Anayasa Mahkemesi, beyaz yakalı bir çalışanın toplu iş sözleşmesinden kapsam dışı bırakılmasını sendika hakkının ihlali saydı. Karar, işverenlerin “kapsam dışı personel” uygulamalarını yeniden değerlendirmesini zorunlu kılan, sendikal korumayı genişleten önemli bir içtihat niteliği taşıyor.
AYM Kararı İncelemesi
1. Giriş
Anayasa Mahkemesi, 20 Mart 2025 tarihli Hülya Şimşek Başvurusu’nda (B. No: 2022/18821) verdiği kararla, beyaz yakalı bir çalışanın toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmamasını sendika hakkının ihlali olarak değerlendirdi.
Bu karar, Türkiye’de özel sektör işyerlerinde sıklıkla görülen “kapsam dışı personel” uygulamasına karşı anayasal düzeyde önemli bir müdahale niteliği taşımaktadır.
2. Olay Özeti
Başvurucu, 2000–2014 yılları arasında bir özel şirkette muhasebe şefi olarak çalışmış ve Türkiye Maden-İş Sendikası üyesi olmuştur.
Ancak işveren, beyaz yakalı çalışanları “kapsam dışı personel” olarak nitelendirip toplu iş sözleşmesinden (TİS) yararlandırmamıştır.
Başvurucu, sendikal üyeliğine rağmen bu uygulamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek fark alacaklarının tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; “beyaz yakalı çalışanların TİS dışında tutulmasının eşit işlem borcuna aykırılık teşkil etmediğini” belirtmiştir.
İstinaf mahkemesi de bu kararı onamıştır. Bunun üzerine başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur.
3. Başvurunun Dayanağı
Başvurucu, Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Dayandığı temel gerekçeler:
-
6356 sayılı Kanun’un 39. maddesi uyarınca sendika üyesi tüm işçilerin TİS’ten yararlanma hakkı olduğu,
-
“Kapsam dışı personel” kavramının normatif dayanağının bulunmadığı,
-
İşverenin aynı pozisyondaki bazı çalışanlara TİS artışlarını uygulayıp kendisini dışarıda bırakmasının ayrımcılık teşkil ettiği,
-
Derece mahkemelerinin, sendikal hakların koruma alanını daraltan biçimde yorum yaptığıdır.
4. AYM’nin Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu sendika hakkına ilişkin pozitif yükümlülükler çerçevesinde değerlendirmiştir. Kararda öne çıkan esaslar şöyledir:
-
Sendika hakkı yalnızca örgütlenmeyi değil, sendikal faaliyetten fiilen yararlanmayı da içerir.
-
Anayasa’nın 51. ve 53. maddeleri, sendika kurma ve TİS yapma hakkını birlikte korur.
-
TİS’ten fiilen yararlanamayan bir sendika üyeliği, “kâğıt üzerinde” kalır.
-
-
Devletin pozitif yükümlülüğü vardır.
-
Devlet, özel işverenlerin sendika hakkını dolaylı olarak ihlal eden uygulamalarına karşı etkili koruma sağlamalıdır.
-
Bu koruma yalnızca mevzuat düzenlemesiyle değil, etkin yargısal denetim yoluyla da sağlanmalıdır.
-
-
“Kapsam dışı personel” kavramının anayasal temeli yoktur.
-
4857 sayılı İş Kanunu’nda veya 6356 sayılı Kanun’da böyle bir statü tanımı yer almaz.
-
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin de belirttiği gibi, beyaz yakalı/mavi yakalı ayrımı yalnızca işin niteliğine ilişkindir; bu ayrım TİS’ten yararlanma hakkını ortadan kaldıramaz.
-
-
Sendikal hakların özünü zedeleyen gerekçeler kabul edilemez.
-
Mahkemelerin, çalışanın yalnızca “beyaz yakalı” olması nedeniyle TİS kapsamı dışında kaldığını belirtmesi, “ilgili ve yeterli gerekçe” sayılmamıştır.
-
AYM’ye göre bu yaklaşım, sendika hakkının özüne dokunan keyfî bir yorumdur.
-
Sonuç olarak, AYM Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiş ve kararın yeniden yargılama yapılmak üzere Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, ayrıca başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
5. Değerlendirme
a. İş Hukukunda Sendikal Hakkın Kapsamı
Bu karar, sendikal hakların yalnızca sendika kurma veya üye olma özgürlüğüyle sınırlı olmadığını, sendikal faaliyetten fiilen yararlanma hakkını da kapsadığını açıkça ortaya koymuştur.
Sendika üyeliği, ancak toplu sözleşmenin getirdiği haklardan yararlanma imkânı varsa gerçek anlam kazanır. Aksi halde sendikal örgütlenme hakkı soyut bir özgürlük haline gelir.
b. Beyaz Yakalı Çalışanların Sendikal Koruma Altındaki Konumu
Karar, uzun yıllardır işverenler tarafından “kapsam dışı personel” gerekçesiyle sendikal haklardan mahrum bırakılan beyaz yakalı çalışanlara doğrudan anayasal güvence sağlamaktadır.
Artık “ofis çalışanı”, “idari kadro” veya “şef/müdür yardımcısı” gibi unvanlar, sendika hakkını ortadan kaldıran statüler olarak ileri sürülemeyecektir.
Yargı mercileri, çalışanın fiilen işveren vekili sıfatı taşıyıp taşımadığını somut biçimde incelemek zorundadır.
c. İşveren Uygulamaları ve Toplu Pazarlık Sistemi Üzerine Etkiler
Bu içtihat, işverenlerin sendikal örgütlenmeyi dolaylı biçimde etkisizleştiren kapsam dışı uygulamalarına ciddi bir sınır getirmiştir.
Özellikle özel sektör şirketlerinde beyaz yakalıların TİS dışında tutulması artık sendika hakkı ihlali riskini doğuracaktır.
Bu durum, hem sendikal örgütlenmenin hem de toplu pazarlığın kapsayıcılığını güçlendirecektir.
Ayrıca karar, yargı organlarının sendikal haklara ilişkin uyuşmazlıklarda dar yorumdan uzak, anayasal koruma eksenli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
6. Sonuç
Anayasa Mahkemesi, beyaz yakalı çalışanların da sendika üyesi işçilerle eşit biçimde toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı bulunduğunu tescillemiştir.
Bu karar, Türkiye’de iş hukuku uygulamalarında sendika hakkının alanını genişleten ve işverenin takdir yetkisini sınırlayan bir dönüm noktası niteliğindedir.
Artık “kapsam dışı personel” etiketi, bir çalışanın anayasal sendika haklarını bertaraf eden gerekçe olarak ileri sürülemeyecektir.
Kaynak ve Künye
Anayasa Mahkemesi, 2022/18821 Başvuru No, 2025/xx Karar No, 20.03.2025 tarihli karar.
Resmî Gazete: 22.09.2025, Sayı: 33025.
Konu: Toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmama nedeniyle sendika hakkının ihlali – Hülya Şimşek Başvurusu.
Bu karar incelemesi CN Avukatlık Ofisi tarafından hazırlanmıştır.
Detaylı bilgi almak veya hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu metin bilgilendirme amacı taşımakta olup, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez.







İlk yorum yapan siz olun