İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İTİRAZIN İPTALİ DAVALARINDA VEKÂLET ÜCRETİ HESABI: YARGITAY’IN KANUN YARARINA BOZMA KARARI NE ANLATIYOR?

İcra takibine yapılan itirazın iptali davaları, Türk hukuk uygulamasında en sık karşılaşılan dava türlerinden biridir ve bu davaların sonucunda hükmedilecek vekâlet ücretinin doğru tarifeye göre belirlenmesi, hem davacı hem de davalı taraf açısından önemli mali sonuçlar doğurur. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2026/6974 esas ve 2026/8811 karar sayılı ilamı, tam da bu noktada, mahkemelerin sıklıkla düştüğü bir hataya dikkat çekmekte ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin doğru uygulanmasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Karar, aynı zamanda hukukumuzda çok bilinmeyen ama pratik değeri yüksek bir müessese olan “kanun yararına temyiz” yolunun nasıl işlediğini somut bir örnek üzerinden göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.

Olayın Arka Planı

Uyuşmazlığın kaynağında, ortak gider alacağına ilişkin başlatılan bir icra takibi bulunmaktadır. Alacaklı taraf, borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine icra takibinin durması nedeniyle Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali davası açmış ve mahkemeden itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek reddini talep etmiş, ayrıca kendi lehine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminat ile birlikte yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesini istemiştir.

Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, 25.04.2024 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne hükmetmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Sulh hukuk mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar istinaf incelemesine tabi olmadığından, karar taraflar için nihai nitelik kazanmıştır. Ancak Adalet Bakanlığı, bu kararın hukuka aykırı bir vekâlet ücreti hesaplamasına dayandığını tespit ederek kararın kanun yararına temyiz edilmesini talep etmiştir.

Kanun Yararına Temyiz Nedir ve Neden Önemlidir?

Kanun yararına temyiz, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesinde düzenlenen, olağan kanun yollarından farklı bir denetim mekanizmasıdır. İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdiği ve istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırılık bulunduğu gerekçesiyle Adalet Bakanlığı tarafından başvurulan bu yol, somut olayda tarafların hukuki durumunu değiştirmemekle birlikte, hukuk uygulamasının doğru yönde ilerlemesini sağlamayı amaçlar. Kanunun gerekçesinde de ifade edildiği üzere, yürürlükteki hukukun yanlış uygulanması her zaman söz konusu olabilir ve bu yanlışlığın tespit edilmesi, benzer hatalı uygulamaların tekrarlanmasının önüne geçmek açısından büyük önem taşır.

Yargıtay bu kararında, kanun yararına temyiz ile olağan temyiz yolu arasındaki farkı da açıkça ortaya koymuştur. Olağan temyiz incelemesi, hükmün usul hukuku veya maddi hukuk yönünden denetlenmesini içerirken, maddi vakıaların denetimi ve delil değerlendirmesine girmez; bu, istinaf ile temyizi ayıran temel özelliktir. Kanun yararına temyizde ise inceleme daha da sınırlıdır: sadece kararın yürürlükteki hukuka aykırı olup olmadığı denetlenir. Bu düzenleme, istinaf sisteminin hukukumuza girmesiyle birlikte Yargıtay’ın artık tamamen bir hukuki denetim ve içtihat mercii haline geldiğini göstermektedir.

Somut Olayda Tespit Edilen Hata

Adalet Bakanlığı’nın temyiz başvurusunun özünde, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin yanlış tarife maddesine göre hesaplanmış olması yatmaktadır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin ikinci fıkrası, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorsa, avukatlık ücretinin bu kapsamda belirleneceğini, ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğini öngörmektedir. Mahkeme, reddedilen miktar üzerinden tarifenin ilgili bölümünde sulh hukuk mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen 10.700,00 TL’lik ücreti esas alması gerekirken, bu tutarı aşan şekilde 15.594,20 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir.

Yargıtay, dosya kapsamını incelediğinde, davalının Fethiye İcra Müdürlüğü’nün ilgili takip dosyasında itirazının 8.975,00 TL üzerinden iptal edildiğini ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar verildiğini tespit etmiştir. Bu durumda, tarifenin öngördüğü sınırlama gereği, davalı lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin bu miktarı geçmemesi gerekirken, mahkemenin daha yüksek bir tutara hükmetmesi, tarifenin açık hükmüne aykırılık teşkil etmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bu tespit doğrultusunda kararın kanun yararına bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, kanun yararına bozma kararının somut olayda tarafların hukuki durumuna herhangi bir etkisi bulunmamaktadır; karar sonuca etkili olmaksızın bozulmuş ve dosyanın bir örneğinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine karar verilmiştir.

Bu Kararın Uygulamadaki Önemi

Bu karar, ilk bakışta teknik bir vekâlet ücreti hesaplama hatasına ilişkin görünse de, aslında hem hukuk uygulayıcıları hem de icra takibi ve dava süreçlerinde taraf olan vatandaşlar ve işletmeler açısından önemli dersler içermektedir. Öncelikle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin farklı maddelerinin birbiriyle bağlantılı şekilde uygulanması gerektiği, sadece bir maddeye bakılarak ücret hesabı yapılmasının hatalı sonuçlara yol açabileceği bir kez daha görülmüştür. Özellikle itirazın iptali davalarında, hükmedilecek vekâlet ücretinin kabul veya reddedilen miktarla sınırlı olduğu kuralı, mahkemelerin zaman zaman gözden kaçırdığı bir husustur.

İkinci olarak, sulh hukuk mahkemelerinin kesin nitelikteki kararlarının istinaf denetiminden geçmemesi, bu tür hataların fark edilmeden kesinleşmesi riskini artırmaktadır. Bu noktada kanun yararına temyiz müessesesi, sistemin kendi içinde bir düzeltme mekanizması işlevi görmekte, ancak bu yolun sonuçları somut olayda taraflara doğrudan fayda sağlamamaktadır. Dolayısıyla, davanın taraflarının ve vekillerinin, ilk derece mahkemesi aşamasında vekâlet ücreti hesabının doğru yapılıp yapılmadığını titizlikle kontrol etmesi, gerekirse karar düzeltme veya diğer hukuki yollara başvurması büyük önem taşımaktadır.

Vatandaşlar ve İşletmeler İçin Pratik Öneriler

İcra takibi başlatan veya kendisine yapılan icra takibine itiraz eden kişilerin, itirazın iptali davası sürecinde vekâlet ücreti hesabının tarifeye uygun yapılıp yapılmadığını mutlaka bir hukuk uzmanı aracılığıyla değerlendirmesi tavsiye edilir. Özellikle kısmi kabul veya kısmi ret ile sonuçlanan davalarda, hükmedilecek ücretin hangi tutar üzerinden ve hangi tarife maddesine göre belirlenmesi gerektiği, davanın görüldüğü mahkemenin türüne göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu tür teknik ayrıntılar, dava sonucunda ödenecek veya tahsil edilecek toplam tutarı doğrudan etkileyebilmektedir.

Ayrıca, sulh hukuk mahkemelerinde görülen ve kesin nitelikte olan kararlarda hata bulunduğunu düşünen tarafların, doğrudan bir hukuki yol bulamasalar dahi, durumu Adalet Bakanlığı’na iletmeleri ve kanun yararına temyiz talebinde bulunulmasını sağlamaları mümkündür. Bu yolun sonucu taraflara doğrudan mali fayda sağlamasa da, benzer hataların gelecekte tekrarlanmaması açısından hukuk sisteminin sağlıklı işlemesine katkı sunar.

CN Avukatlık Ofisi olarak, icra hukuku ve ticari alacakların tahsiline yönelik itirazın iptali davalarında, hem alacaklı hem de borçlu taraf vekilliği kapsamında, dava sürecinin her aşamasında doğru tarife uygulamasını ve usul hukukuna uygun talep formülasyonunu önceliklendiriyoruz. Vekâlet ücreti gibi görünüşte teknik ancak mali sonuçları ağır olabilen konularda yapılan hatalar, dava sonunda beklenmedik kayıplara yol açabilmektedir. İcra takibiniz, itirazın iptali davanız veya benzeri bir uyuşmazlığınız bulunuyorsa, sürecin başından itibaren doğru stratejiyle ilerlemeniz için ofisimizle iletişime geçerek hukuki destek alabilirsiniz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir