İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YURT DIŞINDA ÇALIŞAN TÜRK İŞÇİLERİN HUKUKİ HAKLARI: HANGİ ÜLKE KANUNU UYGULANIR?

Türk inşaat ve enerji firmalarının küresel ölçekteki başarıları, binlerce Türk işçisinin yurt dışında istihdam edilmesinin önünü açmıştır. Özellikle Gürcistan, Rusya, Orta Doğu ve Türki Cumhuriyetler gibi bölgelerde çalışan vatandaşlarımız, iş sözleşmeleri sona erdiğinde haklarını aramak için Türkiye’de dava açmaktadır.

Ancak, “Türkiye’de dava açmak, Türk Hukuku’nun uygulanacağı anlamına gelmez.”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024 ve 2025 yıllarında verdiği emsal kararlar, yurt dışında çalışan işçiler için hayati önem taşıyan “Uygulanacak Hukuk” ve “Zamanaşımı” konularında çok katı kurallar getirmektedir. Bu yazımızda, Gürcistan örneği üzerinden yurt dışı iş davalarındaki kritik detayları inceledik.

1. Yurt Dışı İş Davalarında “Hukuk Seçimi” Nedir?

Bir Türk vatandaşı, bir Türk şirketi tarafından yurt dışına (örneğin Gürcistan’a) götürülse bile, bu ilişki “Yabancılık Unsuru” taşır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) gereği, taraflar sözleşmede hangi ülke hukukunun uygulanacağını seçebilirler.

Eğer işveren, davaya verdiği cevap dilekçesinde “Bu olayda işin yapıldığı ülkenin (yabancı) hukuku uygulanmalıdır” şeklinde bir itirazda bulunursa (Hukuk Seçimi itirazı), Türk mahkemeleri Türk İş Kanunu’nu değil, işçinin çalıştığı ülkenin kanunlarını uygulamak zorunda kalabilir.

2. En Büyük Risk: Zamanaşımı Süreleri

Yurt dışında çalışan işçilerin en sık düştüğü hata, Türkiye’deki zamanaşımı sürelerine güvenerek dava açmakta gecikmeleridir.

  • Türkiye’de Durum: Türk hukukunda kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacaklarda zamanaşımı süresi (belirli tarihten sonraki fesihlerde) 5 yıldır.

  • Yabancı Ülkelerde Durum: Birçok ülkede bu süreler çok daha kısadır.

Örnek Vaka (Gürcistan):

Yargıtay’ın incelediği somut olaylarda (2024/14039 E. ve 2024/11797 E.), işçiler Gürcistan’daki şantiyelerde çalışmış ve işten çıkarılmıştır. İşçiler, Türk hukukuna güvenerek 3 yıl geçtikten sonra dava açmıştır. Ancak Gürcistan Medeni Kanunu’nun 129. maddesi, bu alacaklar için 3 yıllık zamanaşımı süresi öngörmektedir.

Mahkeme, işverenin itirazı üzerine Gürcistan hukukunu uygulamış ve işçilerin davasını “zamanaşımına uğradığı” gerekçesiyle reddetmiştir. Yani işçi haklı olsa bile, süre geçtiği için parasını alamamıştır.

3. Davayı Kaybeden İşçi İçin “Vekalet Ücreti” Tehlikesi

Eskiden mahkemeler, hukuk değişikliği veya karmaşık uluslararası hukuk kuralları nedeniyle davası reddedilen işçiler aleyhine yargılama gideri ve karşı vekalet ücretine hükmetmekte çekimser davranabiliyordu (“Hukuki öngörülebilirlik ilkesi” gereği).

Ancak Yargıtay’ın son içtihat değişikliği (2024/11797 E. sayılı karar) ile bu durum değişmiştir. Yüksek Mahkeme özetle şunu söylemektedir:

“Yargıtay’ın bu konudaki uygulamaları artık yerleşmiştir. İşçi, davasını geç açtıysa ve zamanaşımı nedeniyle dava reddedildiyse, karşı tarafın (işverenin) avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini ödemek zorundadır.”

Bu durum, hakkını arayan işçi için çifte mağduriyet riski doğurmaktadır: Hem tazminatını alamamakta hem de işverene avukatlık ücreti ödemek zorunda kalmaktadır.

4. Vatandaş Ne Yapmalı?

Yurt dışında çalışan veya çalışmış olan vatandaşlarımızın, olası bir hak kaybı yaşamaması için şu adımlara dikkat etmesi gerekir:

  1. Sözleşmenizi Kontrol Edin: İşe girerken imzaladığınız sözleşmede “Uyuşmazlık halinde … ülke hukuku uygulanır” şeklinde bir madde var mı?

  2. Süreyi Geçirmeyin: İşten çıkarıldığınızda veya istifa ettiğinizde, “Nasılsa 5 yıl vaktim var” diye düşünmeyin. Çalıştığınız ülkenin kanunlarında bu süre 1 yıl hatta 6 ay bile olabilir.

  3. Ülke Kanununu Araştırın: Çalışılan ülkenin iş kanunları, fazla mesai, hafta tatili ve tazminat konusunda Türk hukukundan çok farklı olabilir. Davanız bu kurallara göre görülecektir.

Sonuç ve Değerlendirme

Yurt dışı işçi alacakları davaları, sadece İş Hukuku’nu değil, aynı zamanda Milletlerarası Özel Hukuk’u da ilgilendiren teknik ve karmaşık davalardır. “Türk hukuku uygulanır” varsayımıyla hareket etmek, yukarıdaki Yargıtay kararlarında görüldüğü üzere davanın reddine ve ciddi masrafların ödenmesine yol açabilir.

Bu tür uyuşmazlıklar her somut olayda farklı değerlendirilir; hak kaybı yaşanmaması adına iş hukuku ve uluslararası hukuk alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir