BODRUM NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
İHTİYATİ TEDBİR VE İHTİYATİ HACİZ TALEPLİDİR
DAVACI :
VEKİLİ : Av.Ömer ÇEÇEN
DAVALI :
TALEP KONUSU : Tapu İptali ve Tescil- Taşınmaz Bedel- Tazminat (Terditli Davadır)
DAVA DEĞERİ : ……. TL (Harca Esas Dava Değeridir- Bedel Yönünden
Belirsiz Alacak Davasıdır)
AÇIKLAMALAR :
Müvekkiller …… mirasçıları oldukları ….. … Yılında vefat etmiştir. Müteveffa eşi ….. ve çocukları ……. yasal mirasçılarıdır.
Müvekkil …… ile Müteveffa kardeş olup tarafların …. isminde diğer iki kardeşleri bulunmaktadır. Müvekkil ile birlikte diğer üç kardeşi olan ….. vefat eden babalarının yasal mirasçılarıdırlar. Müvekkil ….. yılında ….. ülkesine çalışmak için gittiğinde kendisinin ülkemizde bulunmama durumlarında diğer kardeşi ……. babalarından kalan miras payları için gerekli olan işlemleri yapabilmesi için satış ve alım yetkisi içeren vekalet bırakmıştır.
Müvekkil ……… anneleri ….. yılında vefat etmiştir. Müvekkil……. adına ……. yevmiye numarası ile müvekkilin kardeşi Müteveffa…… taşınmaz satış ve alım yetkisi verilmesini içeren vekaletname düzenlenmiştir. Müvekkil hiçbir şekilde kardeşine böyle bir vekaletname verdiğini hatırlamamaktadır. Müvekkil bu süreçte belirttiğimiz bu vekaletname örneğini …….. talep edip incelediğinde vekaletname talebinde bulunan imzalarında kendisi imzasına benzemediğini görmüştür. Ancak aradan geçen uzun bir zamanın olması nedeni ile müvekkil böyle bir vekaletname verip vermediği konusunda da ne yazık ki emin de değildir.
Müvekkil…… adına ……. yevmiye numarası ile müvekkilin kardeşi Müteveffa ……. verildiği iddia edilen taşınmaz satış ve alım yetkisi içeren vekaletname ile müvekkilin anne ve babasından kalan aşağıda bilgilerini vereceğimiz taşınmazlarda bulunan müvekkil…. müvekkilin diğer kardeşi …. devredilmiştir. Aynı zamanda diğer davacı müvekkillerin yasal mirasçısı oldukları Müteveffa ….. bu süreçte yasal miras paylarını kardeşi …… devretmiştir. Müvekkillerin daha sonra öğrendiği üzere davalı …….. anne ve babalarından kendilerine yasal olarak kalan miras payları için diğer hissedar olan kardeşi…… ile birlikte izalei şu ile birlikte payları bölüşeceğiz bu paylar benim üzerimde olursa daha çabuk ve daha düşük maliyetli paylaşım yaparız diyerek bu nedenle müvekkil ve Müteveffa ….. sahibi olduğu taşınmaz hisselerini kendi üzerine almıştır. Davalı …… hiçbir şekilde dava konusu müvekkillere ait hisseler için herhangi bir bedel ödememiştir. Bu nedenle davalının müvekkillere ait kendi üzerine aldığı taşınmaz hisseleri tamamen vekalet ilişkisinin kötüye kullanarak alınmıştır. Burada davalı …… hiçbir şekilde iyi niyetli hareket etmemiştir. Zira müvekkiller bu durumu uzun yıllar sonra öğrenmiştir. Daha sonrasında davalıdan kendilerine ait olan hisseleri kendilerine devretmesini istemişler ancak davalı ne bu hisseleri devretmem nede devrederim demiş ve sürekli olarak müvekkilleri oyalamıştır. Yine bir çok tanığında şahit olduğu üzere davalı kendi üzerine aldığı hisselerin müvekkillere ait olduğunu da bir çok zamanda ve yerde kabul etmiştir. Aynı zamanda davalı tarafından kendi üzerine alınan bu taşınmaz hisseleri iş bu tarih itibari ile kendi üzerinde durduğu gibi diğer hissedar olan ….. adına olan hisselerde yine ….. üzerinde durmaya devam etmekte olup davalı ….. hiçbir şekilde ……. ile hem kendi hissesi hem de müvekkillere ait olan hisselerin paylaştırılması konusundan yirmi yıla yakın süredir herhangi bir işlem yapmamıştır.
Yukarıda ifade ettiğimiz bu durum dışında davalı tarafından hisseleri kendi üzerine alınan üç taşınmaz … yılından Müteveffa ….. vefat ettikten sonra ….. yılında davalı tarafından satılmış ve satış bedelinden müvekkillerin hissesine düşüne kısım ile Müteveffa … eşi olan müvekkil….’a bir daire alınmıştır. Ancak davalı …. müvekkillere ait olan aşağıda sırası ile belirteceğimiz taşınmazlardaki hisseleri müvekkillere vermemiştir ve müvekkilleri bu süreçte oyalamaktadır.
DAVALI ……. TARAFINDAN MÜVEKKİLLERE AİT OLAN, HİSSELERİ ALINAN TAŞINMAZLAR ;
…….
Müteveffa, müvekkil …..’un rızası ve onayı olmadan müvekkilimizin tüm mallarını davalıya devretmiştir. Yapılan devirler nedeniyle müvekkilimize hiçbir ödeme yapılmadığı gibi işlemlerin tamamı müvekkilimizin rızası dışında yapılmıştır.
Davalı tarafından yapılan devirler, davalının kendi uhdesinde taksim ederek müvekkiliri devre dışı bırakmak ve mirastan mahrum etmek saiki ile hareket ettiğini açıkça göstermektedir. Mahkemenizce TAPU İPTALİ ve TESCİL talebimiz uygun görülmese bile, müvekkiller adına işlem gerçekleştiren davalı 6100 sayılı HMK’nun 200. maddesi uyarınca satıştan elde ettiği bedelleri müvekkil davacıya ödendiğini senetle yani yazılı belge ile ispat etmek zorundadır.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmis ve 506/2. maddesinde “Vekil üstlendigi iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür” hükmüne yer verilmistir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülügü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, diledigi bedelle diledigi kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Ayrıca vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanan davalar herhangi bir ZAMANAŞIMI VEYA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜREYE DE tabi değildir. Davalının davaya konu eylemleri 5237 sayılı TCK bağlamında da SUÇ niteliğinde olup, buna dair şikayet hakkımız da saklıdır.
Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur. Üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandıgını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Sözkonusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hâkim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözönünde tutulması zorunludur. Aksine düsünce kötüniyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdas hukuk sistemlerinde kötüniyet korunmamış daima mahkûm edilmistir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmis ve kararlılık kazanmıştır.
EMSAL YARGI KARARLARI :
ÖZET : Davacı, yurt dışında yasaması nedeniyle paydaşı olduğu 726 ada 17 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapması ve resmi işlemlerin takibi için davalı …’i vekil tayin ettigini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak tasınmazdaki payını davalı eşi …’ye satış suretiyle bedelsiz olarak temlik ettiğini, davalıların el ve işbirligi içinde hareket ettiklerini, kendisine satış bedeli de ödenmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuslardır. Davanın reddine iliskin olarak verilen karar Dairece; “… vekil …’in davacı payını esi olan davalı …’ye temlik ettigi, davalı …’nin iyiniyetli sayılamayacagı davacının payının gerçek degerinin çok altında satıldıgı dolayısı ile vekalet görevini kötüye kullandıgı, davalıların el ve isbirligi içerisinde hareket ettikleri sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı degerlendirme ile yazılı oldugu üzere hüküm kurulmus olması dogru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmistir…. ONANMASINA….(YARGITAY 1. Hukuk Dairesi,
Esas No: 2015/2473, Karar No: 2018/271, Karar Tarihi: 16.01.2018)
ÖZET : Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteginin reddine, sebepsiz zenginlesme yönünden davanın kabulü ile 31.344,56 TL ‘nin 15/12/2008 tarihinden itibaren isleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline, diger davalılar yönünden davanın husumet yoklugu nedeniyle usulden reddine karar verilmistir. Dosya içerigi ve toplanan delillerden; davacı …’ın, … 4. Noterligi’nin 03/11/2008 tarih ve 42849 yevmiye no’lu düzenleme seklindeki vekaletnamesi ile maliki oldugu 67 ada 18 sayılı parseldeki B Blok 5 no’lu bagımsız bölümü oglu …a, B Blok 1, 3, 4 ve 6 no’lu bagımsız bölümleri ise diledigi kisilere diledigi bedelle satması ve bahse konu yetkileri devir edebilecegi konusunda davalı …’i vekil tayin ettigi, davalı …’in anılan vekaletnameye dayanarak … 25. Noterligi’nin 04/12/2008 tarih ve 33257 yevmiye no’lu düzenleme seklindeki vekaletnamesi ile davalı …’u vekil tayin ederek aldıgı yetkileri devir ettigi, davalı …’nın vekaleten davacıya ait B Blok 1, 3, 4 ve 6 no’lu bagımsız bölümleri 15/12/2008 tarihinde davalı …’e temlik ettigi, Salih’in de dava konusu 1 no’lu bagımsız bölümü 28/01/2009 tarihinde davalı …’a devrettigi kayden sabittir. Vekil üstlendigi is ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan dogan sorumlulugunun belirlenmesinde, benzer alanda is ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranıs esas alınır. hükmüne yer verilmistir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranıslardan kaçınma yükümlülügü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözlesmede açıkça gösterilmemisse, görülecek isin niteligine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözlesmede vekaletin nasıl yerine getirilecegi hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan islem dıs temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülügü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir tasınmazın satısında, diledigi bedelle diledigi kimseye satıs yapabilecegi seklinde yetkili kılınması, satacagı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dısına çıkarak satıs yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bagdasmayacak bir eylem veya islem yapan vekil deginilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan isçinin sorumluluguna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda is ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumlulugu esas alınarak daha da agırlastırılmıstır. Öte yandan, vekil ile sözlesme yapan kisi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandıgını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine ragmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptıgı sözlesme geçerlidir ve vekil edeni baglar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözlesme yapan kisinin kazandıgı haklara etkili olamaz. Ne var ki, üçüncü kisi vekil ile çıkar ve isbirligi içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandıgını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözlesme ile baglı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının dogal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik tasıdıgından hakim tarafından kendiliginden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düsünce kötü niyeti tesvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çagdas hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamıs daima mahkum edilmistir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüsler bu yönde gelismis ve kararlılık kazanmıstır.
Somut olaya gelince; davalılar, dava konusu 1 ve dava dısı 3, 4 ve 6 no’lu bagımsız bölümlerin bedeli karsılıgında davacıdan alındıgını, satıs bedeli olan 100.000,00 TL’nin davacıya elden ödendigini savunmus iseler de; 6100 sayılı HMK’nun 200. maddesi uyarınca anılan bedelin davacıya ödendiginin senetle ispat edilemedigi, davacıya herhangi bir ödeme yapılmadıgı, öte yandan davalı tanıklarının anılan bagımsız bölümleri davacının ilk esinden olma davalı oglu …’ın satın aldıgını ifade ettikleri, ancak davalı …’in bedelini ödedigi tasınmazları kendi adına tescil ettirmemesinin hayatın olagan akısına aykırı oldugu, davalı … hakkında yapılan sosyal ve ekonomik durum arastırmasında dört adet bagımsız bölümü tek seferde satın alma gücünün bulunmadıgının tespit edildigi ve davalı tanıgı …’ın alınan beyanında davalı …’in davacının ilk esinden olma oglu …’ın bacanagı oldugunu ifade ettigi, tapu kayıt maliki … adına dava konusu 1 no’lu bagımsız bölümü davacının ilk esinden olma oglu …’ın vekaleten temlik aldıgı, ayrıca davalı …’in dava dısı 6 no’lu bagımsız bölümü 06/05/2010 tarihinde davalı …’ın yetkilisi oldugu … Alüminyum isimli sirkete devrettigi, dava dısı 3, 4 ve 6 no’lu bagımsız bölümler ile ilgili davaların da devam ettigi bir bütün halinde gözetildiginde, davacı tarafından verilen vekaletnamenin kötüye kullanıldıgı ve davalıların el ve isbirligi içerisinde hareket ettikleri anlasılmıstır. Hal böyle olunca, tapu iptal ve tescil isteginin kabul edilmesi gerekir iken yanılgılı degerlendirme ile yazılı sekilde karar verilmesi hatalıdır. (YARGITAY 1. Hukuk Dairesi , Esas No: 2014/20990, Karar No: 2017/3431, Karar Tarihi: 13.06.2017)
ÖZET : Davacı, annesinden intikal eden tasınmazların satısı için davalılardan … 8.02.2008 tarihinde vekaletname verdigini, vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanarak davalı … “nin 8.10.2008 tarihinde diger davalı … “a vekeletname verdigini, davalı … tarafından 21.09.2010 ve 1.10.2009 tarihlerinde tasınmazları 3.kisilere sattıgını, dava konusu tasınmazların satıs bedelinin tarafına ödenmedigini, davalıların vekalet görevlerini kötüye kullandıklarını ileri sürerek fazlaya iliskin hakları saklı kalmak kaydıyla simdilik 5000 TL alacagının davalılardan müstereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemistir. Davalılar, davanın reddini dilemislerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmis, hüküm davacı tarafından temyiz edilmistir. Gerçekten de, vekalet iliskisi aynı zamanda asırı güvene dayalı bir sözlesme iliskisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır. ” (BK.md.390/2). Onedenle vekil, sadakat borcu geregi olarak vekil edenin yararına ters düsecek ve ona zarar verecek davranıslardan kaçınmak yükümü altındadır. Açıklanan ilkeler dogrultusunda davalı vekilin özen borcu geregi vekaleten sattıgı tasınmazların bedelini, davacıya ödedigini ispat etmesi gerektigi açıktır. Hal böyle olunca mahkemece, vekalet aktinin kötüye kullanılmasından dogan alacagın isin esasına girilerek belirlenmesi sonucuna uygun sekilde karar verilmesi gerekirken yazılı sekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. (Esas No: 2015/29539, Karar No: 2016/12865, YARGITAY 13. Hukuk Dairesi, Karar Tarihi: 11.05.2016)
İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZ :
Davaya konu ettiğimiz taşınmazların tamamı doğrudan davanın konusudur. Dava taşınmazın aynına yöneliktir. Dava konusu taşınmazların yeniden devre konu edilmesi müvekkilimizin hakkını elde etmesini imkansızlaştıracağı gibi olası bu devirler müvekkler açısından maddi olarak telafisi mümkün olmayacak sonuçlara sebebiyet verebilecektir. Dava konusu taşınmazların doğrudan davanın doğrudan konusu olması hasebiyle HMK’nın 389. Maddesinin “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmü uyarınca davaya konu taşınmazın kaydına 3. Şahıslara devir ve temliki önlemek amacıyla İHTİYATİ TEDBİR konulmasını talep etmekteyiz.
İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ :
Müteveffa ve davalı vekaleten müvekkilimiz adına işlem gerçekleştiren her biri 6100 sayılı HMK’nun 200. maddesi uyarınca satıştan elde ettiği bedellerin Müvekkil ….. ödendiğini veya davalının Müteveffa ……. ödediğini senetle yani yazılı belge ile ispat etmek zorundadır. Müteveffa ……. ayrıca vekil sıfatıyla yapmış olduğu işlemleri müvekkilimizin yazılı talimatı ve ibrası ile yapmış olduğunu, devretmiş olduğu taşınmazların bedelini müvekkilimize ödediğini yazılı belge ile ispat etmek yükümlülüğü altında olmasına rağmen kendisinin vefat etmiş olması yine davalının onunda hisselerini devralmış olması nedeni ile burada ispat yükü davalı ……… Davalı müvekkilimizin tüm hisselerini almış ve bedelleri müvekkillerimize ödememiştir. Tüm bu nedenlerle DAVALI, …… yönünden ise İHTİYATİ HACİZ talep etmekteyiz. İhtiyati haczin, icrai hacze dönüşünceye kadar alacaklının borçludaki alacağının ödenmesini tehlikeye düşürmeden sağlayan bir tedbir niteliğinde oluşu, ve müvekkilimiz ile bu davalı arasındaki vekalet akdinin açıkça kötüye kullanımı dikkate alınarak bu davalı yönünden İHTİYATİ HACİZ kararı verilmelidir.
HUKUKİ NEDENLER : BK, TMK, TK, HMK vs. mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER :
……….
Yukarıda belirttiğimiz aşınmazların İNTİKAL, PAY TEMLİKLERİ, SATIŞ vs. tüm işlemlerinin resmi senetler ve tüm tedavülleri ile birlikte İSTENMESİNE,
2- ……… TAPU MÜDÜRLÜĞÜNE müzekkere yazılarak davacı ve davaların aktif/pasif tüm tapu kayıtlarının tedavülleri ile birlikte İSTENMESİNE,
4- Nüfus Kayıtları, Veraset İlamı, Vekaletname, Savcılık Dosyası, Tapu Kayıtları, Müvekkilin taşınmazlara ilişkin ödeme kayıtları, Müvekkilin dava konusu taşınmaza ilişkin yapmış olduğu kira sözleşmesi ,Banka Kayıtları, Tanık isim ve adresleri ile hangi hususlarda dinletilecekleri, Keşif, Bilirkişi İncelemesi, İsticvap, Yemin vs. Deliller delillerimiz arasında olup detaylı delil listesi daha sonra ibraz edilecektir.
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda izah edilen nedenlerle DAVAMIZIN KABULÜ ile,
1- Dava konusu taşınmazların 3. şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kayıtlarına İHTİYATİ TEDBİR konulmasına, bu hususta .. Tapu Müdürlüklerine müzekkere yazılmasına, bu aşamada davalı hakkında İHTİYATİ HACİZ kararı VERİLMESİNE,
2- Öncelikle davaya konu olan taşınmazlar yönünden TAPU İPTALİ ve TESCİL talebimizin KABULÜ ile taşınmazların davalı tarafından devri/devralınması yönündeki işlemin ve bu işleme dayalı müvekkillerimizin devredilen hissesinin tapu kaydının İPTALİ ile aynı hisse oranında müvekkillerimiz adına tapuya kayıt ve TESCİLİNE,
3- Tapu iptali ve tescil talebimizin herhangi bir nedenle sayın mahkeme tarafından uygun görülmemesi halinde davaya konu taşınmazlardaki müvekkillerimize ait hisse tutarının dava tarihindeki rayiç bedellerinin tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek YASAL FAİZİ ile birlikte davalıdan TAHSİLİNE,
4-) ……… Bodrum adresindeki taşınmazın tapu kaydının İPTALİ ile müvekkil adına tapuya kayıt ve TESCİLİNE, Karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa YÜKLENMESİNE karar verilmesini arz ve talep ederiz. (Tarih)
Av. Ömer ÇEÇEN
EKLER :
Onaylı Vekaletname Örneği,








İlk yorum yapan siz olun