Muris muvazaası, miras hukukunda en sık karşılaşılan dava türlerinden biridir. Bu davalar genellikle, miras bırakanın malvarlığını gerçekte bağışlamak istediği halde tapuda satış ya da başka bir hukuki işlem gibi göstererek, bazı mirasçılardan mal kaçırması iddiasıyla açılır. Ancak Yargıtay’ın son kararlarında, mirasbırakanın tüm mirasçılar arasında adil ve dengeleyici bir mal paylaştırması halinde bu işlemlerin muris muvazaası olarak değerlendirilemeyeceği net bir şekilde ortaya konmuştur.
Muris Muvazaası Nedir?
Muris muvazaası, mirasbırakanın bazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı, görünürde satış ya da başka bir işlem gibi gösterilen fakat gerçekte bağış niteliği taşıyan işlemleri ifade eder. Bu tür işlemler, özellikle tapuda satış gibi gösterilen taşınmaz devirlerinde sıkça gündeme gelir. Mirasçılar, bu tür işlemlerin gerçek iradeyi yansıtmadığını iddia ederek tapu iptal ve tescil davası açabilir.
Mirasçılardan Mal Kaçırma Kastı Yoksa Muvazaa Yoktur
Yargıtay’ın 2020/228 K. sayılı içtihadına göre, miras bırakan sağlığında tüm mirasçıları kapsayan, hak dengesini gözeten ve makul ölçülerde bir mal paylaştırması yaptıysa, burada mirasçılardan mal kaçırma kastı bulunmadığından muris muvazaasından söz edilemez. Bu durumda, Yargıtay’ın 1/2 sayılı 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanamaz.
Mirasçılar Arası Denkleştirme Yeterli Olabilir
Denkleştirme işleminin, mirasbırakanın her taşınmazdan her mirasçıya eşit pay vermesi şeklinde yapılması zorunlu değildir. Yargıtay’a göre, tüm malvarlığı üzerinden her mirasçıya kabul edilebilir ölçüde mal veya hak verilmişse, bu denkleştirme muris muvazaası iddiasını bertaraf eder.
Yargıtay Kararında Ne Oldu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen bir karar üzerine yapılan temyiz başvurusunda şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
-
Mirasbırakan, dava konusu taşınmazları yıllar öncesinden bazı çocuklarına devretmiş,
-
Davacıya ise başka bir taşınmazın alımında nakit destek sağlamıştır,
-
Tüm mirasçıların imzaladığı bir belgeyle “babamızın kardeşler arasında adil davrandığını kabul ederiz” şeklinde beyan verilmiştir,
-
Bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın mal kaçırma kastı bulunmadığı, paylaştırma kastı taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Muris Muvazaası Davalarında Dikkate Alınan Kriterler
Yargıtay, muris muvazaası iddialarında aşağıdaki unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır:
-
Mirasbırakan ile mirasçılar arasındaki beşeri ilişkiler
-
Tapu işleminde belirtilen satış bedelinin gerçekliği
-
Tarafların ekonomik gücü
-
Mirasbırakanın paylaştırma gerekçesi
-
Tanık beyanları ve yerel gelenekler
Sonuç: Her Devir Muvazaalı Sayılmaz
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı mal paylaştırmaları, tüm mirasçılar arasında dengeli ve makul bir dağılıma dayanıyorsa bu işlemler muris muvazaası kapsamında değerlendirilmez. Bu nedenle, her taşınmaz devri muris muvazaası sayılmamalı; özellikle mirasçılar arasında adil bir paylaşımın sağlanıp sağlanmadığı dikkatle incelenmelidir.
Benzer Konular İçin Okuyabileceğiniz Diğer Başlıklar:
-
Muris Muvazaası Davalarında Dava Değeri Nasıl Belirlenir?
-
Mirasbırakanın Kendisine Bakan Çocuğuna Taşınmaz Devretmesi Mal Kaçırma Sayılır Mı?
-
Tüm Hisselerin Bir Mirasçıya Devredilmesi Muvazaa Mıdır?
-
Muris Muvazaasında Tapu Devir Bedelinin Oransızlığı Ne İfade Eder?
Unutmayın: Muris muvazaasına ilişkin davalarda her somut olay kendi özelinde değerlendirilmelidir. Hak kaybına uğramamak adına bir avukata danışarak profesyonel destek alınması önemlidir.
