İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

GÜNÜN EKONOMİK KOŞULLARINA GÖRE 600 TL İŞTİRAK NAFAKASI AZDIR: YARGITAY’DAN EMSAL NİTELİKTE KARAR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.02.2024 tarihli kararında, 2015 doğumlu ortak çocuk için aylık 600 TL olarak hükmedilen iştirak nafakasını günün ekonomik koşullarına göre yetersiz bularak hükmün bozulmasına karar verdi. Daire, ayrıca kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın da hakkaniyete uygun şekilde artırılması gerektiğine hükmetti.

KARARIN ARKA PLANI

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davası, Adana 4. Aile Mahkemesi’nde görülmüş ve mahkeme; tarafların boşanmasına, çocukların velayetinin anneye verilmesine, çocuklardan biri için 600 TL iştirak nafakasına ve tazminat taleplerinin reddine karar vermişti. Karar, her iki taraf vekilince istinafa taşındı.

Adana BAM 2. Hukuk Dairesi, kadının maddi/manevi tazminat taleplerini kısmen kabul etmiş ve nafaka miktarlarında değişiklik yapmaksızın karar vermişti. Bu karar da temyiz edilmiş ve dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesi önüne gelmiştir.

YARGITAY’IN DEĞERLENDİRMESİ

Yargıtay, somut olayda:

  • Ortak çocuk L. için hükmedilen 600 TL iştirak nafakasının, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve günümüz ekonomik gerçeklerine göre yetersiz olduğunu,

  • Kadın lehine hükmedilen 30.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın ise kusur oranları ve olayın niteliğine kıyasla az olduğunu,

  • Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesinin ve Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddelerindeki tazminat hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Daire, bu gerekçelerle hem nafaka miktarının hem de tazminatların artırılması gerektiğine hükmetti ve kararı bu yönleriyle bozdu.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bu karar, boşanma sonrası iştirak nafakası belirlenmesinde mahkemelerin ekonomik gerçeklikleri dikkate alması gerektiğini net şekilde ortaya koymaktadır. Mahkemelerin asgari geçim düzeyini göz önünde bulundurarak nafaka takdir etmesi gerektiği ve sırf şeklen nafaka hükmedilmesinin yeterli olmayacağı vurgulanmıştır.

Ayrıca, kusur oranlarına göre tazminat takdiri yapılırken yalnızca boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmediği değil, kişilik haklarına yönelik saldırının ağırlığı ve tarafların yaşam koşulları da değerlendirmeye alınmalıdır.

SONUÇ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/1280 K. sayılı bu kararı, günümüz ekonomik koşullarında özellikle çocuklar lehine hükmedilen nafakaların sembolik değil, gerçekçi ve yaşamsal ihtiyaçları karşılayacak nitelikte olması gerektiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, boşanma sonrası kadın lehine takdir edilen tazminatların da hakkaniyet ölçüsünde belirlenmesi gerektiği vurgulanarak, uygulayıcılar için bağlayıcı bir içtihat niteliği taşımaktadır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir