İsrail’in sınır kentlerine 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas’a bağlı Filistinli silahlı gruplar tarafından Aksa Tufanı olarak isimlendirilen bir operasyon gerçekleştirilmiş, onlarca kişi rehin alınarak Gazze Şeridi’ne kaçırılmıştı.
İsrail ordusu, bu girişimin ardından Gazze’ye karadan ve havadan şiddetli saldırılar başlattı. Gazze’nin kuzeyindeki okullar, hastaneler ve sivil alt yapı hedef alınarak, yüz binlerce Filistinli Refah’a doğru göç ettirildi. IDF (İsrail Ordusu) göç yolundaki sivilleri ve güvenli bölge ilan ettiği mülteci kamplarını vurdu. Gazze Şeridi’nde 410 gündür devam eden saldırılarda yaklaşık 45 bin Filistinli hayatını kaybetti.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 8 Ekim 2023’ten 20 Mayıs 2024’e kadar işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen bu suçlardan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında yakalama kararı çıkarttı.
İSRAİL’İN İNSANLIĞA KARŞI HANGİ SUÇLARI İŞLEDİ?
Han Yunus’taki Mevasi Katliamı
İsrail ordusu 13 Temmuz’da Gazze Şeridi’nde yerlerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı ve daha önce “güvenli bölge” ilan edilen Han Yunus kentinin El-Mevasi bölgesine bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda çoğunluğunu çocuklar ve kadınların oluşturduğu en az 90 kişi öldü, 300 kişi de yaralandı. İsrail medyası, saldırıda Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın başkomutanı Muhammed ed-Dayf’ı hedef alındığını savundu.
Nusayrat Mülteci Kampı – Deyr el-Belah
İsrail ordusu, 8 Haziran’da Deyr el-Belah kentindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda Filistinli sivil gibi giyinerek iki araçla operasyon düzenledi. İsrail tarafından, 4 esirin kurtarılması için gerçekleştirildiği belirtilen bu saldırıda 64’ü çocuk, 57’si kadın olmak üzere 274 Filistinli hayatını kaybetti.
Şifa Hastanesi katliamı
İsrail güçleri, 8 Mart – 1 Nisan 2024 tarihlerinde Şifa Hastanesi’nde iki hafta süren kuşatma sırasında hastane içinde ve çevresinde 400 Filistinliyi öldürdü. İsrail ordusunun saldırılarından sonra geri çekildiği hastane kompleksinin içinde 3 toplu mezar bulundu. İsrail ordusu, operasyonun sona ermesinin ardından 200 “teröristi” öldürdüğünü, “Hamas” ve “İslami Cihad” hareketlerine mensup 500 kişiyi gözaltına aldığını iddia etti.
Nabulsi Kavşağı katliamı
İsrail ordusu, 29 Şubat 2024’te Gazze kentinin güneyinde, Gazze Şeridi’ni kuzeyden güneye bağlayan Reşid Caddesi üzerindeki Nablusi Kavşağı’nda insani yardım bekleyen Filistinlileri bombalayarak ve ateş açarak hedef aldı. İsrail ordusu “Un Katliamı” olarak da bilinen katliamda 118 kişiyi öldürdü, 760 kişiyi de yaraladı.
El-Fahura Okulu katliamı
İsrail ordusu 18 Kasım 2023’te Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda, BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) bünyesindeki, çok sayıda kişinin sığındığı El-Fahura Okulu’nu bombaladı. İsrail saldırısında 200’den fazla kişinin öldüğü ve yaralandığı bildirilirken, okul koridorlarında kalan cenazeleri çıkarmada büyük zorlukların yaşandığı aktarıldı.
Refah çadır kent saldırısı
İsrail ordusunun, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) saldırıları durdurma kararı aldığı Gazze Şeridi’ndeki Refah kentinde 26 Mayıs’ta yerinden edilen Filistinlilerin çadırlarına düzenlediği saldırıda 45 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, yaptığı açıklamada katliamın sorumluluğundan kaçmaya çalışarak, “Alınan raporların aksine ordu, Refah’ta insani yardım bölgesine saldırmadı.” dedi. İsrail parlamentosunda konuşan Binyamin Netanyahu ise saldırının “trajik bir hata” olduğunu söyledi.
ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ’NİN GİRİŞİMLERİ
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, 20 Mayıs 2024 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” başvurusunda bulunduğunu bildirdi.
Han, Netanyahu ve Gallant’ın 8 Ekim 2023’ten itibaren Gazze Şeridi’nde “savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdığına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu” söylemişti.
Roma Statüsü’nün ilgili maddelerinin ihlal edildiğine dikkati çeken Han, İsrailli yetkililere yöneltilen suçlar arasında “savaş suçu olarak sivillerin aç bırakılması”, “kasten büyük acılara veya vücutta ya da sağlıkta ciddi yaralanmalara neden olmak” ve “savaş suçu olarak zalimce muamelenin” yer aldığını kaydetti.
Netanyahu ve Gallant için yakalama kararı
UCM’den yapılan açıklamada, Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emrinin çıkarıldığı duyuruldu. Kararda, her iki şüphelinin Gazze’deki sivil halka yönelik gıda, su, ilaç, yakıt ve elektrik gibi yaşamsal malzemelerin ulaştırılmasını kasıtlı olarak engellediği belirtildi.
Kararda tıbbi malzemelerin Gazze’ye girişinin engellenmesi nedeniyle Filistinlilerin anestezi uygulanmadan ameliyat oldukları vurgulandı. Ayrıca elektrik ve su gibi temel ihtiyaç kanallarının yok edilmesi sonucu aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğine atıfta bulunuldu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien’den destek açıklaması
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, Pekin’de düzenlenen günlük basın toplantısında AA muhabirinin UCM’nin kararı ve Çin’in tutumuna ilişkin sorusuna yanıt verdi.
Filistin sorununda daima adaletten ve uluslararası hukuktan yana olduklarını aktaran Sözcü Lin, “Çin, uluslararası toplumun, Filistin sorununda adaleti sağlamaya ve uluslararası hukukun otoritesini savunmaya katkı sağlayacak tüm girişimlerini destekliyor.” dedi.
Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong: “Siviller korunmalıdır, rehineler serbest bırakılmalıdır.”
Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, X hesabından yaptığı paylaşımda, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmasına ilişkin açıklama yaptı. Wong UCM’nin bağımsızlığına ve uluslararası hukukun korunmasındaki önemli rolüne saygı duyduğu belirtildi.
Açıklamada “Siviller korunmalıdır. Rehineler serbest bırakılmalıdır. Hızlı, güvenli ve engelsiz insani yardım sivillere ulaşmalıdır. Yardım çalışanları, hayat kurtarıcı çalışmalarını sürdürebilmeleri için korunmalıdır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Kanada Başbakanı Trudeau: “Uluslararası hukuku savunuyoruz.”
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, konuyla ilgili basın mensuplarına yaptığı açıklamada, dünyayı uluslararası hukuka uymaya çağırdı. Kanada’nın, UCM’nin “kurucu üyelerinden” biri olduğunu söyleyen Trudeau, “Uluslararası hukuku savunuyoruz ve uluslararası mahkemelerin tüm düzenlemelerine ve kararlarına uyacağız.” dedi. Justin Trudeau ayrıca, Gazze’de kıtlık ve hastalıkla karşı karşıya olan insanlara yardım götürüldüğünü görmeleri gerektiğini kaydetti.
Slovenya Başbakanı Robert Golob’dan destek açıklaması
Slovenya Başbakanı Robert Golob, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama emrine destek verdi. Golob, hükümete ait X hesabından yaptığı açıklamada, UCM’nin,”Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan ötürü” İsrail Başbakanı Netanyahu ile eski Savunma Bakanı Gallant hakkındaki karara saygı duyduğunu kaydetti. Başbakan Golob, Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama kararına da ülkesinin tamamen uyacağını bildirdi.
Litvanya ve Estonya karara bağlı kalacağını açıkladı
Litvanya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, UCM’nin İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant için çıkardığı tutuklama kararına bağlı kalınacağı bildirildi.
“Mahkeme bir tutuklama emri çıkardığında, bunun uygulanması UCM Roma Statüsü’ne taraf olan ya da UCM’nin yargı yetkisini kabul eden tüm devletler ve bölgeler için bağlayıcıdır” ifadesine yer verilen açıklamada, Litvanya’nın “UCM’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına saygı duyduğu” aktarıldı.
Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna da X hesabından yaptığı paylaşımda, “Estonya, taraf olduğu UCM’nin tutuklama kararlarını dikkate almaktadır. Uluslararası hukuk ve kurallara dayalı uluslararası düzenin korunması bizim için önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Hollanda Dışişleri Bakanı Caspar Veldkamp: “Hollanda, Netanyahu ile artık zorunlu olmayan temaslar kurmayacak.”
Hollanda Dışişleri Bakanı Caspar Veldkamp, Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yargılandığı için Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında tutuklama emri çıkarılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Hollanda’ya geldiğinde tutuklayacaklarını söyledi.
Veldkamp, Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada, UCM’nin Netanyahu için çıkardığı tutuklama emrine saygı duyduklarını belirtti.
Netanyahu’nun Hollanda’ya geldiğinde tutuklanacağını ifade eden Veldkamp, “Hollanda, Netanyahu ile artık zorunlu olmayan temaslar kurmayacak. Hollanda’nın UCM’nin Roma Statüsü’ne uyması mecburidir.” dedi.
Tel Aviv yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında verdiği karara uyacaklarını açıklayan Hollanda Dışişleri Bakanı Caspar Veldkamp’ın İsrail’e yapacağı ziyareti iptal etti.
Baleci: Belçika makamları Roma Statüsü kapsamındaki yükümlülüklerine uyacaktır.”
Belçika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Florinda Baleci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emrini değerlendirdi.
UCM tarafından çıkarılan tutuklama emirlerini uygulama sorumluluğunun devletlerde olduğunu anımsatan Baleci, Roma Statüsü’nün 86. maddesine göre, bu antlaşmaya taraf olan devletlerin, UCM ile tam olarak işbirliği yapma konusunda yasal yükümlülüğe sahip olduğunu vurguladı.
Baleci, Belçika’nın uluslararası hukuka saygıyı ve UCM’nin bağımsız çalışmasını tam olarak desteklediğini vurgulayarak, “Bu nedenle Mahkeme tarafından tutuklama emri altında olan herhangi bir kişi Belçika topraklarındaysa, Belçika makamları Roma Statüsü kapsamındaki yükümlülüklerine uyacaktır.” ifadesini kullandı.
İrlanda’dan UCM’ye destek
İrlanda Başbakanlığından yapılan yazılı açıklamada Harris, UCM’nin tutuklama emirlerinin önemli adımlar olduğunu belirtti.
Harris’in açıklamasında, “Mahkeme, Gazze’de insanlığa karşı işlenen cinayet, zulüm ve diğer insanlık dışı suçlar ile açlığı bir savaş yöntemi olarak kullanma suçlarının cezai sorumluluklarını Netanyahu ve Gallant’ın taşıdığına dair makul gerekçeler olduğunu ileri sürüyor. Her şartta, her yerde ve her zaman uluslararası hukuka saygı duyulması gerektiğini, ihlallerden sorumlu olanların, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk karşısında hesap vermesi gerektiğini ısrarla dile getirdik.” ifadeleri yer aldı.
