İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

DANIŞTAY İLE BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ ARASINDA İÇTİHAT PAYLAŞIMI VE DEĞERLENDİRME TOPLANTISI İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Danıştay Başkanlığı ile Türkiye Adalet Akademisi iş birliğinde, Danıştay ile Bölge İdare Mahkemeleri arasında iletişimin sağlanması ile içtihat birliğinin temin edilmesi amacıyla, Danıştay Başkanı Sayın Zeki YİĞİT’in katılımlarıyla 7-8 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul’da “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmasına İlişkin Mevzuatın Uygulanmasından Doğan Uyuşmazlıklar” konulu “Danıştay ile Bölge İdare Mahkemeleri İçtihat Paylaşımı ve Değerlendirme Toplantısı” gerçekleştirilmiştir.

Toplantının başında Danıştay Başkanı Sayın Zeki YİĞİT açış konuşması yapmışlardır. Toplantıya; Danıştay Birinci Daire Başkan ve Üyeleri, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı, Danıştay Kıdemli Tetkik Hâkimleri ve Tetkik Hâkimleri, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı, İstanbul Birinci İdari Dava Dairesi Başkan ve Üyeleri, Adana, Ankara, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Konya, Samsun Bölge İdare Mahkemeleri ilgili İdare Dava Daireleri Başkanları katılmışlardır.

Kıymetli meslektaşlarım,

Danıştay ile bölge idare mahkemeleri arasında iletişim ve iş birliğinin güçlendirilmesi, içtihatların birliğinin ve bilinirliğinin sağlanması, paylaşılması ve farklı bölge idare mahkemeleri arasında ortaya çıkması muhtemel farklı kararların önlenmesi ve söz konusu mahkemelerdeki ihtisaslaşmada etkinlik ve verimliliğin artırılması amacıyla, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisinin müşterek düzenlediği İçtihat Paylaşımı ve Değerlendirme Toplantısına hoş geldiniz.

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

İçtihat Paylaşımı ve Değerlendirme Toplantıları daha önceki yıllarda da yapılagelmekle birlikte, belli bir konu etrafında konunun uzmanı Danıştay ilgili dairesi heyetinin tamamına yakınının katılımı ile yeni bir plan ve format dahilinde gerçekleştirmeye  başladığımız toplantılarımızın ilkini, 4-7 Kasım 2021 tarihlerinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesinde gerçekleştirmiştik. Bugün aynı uygulamanın devamı olarak sekizinci toplantımızı yine İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin ev sahipliğinde gerçekleştiriyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Değerli meslektaşlarım,

Hukuk düzeninin dinamikliği, idarenin faaliyet alanının genişlemesi ve kamu hizmetlerinin çeşitlenmesi ile birlikte, idari uyuşmazlıkların türü ve sayısı her geçen gün daha da artmaktadır.

Bunun sonucu olarak yargının genelinde olduğu gibi,; gittikçe artan iş yükü karşısında ortaya çıkan dosya terakümü ve makul sürede tamamlanamayan yargılamalar, idari yargının da temel sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

İdari yargıda istinaf kanun yolunun uygulamaya konulması ve 20 Temmuz 2016’da bölge idare mahkemelerinin “istinaf” vasfıyla göreve başlamasıyla, bir reform niteliğinde olan üç dereceli yargılama sistemine geçilmiş ve Danıştayın iş yükünde ciddi oranda azalma yaşanmıştır. Bugün, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi dikkate alınarak yapılan çalışmalar sonucunda; yeni kurulan Antalya, Diyarbakır ve Kayseri Bölge İdare Mahkemeleri ile birlikte ülke çapında faaliyet gösteren bölge idare mahkemesi sayısı 12’ye ulaşmıştır.

İstinaf sisteminin yargılamanın makul sürede tamamlanması ve adil yargılanma hakkının gerçekleşmesi hedeflerine katkı sağladığı açıktır. Böylece, etkin yargılama ve adalete hızlı erişim hususunda, toplumsal beklentinin karşılanmasına yönelik önemli gelişmeler sağlanmıştır.

İstinaf mahkemelerinin idari yargının etkinliğinin ve verimliliğinin artırılmasında önemli bir rol oynadığını istatistiki veriler açıkça ortaya koymaktadır.

Konuya Danıştayın iş yüküne katkısı zaviyesinden yaklaştığımızda; başlangıçta birkaç yıl ilk derece mahkemelerinin dosyaları doğrudan istinaf mahkemelerine intikal ettiği için iş yükü stoğunda hızlı düşüşler yaşanmış, sonrasında istinaf mahkemeleri karar vermeye başlayıp temyiz edilen dosya sayılarında zaman içinde tedrici bir artış görülmüş olup, istinaf sistemine geçilirken hedeflenen doğrultuda iş yükü makul düzeylere indirilememiştir.

Danıştayın tam bir içtihat mahkemesi hüviyetine bürünmesi, iş yükünün zaman içinde azalmasını sağlayacak çözüm ve tedbirlerin yasal zemine kavuşturulması halinde mümkün olacaktır.

İdare hukukundaki temel kavram, kurum ve ilkelerin çoğu ilk olarak hukuk kurallarıyla değil, yargısal içtihatlar yoluyla ortaya çıkmaktadır.  Yargı mensupları, yürürlükteki hukuk normlarını somut olaylara uygulayarak karar vermekte ve uyuşmazlığın konusuyla ilgili genel ilke ve kuralları belirlemektedir.

Bu bakımdan idari yargı yerince verilen kararlar; gerekçesi ile birlikte hukukun kaynakları arasına girmekte ve uygulandıkça ilkesel hale gelerek adeta bir norm halini almaktadır. Bu nedenle, yargısal içtihatların idare hukukunun kurucu kaynağı niteliğinde olduğu söylenebilir.

İdare hukukunun, içtihadi bir hukuk dalı olduğu ilkesini yansıtan bu anlayış, içtihatların üretilmesi, niteliği ve istikrarı ile hukuk ve içtihat birliğini sağlamada Danıştay’ın hukuk düzeninde ne kadar önemli bir görev üstlendiğini de ortaya koymaktadır.

İlk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri ve Danıştaydan oluşan üç dereceli idari yargı sistemimizde; kimi kararların istinaf kimi kararların temyiz aşamasında kesinleşmesi ve ülke genelinde birden çok bölge idare mahkemesinin bulunmasından dolayı Danıştay ile bölge idare mahkemeleri arasında ve bu mahkemelerin kendi aralarında aynı ya da benzer konularda, yukarıda değindiğim sebeplerle veya başka nedenlerle hukuki yorum farklılıklarının ortaya çıktığı bilinmektedir.

Bu durum aynı ya da benzer uyuşmazlık açısından ülke genelindeki hukuk uygulamasını farklılaştırmakta, yargıya olan güveni azaltmakta, hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte, toplumsal yaşamda belirsizlik ve eşitsizlik oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, yeterli gerekçeyle desteklenemeyen içtihat farklılıklarının bulunması hukuki güvenlik ve adil yargılanma hakkı bağlamında hak ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağlamak için bu farklılıkları önleyici ve karar aykırılıklarını giderici mekanizmaların etkin bir şekilde işletilmesi ve yeni yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir.

Hukuki güvenlik ilkesinin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için yüksek mahkemeler tarafından; öncelikle nitelikli ve istikrarlı içtihatların üretilmesi, bu içtihatların yaygınlaştırılması ve son olarak önleyici ve giderici mekanizmaların işletilerek içtihat birliğinin sağlanması ve korunması gerekmektedir.

Muhtemel içtihat aykırılıklarının henüz ortaya çıkmadan önlenmesi hukuki belirliliğin sağlanmasına hizmet etmektedir. Ayrıca bu durum, bireyin herhangi bir hak kaybına uğrama ihtimalini azaltmakta ve hukuki belirsizlik nedeniyle uğrayabileceği zararların giderimini daha az zahmetli ve daha düşük maliyetli hale getirmektedir.

Hukuk düzenimizde; içtihatların birleştirilmesi, kanun yararına temyiz ve bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun karar aykırılığının giderilmesi için Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarına başvuru yapması gibi içtihat aykırılıklarını giderici müesseseler mevcut olup işletilmektedir.

Diğer taraftan, içtihat aykırılıklarını giderici müesseselerin yanında, önleyici mekanizmalardan bir yöntem olarak; Danıştay  ile bölge idare mahkemeleri arasında iletişim ve iş birliğinin güçlendirilmesi, karşılıklı olarak içtihatların paylaşılması, olası içtihat farklılıklarının azaltılması amacıyla, daire ve kurullar ile bölge idare mahkemeleri arasında düzenli değerlendirme ve istişare yapılmasını temin etmek üzere, belirli aralıklarla farklı konularda içtihat paylaşımı ve değerlendirme toplantılarının yapılmasının önemli bir yöntem olduğunu düşünüyorum.

Saygıdeğer meslektaşlarım,

Daha önceki yıllarda gerçekleştirdiğimiz İçtihat Paylaşımı ve Değerlendirme Toplantılarında olduğu gibi,  bu toplantı için de öncelikle ele alınacak genel konu başlığı belirlenmiş, belirlenen ana başlık altında tartışılacak konu başlıklarıyla ilgili olarak Danıştayın ilgili dairesinin ve bölge idare mahkemelerinin görüş ve önerileri alınmış, içtihat birliğinin sağlanması açısından konuyla ilgili güncel ve temel sorunların Danıştayın ilgili Dairesinin Başkan ve üyeleri ile Bölge İdare Mahkemeleri bünyesindeki ilgili daire başkanlarının ve üyelerinin katılımları ile müzakere edilmesi planlanmış ve “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmalarına İlişkin Mevzuattan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar” bugünkü toplantımızın ana teması olarak belirlenmiştir.

Yüksek idare mahkemesi olarak Danıştayın, yargılama faaliyetinin yanı sıra idari görevleri de bulunmaktadır. Danıştayın idari görevleri Danıştay Birinci Dairesi tarafından yerine getirilmektedir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 42. maddesi’nde; Danıştay Birinci Dairesinin görevleri sayılmış, bunlardan kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini, Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesinin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkları ve memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmalarına ilişkin mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkları inceleme, karara bağlama ve düşünce bildirme başlıca görevlerini oluşturmaktadır.

Bu görevlerden, gündemimizin genel başlığı olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmalarına ilişkin uyuşmazlıklar ile ilgili mevzuatta genel olarak; memur yargılamasının güvence sistemi ve belli bir izin prosedürü içinde yürütülerek idarenin istikrarının korunması ve kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması amaçlanmıştır.

Bunun  için, söz konusu mevzuat  memurlar ve diğer kamu görevlilerinin asılsız şikâyet ve ihbarlar ile şüpheli ya da sanık sıfatını almalarını, görevleri sebebiyle işledikleri suç iddiaları nedeniyle doğrudan ceza yargılamasına tabi tutulmalarını engelleyen ve idare tarafından verilecek izin ile soruşturma ve nihayetinde yargılama sürecini başlatan düzenlemeleri içermektedir.

Anayasa’nın 129. maddesinin son fıkrasında; memurların ve diğer kamu görevlilerinin işlemiş oldukları iddia edilen suçlarla ilgili olarak haklarında ceza kovuşturması açılmasının, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlı olduğu kuralı düzenlenmiştir.

Bu bağlamda, memurların ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması ile ilgili izin sistemini getiren genel nitelikli kanun “4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” olup, söz konusu Kanunda; memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için soruşturma izni vermeye yetkili mercileri, yetkili merciin soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararına itiraz usulünü ve diğer usulleri düzenlenmektedir.

Anılan Kanun’un 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında da ifade edildiği üzere, bazı kamu görevlileri için farklı kanuni düzenlemeler öngörülmesi hâlinde ilgili özel hükümler uygulanmaktadır. Örneğin yükseköğretim personeli hakkında, görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yürütülecek özel soruşturması usulü 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/c maddesinde yer almaktadır.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yetkili mercilerin soruşturma iznine ilişkin verdiği lüzum-u muhakeme ve men-i muhakeme kararlarına karşı ilgisine göre Bölge İdare Mahkemelerine ve Danıştaya itiraz usulü getirilmiştir.

Kıymetli meslektaşlarım,

Bugün ve yarın düzenlenecek toplantılarda, Danıştay Birinci Dairesi Başkan ve Üyeleri, kıdemli tetkik hâkimleri ve tetkik hâkimlerinin katılımlarıyla, başta 4483 sayılı Kanun olmak üzere ilgili düzenlemeler kapsamında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar ile ilgili temel sorunların Danıştay içtihatları, bölge idare mahkemeleri kararları ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bireysel başvuru kararları ışığında değerlendirilmesi planlanmıştır.

Bugün aramızda bulunan Danıştay Meslek Mensupları ile Bölge İdare Mahkemesi Dava Dairesi Başkanları ve Üyeleri tarafından, belirlenen konular karşılıklı olarak istişare edilerek mevcut ve muhtemel yorum farklılıklarının tespit edilip giderilmesine yönelik faydalı değerlendirmeler yapılacağına ve bunların uygulamaya ışık tutacağına inanıyorum.

Çalışma boyunca yapılacak istişare ve değerlendirmeler neticesinde; varılan tespitlere ve ulaşılacak sonuçlara ilişkin bir rapor hazırlanmasının, toplantının son günü düzenlenecek olan kapanış oturumunda, bu sonuç raporunun paylaşılmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

Sözlerime son vermeden önce, katılımları ve değerli katkıları nedeniyle Danıştay Meslek Mensuplarımıza ve tetkik hâkimlerimize, toplantının düzenlenmesine katkılarından dolayı Türkiye Adalet Akademisi Başkanı ve görevlilerine, bizlere ev sahipliği yapan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığına, Dava Dairesi Başkanlarına ve Üyelerine, diğer bölge idare mahkemelerini temsilen çalışmalara katkı sunmak üzere aramızda bulunan Dava Dairesi Başkanlarına ve Üyelerine şimdiden teşekkür ediyorum.

Toplantının başarılı ve verimli geçmesi temennisiyle hepinize huzur ve esenlik dolu günler diliyorum.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir