Pay devri incelemelerinde iki soru sık sık birbirine karışıyor: devir geçerli midir, ve devralan pay sahipliği haklarını şirkete karşı kullanabilir mi? Bunlar ayrı sorulardır ve farklı hükümlerle cevaplanır. Ayrımın gözden kaçması, genel kurul günü oy hakkının tartışmaya açılmasıyla sonuçlanır.
Devrin geçerliliği
TTK m. 490/1 kuralı koyar: “Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.” M. 490/2 ise devrin nasıl yapılacağını gösterir: “Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.”
Devir üzerinde esas sözleşmeyle bir sınırlama öngörülmüşse — uygulamadaki adıyla bağlam — tablo değişir. TTK m. 493/1 uyarınca şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını başvurma anındaki gerçek değeriyle kendi ya da diğer pay sahipleri veya üçüncü kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddedebilir. M. 493/2, pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden reddi haklı göstermesi hâlinde önemli sebep oluşturacağını söyler.
Bağlı paylarda onayın hukuki değerini TTK m. 494/1 belirler: “Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.” Burada onay kurucu niteliktedir; onay yoksa devir tamamlanmamıştır. M. 494/3 ise sürekliliği sağlar: şirket onaylamaya ilişkin istemi aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa onay verilmiş sayılır.
Kaydın işlevi
Pay defterine kayıt ise başka bir işlev görür. TTK m. 499/1 uyarınca şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle intifa hakkı sahiplerini ad, soyad, unvan ve adresleriyle pay defterine kaydeder. M. 499/2, kaydın önüne bir ispat şartı koyar: “Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz.”
Bu sıralama, kaydın devri kuran değil, kurulmuş bir devri kayda geçiren bir işlem olduğunu gösterir. Kayıt yapılabilmesi için devrin usulüne uygunluğunun önce ispat edilmesi gerekir; yani kayıt devrin sonucudur, sebebi değildir.
Kaydın asıl sonucu m. 499/4’te yer alır: “Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir.” Hüküm devrin geçerliliğine değil, şirkete karşı ileri sürülebilirliğine ilişkindir. Kaydı bulunmayan devralan, devir taraflar arasında tamamlanmış olsa da şirket nezdinde pay sahibi sayılmaz; genel kurula katılma ve oy kullanma imkânı bu noktada tıkanır. Genel kurul kararının iptali davasında TTK m. 446/1-a’nın aradığı olumsuz oy ve muhalefet şerhi de aynı zincire bağlıdır.
Miras, mal rejimi ve cebrî icra
Kanun, iradi devir ile bu üç kazanma hâlini ayırır. TTK m. 493/4 uyarınca paylar miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişse şirket, onay vermeyi ancak payları gerçek değeriyle devralmayı önerdiği takdirde reddedebilir. TTK m. 494/2 ise sonucu ikiye böler: bu hâllerde mülkiyet ve malvarlığı hakları payı edinen kişiye derhal geçer, buna karşılık genel kurula katılma ve oy hakkının kullanılabilmesi şirketin onayına bağlıdır.
Bu ayrım terekede pay bulunan dosyalarda doğrudan sonuç doğurur. Mirasçı, onay alınmadan önce de payın maliki sıfatını taşır; ancak şirket onayı gelmedikçe genel kurulda oy kullanamaz.
Kimin yükümlülüğü
Pay defterinin tutulması, TTK m. 375/1-f uyarınca yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasındadır. Defterin tutulmaması veya usulsüz tutulması, yönetim kurulunun kanundan doğan bir yükümlülüğünün ihlalidir ve m. 553/1 çerçevesinde değerlendirilir.
Sonuç
Pay defterine kayıt bir devri geçerli hâle getirmez, geçersiz bir devri de geçerli kılmaz. Yaptığı şey, geçerli bir devrin şirkete karşı ileri sürülebilmesini sağlamaktır. Devrin geçerliliği için bakılacak hükümler m. 490 ve bağlam varsa m. 493-494; şirket nezdinde pay sahipliği sıfatı için bakılacak hüküm m. 499/4’tür. Bir devrin sorunlu olup olmadığı sorulduğunda sonucu değiştiren unsur, esas sözleşmede devri sınırlayan bir hüküm bulunup bulunmadığıdır.
Bu alandaki çalışma kapsamımız: Ticaret ve Ortaklıklar Hukuku