İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ’NDEN EMSAL KARAR: VESAYET Mİ, VELAYET Mİ ÖNCE GELİR?

Anne veya babanın ölümü sonrası çocuğa vasi atanması ile eş zamanlı olarak sağ kalan ebeveynin velayet talebinde bulunması halinde, hangi davanın öncelikle görüleceği konusundaki tereddüt Yargıtay tarafından giderildi. Karara göre, çocuğun üstün yararı gereği asıl olan velayettir ve vesayet davası, velayet davasının sonucunu beklemelidir. Aksi halde çocuk, yargılama süresince yasal temsilcisiz kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.


Kararın Künyesi

Karar Veren Merci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/2183
Karar No: 2025/6791
Karar Tarihi: 1 Temmuz 2025
Konu: Vesayetin kaldırılması ile velayetin tevdii davaları arasındaki ilişki, bekletici mesele


Olayın Özeti

Boşanma kararı ile velayeti anneye verilen küçük, annenin vefatı üzerine Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından vasi atanmıştır. Bunun üzerine baba, Aile Mahkemesi’nde velayetin kendisine verilmesi için dava açmış, aynı zamanda Sulh Hukuk Mahkemesi’nde vesayetin kaldırılmasını talep etmiştir.

Sulh Hukuk Mahkemesi, vesayetin kaldırılması talebini kabul etmiş, ancak bu karar istinaf edilmiştir. Bu noktada iki farklı Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır:

  • Antalya BAM 6. Hukuk Dairesi: Sulh Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi’ndeki velayet davasının sonucunu beklemeli, çünkü asıl olan velayettir.

  • Antalya BAM 2. Hukuk Dairesi: Aile Mahkemesi, önce vesayetin kaldırılması davasının sonuçlanmasını beklemeli, zira vesayet devam ederken velayete karar verilemez.

Bu aykırılık üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu, uyuşmazlığın giderilmesi için dosyayı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne göndermiştir.


Uyuşmazlık

Vesayet altındaki bir çocuk hakkında, aynı anda hem vesayetin kaldırılması (Sulh Hukuk Mahkemesi’nde) hem de velayetin değiştirilmesi (Aile Mahkemesi’nde) davaları açıldığında, hangi mahkemenin diğerinin kararını beklemesi gerektiği.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Değerlendirmesi

Velayet ve Vesayet Kavramları

  • Velayet, ergin olmayan çocuğun anne ve babasına tanınan, çocuğun kişi varlığını ve malvarlığını koruma, onu temsil etme hak ve yükümlülüklerinin bütünüdür. Velayet, çocuğun üstün yararının sağlanması bakımından bir hak olduğu kadar sorumluluk da içerir.

  • Vesayet ise, velayet altında bulunmayan küçüklerin veya kısıtlanan erginlerin devlet tarafından korunmasını sağlayan hukuki müessesedir.

Kanun koyucu, çocuğun korunmasında önceliği velayete vermiştir. TMK’nın 335. maddesine göre ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Velayetin kullanılamadığı hallerde (örneğin velayet kendisine verilen ebeveynin ölümü) çocuk vesayet altına alınır. Ancak asıl olan, mümkün olduğunca çocuğun velayet altında bulunmasıdır.

Çocuğun Yasal Temsilcisiz Kalmaması İlkesi

Hem ulusal mevzuat (TMK, Çocuk Koruma Kanunu) hem de taraf olunan uluslararası sözleşmeler (BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi), çocuğu ilgilendiren tüm işlemlerde onun yararının gözetilmesini ve yasal temsilcisiz bırakılmamasını emreder. Çocuk, kendi ebeveynine karşı açılan bir davada dahi temsil edilmelidir.

Somut Olayda Çözüm

Bu ilkeler ışığında değerlendirme yapıldığında:

  1. Asıl olan velayettir. Çocuğun velayet altına alınması mümkünse, vesayet ikinci planda kalmalıdır.

  2. Velayet davası, vesayetin kaldırılması davasını beklememelidir. Aksine, vesayet davası, velayet davasının sonucunu beklemelidir. Çünkü:

    • Velayet davası süresince çocuğun yasal temsilcisi (vasi) mevcuttur.

    • Eğer önce vesayet kaldırılır, sonra velayet davası açılırsa, velayet davası sonuçlanana kadar çocuk temsilcisiz kalır.

    • Velayet davasının reddi halinde, yeniden vasi atanması gerekir ki bu da usul ekonomisine ve çocuğun istikrarına aykırıdır.

Bu nedenle, Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki vesayetin kaldırılması davasının, Aile Mahkemesi’ndeki velayet davasının sonucunu beklemesi gerekir. Aile Mahkemesi velayet konusunda karar verdikten sonra, Sulh Hukuk Mahkemesi bu karara göre vesayetin kaldırılıp kaldırılmayacağına karar vermelidir.


Kararın Sonucu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı şu şekilde gidermiştir:

“Çocuğun yüksek yararı gereğince asıl olan velayet düzenlemesidir. Aile Mahkemesince velayetin değiştirilmesi hususunda açılan davanın sonuçlandırılması, vesayet kararının kaldırılmasına bağlı değildir. Aksine, çocuğa vasi atanması davasının (vesayetin kaldırılması talebinin), ‘velayetin değiştirilmesi’ davasını bekletici mesele yapması gerekir. Aksi halde velayet davası boyunca çocuk yasal temsilci korumasından mahrum kalır.”

Karar oy birliğiyle alınmış olup kesin niteliktedir.


Kararın Pratik Sonuçları

Bu karar, uygulamada yaşanan tereddütleri gidererek şu ilkeleri netleştirmiştir:

Durum Yapılması Gereken
Vasi atanmış bir çocuk için aynı anda hem vesayetin kaldırılması hem de velayetin değiştirilmesi davası açılırsa Sulh Hukuk Mahkemesi (vesayet davası), Aile Mahkemesi’ndeki velayet davasının sonucunu bekler.
Velayet davası kabul edilirse Vesayet kaldırılır, çocuk velayet altına alınır.
Velayet davası reddedilirse Vesayet devam eder, çocuk temsilcisiz kalmaz.
Önce vesayet kaldırılırsa ne olur? Velayet davası süresince çocuk temsilcisiz kalır, bu da hukuka aykırıdır.

Kararın Dayandığı Temel İlkeler

  • Çocuğun üstün yararı (TMK m. 339, BM ÇHS m. 3)

  • Yasal temsilcisiz çocuk bırakılmaması (TMK m. 344, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 9)

  • Asıl olan velayettir (TMK m. 335, 336)

  • Usul ekonomisi ve yargılamada tutarlılık


Bu makale, bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.

cecenhukuk.com için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir