük bir eksikliğin dahi tebligatı geçersiz kılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Tebliğ memurları, avukatlar ve taraflar, tebligat işlemlerinde bu hususa azami özen göstermelidir.

Tebligat, yargısal süreçlerin sağlıklı işlemesinin temel taşlarından biridir. Usulüne uygun tebligat, tarafların haber alma hakkını güvence altına alırken, yargılamaların da makul sürede sonuçlanmasına katkı sağlar. Bu nedenle, tebligat hukukuna ilişkin kurallara titizlikle uyulması, hukuk devletinin vazgeçilmez bir gereğidir.


cecenhukuk.com için hazırlanmıştır. Bu makale, bilgilendirme amacı taşımakta olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Hukuki sorunlarınız için profesyonel destek almanız önerilir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir