ÖZET
İcra takibine itiraz üzerine duran takibin devamı amacıyla başvurulan itirazın iptali davaları, uygulamada sıklıkla karşılaşılan hukuki yollardan biridir. Ancak bu davaların, özellikle takibe konu edilen alacakların kısmen dava edilip edilemeyeceği hususu, hem teoride hem de uygulamada tartışma konusu olmuştur. Bu çalışmada, itirazın iptali davalarının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olup olmadığı; ilgili yasal düzenlemeler, öğretideki görüşler ve Yargıtay içtihatları ışığında değerlendirilecektir.
1. GİRİŞ
İcra takibine borçlu tarafından yapılan itiraz, takibin durmasına yol açar. Bu durumda alacaklının başvurabileceği yollardan biri, genel mahkemelerde açılacak olan itirazın iptali davasıdır. Söz konusu dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiş olup; alacaklının borçlunun itirazını hükümsüz kılmak ve takibin devamını sağlamak amacıyla açılır. Bu davaların hangi şartlarla açılabileceği kadar, davanın kapsamının belirlenmesi de önem taşır. Özellikle itirazın iptali davalarının kısmi dava olarak açılıp açılamayacağı, hukuk uygulayıcıları için önem arz etmektedir.
2. KISMİ DAVA KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ
HMK m. 109’a göre, alacak kalemlerinin bölünebilir olması halinde, sadece bir kısmının dava konusu edilmesi mümkündür. Burada davacı, alacağının tamamını talep etme hakkına sahipken sadece bir kısmını dava etmektedir. Bu durumun temelinde, yargılama giderlerinden ve karşı vekalet ücretinden kaçınma amacı yatmaktadır.
Kısmi dava açılması halinde, geri kalan kısım daha sonra ıslah veya ek dava yoluyla ileri sürülebilir. Ancak kısmi dava açılabilmesi için:
-
Talep konusunun bölünebilir olması,
-
Aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması,
-
Açık veya örtülü biçimde alacağın fazlasına ilişkin hakların saklı tutulması gerekir.
3. İTİRAZIN İPTALİ DAVALARI KISMİ DAVA ŞEKLİNDE AÇILABİLİR Mİ?
Eski içtihatlarda, itirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu ve bu sebeple kısmi dava olarak açılamayacağı görüşü hakimdi. Örneğin, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2013 tarihli kararında, takibin konusu bütüncül bir alacak olduğu için bölünemez nitelikte olduğu vurgulanmıştır.
Ancak güncel içtihatlar, bu görüşten ayrılmış ve itirazın iptali davalarının kısmi dava şeklinde açılabileceğini kabul etmiştir. Önemli olan husus, talep edilen alacak miktarının açıkça belirtilmesi ve alacağın bölünebilir nitelikte olmasıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2018 tarihli kararında bu husus açıkça ifade edilmiştir: Davacı, 150.000 TL’lik alacağının yalnızca 10.000 TL’si için dava açmış ve bu, kısmi dava olarak değerlendirilmiştir. Mahkemece davacının hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek esasa girilmesi gerektiği belirtilmiştir.
4. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE SORUNU VE UYGULAMADA DOĞABİLECEK SORUNLAR
İtirazın iptali davalarında en önemli süre kısıtı, 1 yıllık hak düşürücü süredir. Bu süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren başlar. Tebliğ yoksa, dava açma tarihi esas alınır.
Kısmi olarak açılan davalarda, ıslah işlemi bu 1 yıl içinde yapılmazsa, ıslah edilen kısım yönünden dava reddedilir. Bu durum uygulamada önemli hak kayıplarına yol açabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2024/8873 E. – 2024/9570 K.) kararında, 1 yıllık sürenin aşılmasından sonra yapılan ıslahla artırılan miktarın reddi gerektiğine hükmedilmiştir. Aynı yaklaşım, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ve 23. Hukuk Dairesi kararlarında da benimsenmiştir.
5. ISLAH YAPILAMAZSA NE YAPILABİLİR?
1 yıllık süre geçtikten sonra alacağın belirlenmiş olması halinde:
-
Ek alacak davası açılabilir.
-
Veya itirazın iptali davası, tam ıslah ile alacak davasına dönüştürülebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ve 23. Hukuk Dairesi, itirazın iptali davasının bu şekilde dönüştürülerek sonuçlandırılabileceğini kabul etmektedir.
6. SONUÇ
Yargıtay’ın güncel içtihatları doğrultusunda, itirazın iptali davalarının kısmi dava şeklinde açılabileceği kabul edilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, 1 yıllık hak düşürücü süredir. Süre yönetiminin doğru yapılmaması durumunda alacağın bir kısmı usulen reddedilebilir.
Bu nedenle uygulamada:
-
Alacak kalemlerinin bölünebilirliğine dikkat edilmeli,
-
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar açıkça saklı tutulmalı,
-
Islah işlemi mutlaka 1 yıl içinde yapılmalıdır,
-
Aksi halde ek dava ya da tam ıslah gibi alternatif yollara başvurulmalıdır.
KAYNAKÇA
-
İcra ve İflas Kanunu m.67
-
HMK m.109
-
Yargıtay 15. HD, 2012/5307 E., 2013/3233 K.
-
Yargıtay 17. HD, 2016/1644 E., 2018/11686 K.
-
Yargıtay 2. HD, 2024/8873 E., 2024/9570 K.
-
Yargıtay 6. HD, 2022/1274 E., 2023/2273 K.
-
Yargıtay 23. HD, 2016/8924 E., 2020/233 K.
-
Yargıtay 3. HD, 2023/3296 E., 2024/1518 K.







İlk yorum yapan siz olun