Türk aile hukukunun en tartışmalı konularından biri olan süresiz nafaka meselesi, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği tarihi bir kararla yeni bir boyut kazandı. AYM Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine yaptığı inceleme sonucunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…süresiz olarak…” ibaresini iptal etti. Onlarca yıldır avukatların, akademisyenlerin ve özellikle boşanmış bireylerin gündemini meşgul eden bu düzenleme, artık hukuki geçerliliğini yitirecek; boşanma sonrası mali yükümlülükler çok daha sınırlı ve orantılı bir çerçevede yeniden şekillenecektir.
Kararın Hukuki Seyri ve Usul Süreci
Süresiz nafakanın iptali, kamuoyunun beklentisinden çok daha teknik bir yoldan gerçekleşti. 4 Haziran 2026 tarihli AYM Genel Kurul gündemi verilerine göre başvuru, bireysel bir hak ihlali şikâyetiyle değil; somut norm denetimiyle, yani bir yerel mahkemenin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne taşıması sonucunda karara bağlandı. Antalya 12. Aile Mahkemesi, önüne gelen bir davada 175. maddedeki “süresiz” ibaresinin anayasaya aykırılığını ciddi bularak davayı durdurmuş ve meseleyi AYM’ye taşımıştır. Bu yol, norm denetiminin en doğrudan biçimi olup kararın uygulanabilirliği açısından da belirleyici bir nitelik taşımaktadır.
İptal kararına ilişkin gerekçeli karar, henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Kararın tam hukuki dayanakları, eşitlik ilkesi, ölçülülük ve mülkiyet hakkı gibi anayasal parametrelerle nasıl ilişkilendirildiği; ancak gerekçenin yayımlanmasının ardından netlik kazanacaktır. Bununla birlikte, AYM’nin iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe gireceği bilinmektedir. Bu geçiş süreci, yasal boşluğun doğmaması ve TBMM’nin yeni bir düzenleme yapabilmesi için AYM tarafından bilinçli biçimde tanınmıştır.
Adalet Bakanlığı’nın Tutumu ve 12. Yargı Paketi
Kararın kamuoyuna yansımasının ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek, iptal kararını adalet ve hakkaniyet ilkeleri açısından kıymetli bulduklarını açıkladı. Bakanın açıklamasında öne çıkan temel mesaj, boşanma sonrası süreçlerde taraflardan birini ömür boyu haksız bir yük altında bırakmayan, dengeli ve sürdürülebilir bir nafaka modelinin öncelikli olarak hayata geçirileceğiydi.
Bu yeni modelin hukuki çerçevesinin 12. Yargı Paketi kapsamında şekillenmesi beklenmektedir. Yansıyan bilgilere göre yeni sistemin temel parametreleri şu şekilde öngörülmektedir: Nafaka ödemeleri kural olarak evlilik süresinin yarısıyla orantılı biçimde sınırlandırılacak; ancak çok kısa süren evliliklerde özellikle daha dezavantajlı konumdaki tarafın korunması amacıyla asgari 5 yıllık bir alt sınır uygulanacaktır. Bu düzenleme, kısa evliliklerde dahi makul bir geçiş güvencesi sağlarken uzun yıllar öncesinde boşanmış bireyleri ömür boyu süren mali yükümlülüklerden kurtarma hedefini de güdecektir.
Geriye Dönük Etki ve Mevcut Nafaka Kararları
Kararın ardından en çok sorulan soru şudur: Halihazırda ödenmekte olan süresiz nafakalar bu kararla birlikte kendiliğinden sona erer mi?
Yanıt hukuken nettir: Hayır. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca AYM iptal kararları geriye yürümez. Bu temel ilke gereği, daha önce mahkemelerce hükmedilmiş ve kesinleşmiş olan süresiz nafaka kararları, yeni bir yasal düzenleme yapılana dek hukuki geçerliliğini ve bağlayıcılığını korumaya devam edecektir. Mevcut nafaka yükümlüsünün bu karara dayanarak ödemeyi tek taraflı olarak durdurması hukuken mümkün değildir; aksi hâl ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Bununla birlikte önümüzdeki süreç için önemli bir pencere açılmaktadır. 12. Yargı Paketi’ne eklenecek geçici maddeler aracılığıyla, mevcut süresiz nafaka kararlarının yeni süreli sisteme uyarlanması ya da kaldırılması için dava açma hakkının tanınacağı öngörülmektedir. Bir diğer deyişle, geriye dönük kendiliğinden sona erme hukuken mümkün olmasa da; yeni yasal çerçeve yürürlüğe girdikten sonra eski nafaka kararlarını mahkeme önünde yeniden değerlettirmek mümkün hale gelebilecektir.
Kararın Geniş Perspektiften Değerlendirilmesi
Süresiz nafaka tartışması, salt maddi bir uyuşmazlığın çok ötesinde; cinsiyet rolleri, ekonomik bağımsızlık, evlilik kurumunun anlamı ve yargısal adalet gibi derin toplumsal meseleleri de kapsayan bir zemine oturmaktadır. Bir kesim bu kararı, çalışan ve ekonomik özgürlüğünü kazanmış bireyler için adaletsiz bir yük olan sistemin düzeltilmesi olarak değerlendirirken; başka bir kesim, uzun yıllar boyunca kariyer fırsatlarından feragat etmiş, aile yükümlülüklerini üstlenmiş bireylerin korunmasının zayıflayabileceği yönündeki kaygısını dile getirmektedir. Her iki perspektifin de hukuki karşılığı, hazırlanacak geçici maddelerin içeriği ve uyarlama davalarının seyrinde somutlaşacaktır.
CN Avukatlık Ofisi bu alandaki gelişmeleri, AYM kararlarını ve yargı paketi çalışmalarını yakından takip etmekte; boşanma, nafaka ve aile hukuku süreçlerinde müvekkillerini en güncel hukuki bilgi ışığında temsil etmektedir.
Mevcut nafaka yükümlülüğünüzün bu karardan nasıl etkileneceğini öğrenmek, uyarlama davası açmayı değerlendirmek ya da nafaka sürecini hukuki güvence altında yönetmek için CN Avukatlık Ofisi ile iletişime geçebilirsiniz.





İlk yorum yapan siz olun