Ekonomik dalgalanmalar, döviz kurlarındaki artışlar ve maliyetlerin yükselmesi, ticari hayatta şirketleri zaman zaman zor durumda bırakabilmektedir. Bir şirketin borçlarını ödeyemez hale gelmesi (aciz hali) veya varlıklarının borçlarını karşılayamaması (borca batıklık), hem şirket ortakları hem de alacaklılar için kritik bir hukuki sürecin başlangıcıdır.
Peki, mali darboğaza giren bir şirket için “Doğrudan İflas” istemek mi yoksa “Konkordato” talep etmek mi doğrudur? Yargıtay’ın 2022 ve 2024 yıllarında verdiği emsal kararlar, bu süreçlerde “Gerçek Piyasa Değeri (Rayiç Değer)” ve “İyi Niyet” kavramlarını merkeze almaktadır.
Bu yazımızda, teknik terimlere boğulmadan, iflas ve konkordato süreçlerinin nasıl işlediğini ve Yargıtay’ın son yaklaşımını inceledik.
1. “Borca Batıklık” Nedir? Nasıl Tespit Edilir?
Bir şirketin iflasına veya konkordatosuna karar verilebilmesi için temel şartlardan biri “borca batık” olmasıdır. Ancak Yargıtay, muhasebe defterlerindeki rakamları tek başına yeterli görmemektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin (2021/2882 E.) kararında vurguladığı üzere:
Şirketin borca batık olup olmadığına, sadece vergi dairesine sunulan resmi bilançolara bakılarak karar verilemez. Mahkeme, şirketin “Rayiç Değer Bilançosu”nun çıkarılmasını ister.
-
Kaydi Değer (Defter Değeri): Şirketin muhasebe kayıtlarında görünen değerdir.
-
Rayiç Değer (Gerçek Piyasa Değeri): Şirketin gayrimenkulleri, araçları, makineleri veya stoklarının bugünkü piyasa koşullarında satılması halinde edeceği gerçek değerdir.
Eğer şirketin varlıkları, piyasa değerine göre hesaplandığında dahi borçları ödemeye yetmiyorsa, o şirket hukuken “borca batık” kabul edilir ve iflas süreci başlar.
2. Doğrudan İflas İstemi
Şirket yönetim kurulları, Türk Ticaret Kanunu (TTK m. 376) gereği şirketin mali durumunu takip etmekle yükümlüdür. Şirketin kurtarılamayacağı anlaşıldığında, yönetim kurulunun mahkemeye başvurarak “Kendi İflasını İstemesi” (İİK m. 178) yasal bir zorunluluktur.
Bu süreçte mahkeme, bilirkişiler aracılığıyla şirketin malvarlığını ve borçlarını inceler. Şirketin içini boşaltıp boşaltmadığı, şüpheli para transferleri veya muvazaalı (danışıklı) hisse devirleri olup olmadığı sıkı bir denetimden geçer.
3. İkinci Şans: Konkordato ve Riskleri
Şirketler, iflastan kurtulmak ve borçlarını yapılandırmak için Konkordato talep edebilir. Ancak Yargıtay’ın son dönem kararları (Örn: 2024/2004 E.), konkordato sürecinin bir “zaman kazanma aracı” olarak kullanılmasına müsaade etmemektedir.
Konkordatonun Tasdiki İçin Şartlar:
-
Orantılı Teklif: Borçlunun alacaklılara sunduğu ödeme planı, malvarlığı ile orantılı olmalıdır.
-
Dürüstlük ve İyi Niyet: Borçlu, sunduğu ödeme takvimine sadık kalmalıdır.
Dikkat: Yargıtay, konkordato projesi kapsamında taahhüt edilen taksitlerin ödenmemesini “iyi niyet yoksunluğu” olarak değerlendirmektedir. Eğer borçlu, konkordato sürecinde ödeme takvimine uymazsa, mahkeme konkordato talebini reddeder ve şirketin doğrudan iflasına karar verir.
Benim Başıma Gelirse Ne Yapmalıyım?
Ticari hayatın içinde bir işletme sahibiyseniz veya alacaklı konumundaysanız, bu süreçte izlemeniz gereken yol haritası şöyledir:
-
Şirket Sahibiyseniz: Mali tablolarınız bozulmaya başladığında sadece muhasebe kayıtlarına değil, varlıklarınızın güncel piyasa değerlerine göre bir analiz yapın (TTK 376 analizi). Eğer borca batıksanız, süreci uzatmak yerine hukuki koruma tedbirlerine (Konkordato veya İflas) zamanında başvurmak, hem sizi hukuki sorumluluktan kurtarır hem de şirketin tasfiyesini düzenli hale getirir.
-
Alacaklıysanız: Borçlu şirketin konkordato davasına müdahil olun. Şirketin sunduğu projenin gerçekçi olup olmadığını, varlıklarını kaçırıp kaçırmadığını ve ödeme takvimine uyup uymadığını avukatınız aracılığıyla denetleyin. Yargıtay kararları uyarınca, ödeme yapmayan veya kötü niyetli borçlunun iflasını isteme hakkınız vardır.
Sonuç ve Değerlendirme
Şirket iflasları ve konkordato süreçleri; ticaret hukuku, icra-iflas hukuku ve muhasebe biliminin iç içe geçtiği son derece teknik davalardır. Hatalı bir başvuru, şirket yöneticilerinin şahsi malvarlıklarıyla sorumlu tutulmasına veya alacaklıların paralarını tamamen kaybetmesine neden olabilir.
Bu tür uyuşmazlıklar her somut olayda farklı değerlendirilir; hak kaybı yaşanmaması adına şirketler hukuku, iflas ve konkordato alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir.







İlk yorum yapan siz olun