Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2018/3277 E. – 2019/3930 K. sayılı kararında; taşınmaz sınırına yapılan taşkın yapıya ilişkin davada, davalının temliken tescil savunmasının yeterince incelenmemiş olmasını bozma nedeni saymıştır.
Davacı, elatmanın önlenmesini, taşkın yapıların yıkılmasını ve ecrimisil talebini içeren davasında, davalı komşunun 113 m²’lik yapıdan 13,27 m² ile 75 m²’lik başka bir yapıdan da 93,3 m²’lik kısmının kendi parseline tecavüz ettiğini iddia etmiştir.
Davalı ise taşınmazların dedelerinden miras kaldığını, sınırların bu şekilde yıllarca kullanıldığını, bedel ödemeye hazır olduğunu ve TMK m. 725 uyarınca temliken tescil talebini savunma olarak ileri sürmüştür.
Mahkeme, davanın tamamını kabul ederek elatmanın önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile hükmetmiştir. Ancak Yargıtay, davalının temliken tescil savunması yönünden eksik inceleme yapıldığını ve bu savunmanın TMK m. 725 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
TAŞKIN YAPI İYİNİYETLE YAPILDIYSA YIKIM KARARI DOĞRUDAN VERİLEMEZ
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2018/8891 E. – 2018/11136 K. sayılı kararında, çaplı taşınmaza yapılan müdahalede, yapının iyi niyetle yapılmış olması durumunda doğrudan yıkım kararı verilemeyeceğini vurgulamıştır.
Davacılar, hissedarı olmadıkları taşınmazlarına ev yapılmak suretiyle davalının elattığını ve binanın yıkımını talep etmişlerdir. Davalı ise yapının, o dönemde reşit olmayan davacıların ailelerinin izniyle ve fiilen bağış yoluyla yapıldığını savunmuştur.
Yerel Mahkeme, müdahalenin önlenmesi ve yapının kal’i yönünde karar vermiştir. Ancak Yargıtay, TMK m. 724 uyarınca fahiş zarar oluşup oluşmadığının değerlendirilmeden doğrudan yıkım kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
TEMLİKEN TESCİL VEYA İRTİFAK HAKKI TALEBİ İNCELENMEDEN KARAR VERİLEMEZ
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2018/6065 E. – 2018/15600 K. sayılı kararında, taşkın yapı nedeniyle savunma yoluyla yapılan temliken tescil veya irtifak hakkı taleplerinin incelenmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymuştur.
Davacı, malik olduğu taşınmaza davalı tarafından yapı yapıldığını belirterek elatmanın önlenmesini ve yapının yıkılmasını talep etmiştir. Davalı ise savunma yoluyla TMK m. 724 ve 725 uyarınca öncelikle temliken tescil, aksi halde irtifak hakkı tesisi talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkeme sadece elatmanın önlenmesine ve yıkıma hükmetmiş; savunma kapsamındaki talepleri değerlendirmemiştir.
Yargıtay, mahkemenin bu konuda olumlu ya da olumsuz hiçbir değerlendirme yapmamasını bozma sebebi saymış, davalının talepleri yönünden delillerin toplanarak karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bu üç karar birlikte değerlendirildiğinde:
-
Taşkın yapı uyuşmazlıklarında, davalının temliken tescil ya da irtifak hakkı tesisine yönelik savunmaları mutlaka yargılama kapsamında ele alınmalıdır.
-
İyi niyetli yapılaşma varsa ve fahiş zarar riski mevcutsa, doğrudan yıkım kararı verilmesi yerine değerlendirme yapılması zorunludur.
-
TMK m. 724 ve 725 hükümleri, taşkın yapı konusunda savunma ve karşı dava yoluyla ileri sürülebilir ve yargılamayı doğrudan etkileyebilir.
SONUÇ
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bu içtihatları, özellikle taşkın yapı uyuşmazlıklarında mülkiyet hakkı ile kazanılmış haklar arasında adil bir denge kurulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yerel mahkemelerin, yalnızca malik lehine hüküm kurmakla yetinmemesi; davalının iyi niyeti, uzun süreli kullanımı, fahiş zarar ihtimali ve savunma taleplerini de dikkate alması gerekmektedir.










İlk yorum yapan siz olun