Kişisel Verileri Koruma Kurumu, trafik kazaları, iş kazaları ve benzeri olumsuz olaylar sonrasında mağdurlara ulaşarak vekâletname almaya çalışan hasar danışmanlık şirketleri, yetkisiz aracılar ve kimi zaman avukat kimliğiyle hareket eden kişiler hakkında son derece önemli bir ilke kararı yayımladı. 20/05/2026 tarihli ve 2026/1095 sayılı bu karar, 1 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve kaza mağdurlarının kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edilip işlenmesi meselesini artık yalnızca meslek etiği sorunu olmaktan çıkarıp doğrudan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında idari ve cezai sorumluluk doğurabilecek bir zemine taşıdı. Karar, hem kazazedelerin hem de bu alanda faaliyet gösteren sigorta eksperleri, hasar danışmanlık şirketleri ve avukatların dikkatle takip etmesi gereken önemli sonuçlar barındırıyor.
Kurum’a intikal eden çok sayıda şikâyet ve ihbar, kaza mağdurlarının istekleri dışında aranarak tazminat alacağı vaadiyle vekâletname çıkarmaya ikna edilmeye çalışıldığını, ısrarlı arama ve hak kaybı tehdidiyle baskı kurulduğunu, hatta bazı durumlarda mağdurdan herhangi bir talimat alınmaksızın onlar adına işlem yapıldığını ortaya koydu. Daha da dikkat çekici olanı, bu kişilerin mağdurlara ait kimlik bilgileri, iletişim bilgileri ve kaza tutanağı gibi resmi belgelere nasıl ulaştıklarının açıklığa kavuşturulamamış olmasıydı. Kurul, yaptığı inceleme neticesinde bu bilgilere farklı kanallardan hukuka aykırı şekilde erişildiğini tespit etti ve bu durumun yaygınlığı sebebiyle sektöre yönelik kapsamlı bir ilke kararı alma ihtiyacı doğduğunu belirtti.
Kararın hukuki dayanağı çok katmanlı bir mevzuat çerçevesine oturuyor. Öncelikle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, avukatlık faaliyetinin yalnızca avukatlar tarafından yürütülebileceğini, aracılık yapılamayacağını ve reklam yasağına uyulması gerektiğini düzenliyor; yetkisiz avukatlık faaliyeti ayrıca kanunun 63’üncü maddesi uyarınca yaptırıma tabi. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği ve Meslek Kuralları da benzer şekilde avukatların kendilerine iş sağlama amacı taşıyan davranışlardan kaçınması gerektiğini hükme bağlıyor. Diğer yandan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun Ek 6’ncı maddesi, sigorta şirketlerinden veya hesaptan talep edilecek tazminat alacağının yalnızca hak sahibine veya avukatına ödenebileceğini, bu alacağın hiçbir şekilde başkasına devredilemeyeceğini açıkça düzenliyor; buna aykırı her türlü sözleşme veya işlem 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kesin hükümsüz sayılıyor. Kurul, bu iki düzenlemeyi birlikte değerlendirerek hasar danışmanlık şirketi adı altında faaliyet gösteren oluşumların ancak avukatlar eliyle ve dolaylı olarak var olabileceğini, aksi bir yapılanmanın mevzuata aykırılık teşkil edeceğini ortaya koydu.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu açısından bakıldığında, kaza mağdurlarına ait kimlik, iletişim ve kaza tutanağı gibi bilgilerin herhangi bir işleme şartına dayanmaksızın elde edilmesi ve kullanılması Kanun’un temel ilkelerine doğrudan aykırılık oluşturuyor. Kurul, bu tür faaliyetlerde bulunan hasar danışmanlık şirketleri ile yetki sınırlarını aşan eksperlerin, ekspertiz şirketlerinin, avukatların veya avukatlık ortaklıklarının veri sorumlusu sıfatını taşıyabileceğini ve ilgili kişilerin Kanun’un 13’üncü maddesi çerçevesinde doğrudan Kurul’a şikâyette bulunabileceğini vurguladı. Bu noktada sigorta eksperlerinin durumu ayrıca ele alınmış; eksperlerin sigortacılık mevzuatından doğan yasal görevleri çerçevesinde, hasar tespiti, raporlama ve tazminat sürecinin yürütülmesiyle sınırlı olmak kaydıyla kişisel veri işleyebilecekleri, ancak bu sınırın dışına çıkılması ya da verilerin yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşılması hâlinde Kanun’a aykırılığın gündeme geleceği belirtildi.
Kararın belki de en dikkat çekici yönü, bu tür hukuka aykırı veri işleme faaliyetlerinin yalnızca idari yaptırımla sınırlı kalmayabileceğinin altının çizilmesi oldu. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 136’ncı maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ile 137’nci maddede düzenlenen nitelikli hâllerin bu tür eylemlerde oluşabileceği açıkça ifade edildi. Kurul, tespit edilen ihlallerin niteliğine göre Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulabileceğini, idari yönden ise konunun ilgili bakanlıklara ve baro başkanlıklarına intikal ettirilebileceğini belirterek, bu alandaki denetimin çok yönlü şekilde yürütüleceğine işaret etti.
Karar ayrıca veri sorumlularının yükümlülüklerine de önemli bir vurgu yapıyor. Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca veri sorumluları, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve bunlara hukuka aykırı erişimi önlemek, verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmek zorunda. Bu kapsamda kaza mağdurlarına ait kişisel verileri elinde bulunduran kurum ve kuruluşların, çalışanlarına yönelik veri koruma eğitimleri düzenlemesi, asgari yetki prensibine uygun rol tabanlı erişim kontrolleri kurması ve erişim takip mekanizmaları oluşturması gerektiği açıkça belirtildi. Aynı şekilde mesleki sır saklama yükümlülüğünün, ilgili kişinin görevden ayrılmasından sonra da devam edeceği hatırlatıldı; bu da özellikle sağlık, sigortacılık ve avukatlık alanında çalışan kişiler bakımından önemli bir sorumluluk alanı oluşturuyor.
Bu ilke kararının kaza mağdurları açısından pratik sonucu son derece somut: Bir kaza sonrasında kendisine tazminat alacağı vaadiyle ulaşan, ısrarlı arama yapan ya da vekâletname almak isteyen kişi veya kuruluşların kimliği ve yetkisi konusunda temkinli davranılması, bilgi kaynağının sorgulanması ve talep edilmeyen hiçbir belgenin imzalanmaması büyük önem taşıyor. Sigorta şirketleri ve hesaplardan talep edilecek tazminat alacağının yalnızca hak sahibine veya onun avukatına ödenebileceği, bu hakkın hiçbir şekilde üçüncü bir kişiye veya kuruma devredilemeyeceği unutulmamalı. İşletmeler, özellikle sigorta eksperliği, ekspertiz ve hasar danışmanlığı alanında faaliyet gösterenler için ise karar, veri işleme süreçlerinin gözden geçirilmesi ve KVKK uyum çalışmalarının hızlandırılması yönünde açık bir sinyal niteliğinde. Zira Kurul, bu ilke kararına uygun hareket etmediği tespit edilen veri sorumluları hakkında Kanun’un 18’inci maddesi çerçevesinde işlem tesis edileceğini ve kamuoyunun bu konuda bilgilendirileceğini açıkça ifade etti.
Önümüzdeki dönemde bu alanda denetimlerin artması, Kurum’a yapılan şikâyet ve ihbarların daha yakından takip edilmesi ve gerektiğinde örnek nitelikte idari para cezalarının uygulanması beklenebilir. Ayrıca sigorta sektöründeki kurumların iç prosedürlerini bu ilke kararına uyumlu hale getirmesi, hasar danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren yapıların avukatlık mevzuatına uygunluk açısından yeniden yapılanması gündeme gelebilir. CN Avukatlık Ofisi bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmekte ve kişisel verilerin korunması, sigortacılık hukuku ile trafik ve iş kazalarından doğan tazminat süreçlerinde müvekkillerine güncel mevzuata uygun, hak kaybına yol açmayacak şekilde profesyonel destek sunmaktadır.
Kaza sonrası sürecin doğru yönetilmesi, tazminat hakkının zamanında ve eksiksiz talep edilmesi kadar, kişisel verilerinizin hukuka uygun şekilde korunması açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu konuda hukuki destek almak isteyenler, detaylı bilgi ve danışmanlık için CN Avukatlık Ofisi ile iletişime geçebilir.






İlk yorum yapan siz olun