I. Giriş
A. Kesinleşmiş Mahkûmiyet Hükmünün Hukuki Niteliği ve Sonuçları
Ceza muhakemesi hukukunda mahkûmiyet kararı, sanığa isnat edilen suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması neticesinde verilen ve hapis veya adli para cezası gibi yaptırımları içeren bir hükümdür.1 Bu hüküm, duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra verilir ve yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verileceği Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.223/5’te düzenlenmiştir.1 Mahkûmiyet hükmü, gerekçeli olarak yazılmalı; iddia ve savunma görüşlerini, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, ulaşılan kanaati ve cezanın belirlenmesine ilişkin hususları içermelidir.1
Bir mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi, ceza muhakemesine konu uyuşmazlığın esas ve usulden çözümlenmesi ve yargılamanın sonlanması anlamına gelir.2 Bu kesinleşme, hükme karşı olağan kanun yollarının (istinaf ve temyiz) tüketilmemesi, bu yollara başvurulmaması, başvurunun geri alınması, reddedilmesi veya kabul edilerek onanması gibi durumlarla gerçekleşebilir.2 Hukuk sistematiğinde, kesin hüküm “şekli kesin hüküm” ve “maddi kesin hüküm” olarak ikiye ayrılır. Şekli kesin hüküm, verilen hükmün değişmeyeceği ve bu hükme karşı olağan kanun yolunun kapalı olduğu durumu ifade eder. Bu durum, hükmün infazı ve adli sicile kayıt bakımından bir koşul niteliğindedir.2 Maddi kesin hüküm ise, şekli kesin hükmün varlığını gerektirir ve aynı uyuşmazlık konusu hakkında tekrar dava açılamayacağı (“non bis idem” ilkesi) ile verilen hükmün değiştirilemez bir özellik arz ettiğini ifade eder.2
Ceza hukukunda, bir cezanın uygulanabilmesi (infaz edilebilmesi) için mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi zorunludur.2 Bu prensip, Medeni Usul Hukuku’ndaki genel kuraldan farklılık gösterir; zira hukuk davalarında temyiz, kural olarak kararın icrasını durdurmazken, ceza hukukunda infaz için hükmün kesinleşmesi beklenir.2 Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü, hukuki güvenliğin ve yargısal istikrarın temelini oluşturur. Ancak, bu kesinlik mutlak bir nitelik taşımaz. Olağanüstü kanun yollarının varlığı, kesinleşmiş hükümlerde ortaya çıkabilecek “adli hataların” düzeltilmesi ihtiyacından kaynaklanır. Bu durum, hukuki güvenlik ilkesi ile adaletin tecellisi arasındaki hassas dengeyi yansıtır. Hükmün kesinleşmesi infazı mümkün kılsa da, olağanüstü kanun yolları, infazın durdurulması için ek mekanizmalar gerektirmesi nedeniyle sürecin karmaşıklığını ve birey açısından aciliyetini artırır.
B. Olağanüstü Kanun Yollarının Amacı ve Önemi
Türk ceza muhakemesi hukukunda kanun yolları, “olağan kanun yolları” (istinaf ve temyiz) ve “olağanüstü kanun yolları” olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır.3 Verilen karar henüz kesinleşmemiş ise olağan kanun yollarına başvurulurken, karar kesinleşmiş ise olağanüstü kanun yollarına başvurulur.3 Kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü kanun yolları; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı (CMK m.308), Kanun Yararına Bozma (CMK m.309) ve Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m.311 vd.) olmak üzere üç temel başlık altında incelenir.4
Bu olağanüstü kanun yollarının temel amacı, maddi gerçeğe insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmak olan ceza yargılamasında, adli hatalar nedeniyle mutlak hakikate ulaşılamaması ihtimalini gidermektir.6 Bu mekanizmalar, “kesin hükmün dokunulmazlığı” prensibine istisnalar getirerek, devletin adalet arayışının, yargılama sürecinin her aşamasında, hatta hüküm kesinleştikten sonra bile devam ettiğini ortaya koyar. Bireyin haklarının korunması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanması açısından bu yollar hayati bir öneme sahiptir. Özellikle insan hakları ihlalleri bağlamında, ulusal ve uluslararası düzeydeki bu başvuru yolları, hukukun üstünlüğünün ve bireysel özgürlüklerin güvence altına alınmasında kritik bir işlev görür.
II. Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m.311 vd.)
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanmış bir davanın, hükümlü lehine veya aleyhine olarak tekrar görülmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur.7 Bu yolun temelinde, kesin hükümlerdeki “adli hataların” giderilmesi ve maddi gerçeğe ulaşılması amacı yatar.6
A. Başvuru Süresi ve İstisnaları
Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak için kural olarak herhangi bir süre aranmaz.4 Hükümlü vefat etmiş olsa veya henüz yakalanmamış olsa bile, yargılamanın yenilenmesi koşulları mevcutsa başvuru yapılabilir ve yargılama yeniden görülebilir.8 Bu durum, adli hataların zaman aşımına uğramadan düzeltilmesi için güçlü bir mekanizma sunar.
Ancak, bu genel kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen bir ihlal kararına istinaden yargılamanın yenilenmesi talep edilecekse, AİHM kararının kesinleşmesini takiben 1 yıllık başvuru süresi bulunmaktadır.7 Bu 1 yıllık süre, uluslararası insan hakları mekanizmalarının iç hukuka entegrasyonunun bir sonucu olarak özel bir hassasiyet ve hız gerektirdiğini gösterir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki bu düzenleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.377/1’de yer alan 3 aylık öğrenme ve 10 yıllık mutlak başvuru sürelerinden farklıdır.10 Bu farklılık, ceza ve hukuk yargılamaları arasındaki temel bir ayrıma işaret eder ve hukuk sisteminin farklı alanlarda farklı öncelikler belirlediğini, dolayısıyla bu alanlar arası ayrımın önemini vurgular.
B. Başvuru Şartları ve Özel Durumlar
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşen hükümlerdeki adli hataların giderilmesi için başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur.6 Bu yolun açılabilmesi için kanunda sınırlı sayıda sayılan özel durumların varlığı gerekmektedir.
1. Yeni Delil ve Yeni Olay Kavramı
Yargılamanın yenilenmesi şartının oluşması için, taraflardan birinin mahkemede öne sürülmeyen “yeni bir delille” müracaat etmesi gerekir.7 “Yeni olay ve deliller” kavramı, fiili meselelere ilişkindir ve bu delillerin, mahkemece hüküm verildiği sırada bilinmeyen nitelikte olması (“yenilik” vasfı) ve beraatı veya daha hafif cezayı gerektirecek bir etki ve özelliğe sahip olması (“önemlilik” vasfı) gerekmektedir.12 Mahkemenin varlığını bildiği ancak ulaşamadığı delil (örneğin tanığa ulaşılamaması gibi) de ortaya çıktığında yeni delil niteliğinde kabul edilebilir.13 Ayrıca, dosyada bulunmasına rağmen dikkate alınmayan deliller de yeni delil sayılabilir.13
Önemle belirtmek gerekir ki, kanun değişikliği, içtihat değişikliği veya ceza kanunun yorumuna ilişkin yeni bir fikrin ortaya çıkması, tek başına yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılamaz.6 Zira bu tür değişiklikler maddi meseleye değil, hukuki meseleye etki eder. “Yeni delil” kriterinin sıkı yorumlanması, yargılamanın yenilenmesi yolunun bir “ikinci temyiz” yolu olmadığını, aksine, yargılamanın temelini oluşturan maddi gerçeğe ilişkin ciddi ve sonradan ortaya çıkan hataları düzeltmeyi hedeflediğini gösterir. Bu yaklaşım, hukuki kesinlik ilkesi ile maddi gerçeğe ulaşma ilkesi arasındaki dengeyi korumayı amaçlar.
2. Hükme Esas Alınan Bilirkişi Raporunun Gerçeğe Aykırı Olduğu Yönündeki Yeni Görüş
Ceza Muhakemesi Kanunu m.311/1-a hükmü, “Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa” yargılamanın yenilenmesi nedenini düzenlemektedir.8 Bilirkişi raporları, özellikle teknik ve uzmanlık gerektiren konularda mahkemelerin karar vermesinde merkezi bir rol oynayan belgelerdendir. Bu nedenle, hükme esas alınan bir bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olduğunun (sahteliğinin) sonradan anlaşılması ve bunun yeni bir görüş veya delille ispatlanması, CMK m.311/1-a kapsamında yargılamanın yenilenmesi nedeni teşkil edebilir. Bilirkişi raporlarının gerçeğe aykırı olduğunun sonradan ortaya çıkması, hükmün temel dayanağını sarsar ve adli hatanın giderilmesi zorunluluğunu doğurur. Bu durum, delil değerlendirmesindeki “bariz hata” ile de yakından ilişkilidir ve adil yargılanma hakkının ihlaline yol açma potansiyeli taşır.
3. Çelişkili Tanık İfadeleri
Mahkemede bir şahidin kasıtlı olarak yalancı şahitlik yapmasının sonradan ortaya çıkması durumunda, mahkemenin yenilenmesine karar verilebilir.14 Ancak, yalancı şahitliğin net ve somut delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.14 Tanık anlatımlarındaki çelişkiler, duruşma sırasında yüzleştirme yoluyla giderilmeye çalışılır; giderilemezse hangi tanığın anlatımının hangi nedenle üstün tutulduğu gerekçeli olarak açıklanmalıdır.15 Eğer yargılamanın yenilenmesi talep edildiğinde yeni bir tanık dinlenecekse veya eski tanık tekrar dinlenecekse, mutlaka yeniden yemin yaptırılması gerekmektedir.15 Yargılama sürecindeki tanık ifadelerindeki çelişkiler, hükmün kesinleşmesinden sonra “yalancı şahitlik” olarak ispatlanırsa yargılamanın yenilenmesi sebebi olur. Bu, sadece bir “çelişki” değil, hükmün temelini oluşturan bir “aldatma” veya “gerçeğe aykırılık” durumunu gerektirir. Bu durum, yargılamanın yenilenmesinin, hükmün dayandığı maddi gerçeğin sonradan sarsılması hallerine özgü bir yol olduğunu bir kez daha ortaya koyar.
4. Sanığın Akıl Hastalığı İddiası
Akıl hastalığı, ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan bir nedendir; zira isnat yeteneğini ve dolayısıyla kusuru doğrudan etkiler.16 Akıl hastalığının, suç olan fiilin işlendiği anda failin şuur ve hareket serbestisini tamamen kaldıracak veya önemli derecede azaltacak derecede olması gereklidir.16 Suçun işlenmesinden sonra ortaya çıkan akıl hastalığı, cezai sorumluluk açısından bir etki yaratmaz, ancak cezanın infazını etkileyebilir.16 Şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığı hakkında Adli Tıp raporu alınmadan önce gözlem ihtisas dairesinde müşahede altına alınması gerekebilir; müşahede alınmadan düzenlenen rapora itibar edilemez.16 Sanığın akıl hastalığı iddiası, eğer suçun işlendiği zamana ilişkin ve hükmün kesinleşmesinden sonra yeni ve güvenilir bir delille (örneğin, o dönemdeki tıbbi kayıtlar veya sonradan yapılan detaylı bir inceleme) ispatlanırsa, bu durum isnat yeteneğini doğrudan etkileyeceği için yargılamanın yenilenmesi için güçlü bir dayanak oluşturabilir. Bu, hükmün temelini oluşturan “kusurluluk” ilkesini temelden sarsar.
5. Avukatsız Yapılan Savunma ve Adil Yargılanma Hakkı İhlali
Ceza Muhakemesi Kanunu m.311’de “avukatsız savunma” doğrudan bir yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak sayılmamıştır. Ancak, bu durum “adil yargılanma hakkı”nın ihlali kapsamında değerlendirilebilir ve bu bağlamda yargılamanın yenilenmesi için dolaylı bir dayanak teşkil edebilir. Adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa’da güvence altına alınmış temel bir haktır.18 Savunma hakkının sınırlandırılması, hukuka aykırı delillerin dikkate alınması veya mahkemeye erişim hakkının engellenmesi gibi durumlar adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurur.18
Eğer avukatsız yapılan savunma, sanığın savunma hakkının bariz bir şekilde kısıtlanmasına yol açmış ve bu durum mahkemeye erişim hakkı veya silahların eşitliği ilkesi gibi adil yargılanma hakkı unsurlarını ihlal etmişse, bu durum Anayasa Mahkemesi veya AİHM tarafından bir ihlal kararına konu olabilir. Anayasa Mahkemesi’nin bir ihlal kararı vermesi durumunda, 6216 sayılı Kanun m.50/2 uyarınca dosya, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.21 “Avukatsız savunma” doğrudan bir yenileme sebebi olmasa da, “adil yargılanma hakkı ihlali” gibi daha geniş bir kavramın tezahürüdür. Bu durum, ulusal (AYM) ve uluslararası (AİHM) insan hakları mekanizmalarının, iç hukuktaki olağanüstü kanun yollarıyla nasıl kesiştiğini göstermektedir. Bir hak ihlali uluslararası bir mahkeme tarafından tespit edildiğinde, bu iç hukukta yargılamanın yenilenmesi için bir kapı açar.
6. Delillerin Değerlendirilmesindeki Bariz Hata
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşen hükümlerdeki adli hataların giderilmesi için başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur.6 Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanılması, hukuka kesin aykırılık hallerindendir ve temyiz nedeni sayılır (CMK m.289/1-i).23 Hukuka aykırı delillerin dikkate alınması, adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.18
Eğer delillerin değerlendirilmesindeki hata, hukuka aykırı delile dayanma gibi “bariz” ve “adil yargılanma hakkını ihlal edici” nitelikte ise ve bu durum olağan kanun yollarında giderilmemişse, yargılamanın yenilenmesi için dayanak oluşturabilir. Özellikle bu hatanın sonradan ortaya çıkan yeni bir bilgi veya belge ile ispatlanması halinde “yeni delil” kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Delil değerlendirmesindeki “bariz hata” terimi, yoruma açık olmakla birlikte, hukuka aykırı delillerin kullanılması gibi somut ve ağır ihlalleri kapsar. Bu tür hatalar, maddi gerçeğe ulaşmayı engeller ve temel hak ihlaline yol açar. Yargılamanın yenilenmesi, bu tür ciddi hataların düzeltilmesi için bir “emniyet supabı” görevi görür ve yargılamanın adilliğini sağlamaya yöneliktir.
C. Başvurunun İnfaza Etkisi
Yargılamanın yenilenmesi istemi, kural olarak hükmün infazını otomatik olarak ertelemez.4 Bu durum, başvurucular için önemli bir pratik zorluk teşkil eder; zira yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilse bile, hükümlü cezasını çekmeye devam edebilir.
Ancak, mahkemenin takdir yetkisi bulunmaktadır ve yargılamanın yenilenmesi talebini değerlendiren mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.24 Bu karar, başvurunun ciddiyeti, ileri sürülen delillerin gücü ve infazın geri dönüşü olmayan sonuçları göz önüne alınarak değerlendirilir. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi talebiyle birlikte infazın durdurulması yönünde ayrı ve güçlü bir gerekçeli talepte bulunmak büyük önem taşır.
D. Başarı Oranı ve Yargıtay İçtihatları Işığında Değerlendirme
Yargılamanın yenilenmesi başvurularının genel başarı oranına ilişkin somut istatistiksel veriler bulunmamaktadır. Ancak, Yargıtay içtihatları, özellikle “yeni delil” kavramını oldukça sıkı yorumlamaktadır.12 Kanun veya içtihat değişikliklerinin tek başına yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılamayacağı ısrarla vurgulanmıştır.12 Yeni delilin “önemlilik” vasfına sahip olması, yani beraat veya daha hafif cezayı gerektirecek nitelikte olması şartı, başvurunun başarısı için kritik bir eşiktir.12
Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına karar verilirken, ileri sürülen iddiaların yeterli derecede doğrulanıp doğrulanmadığına bakılır.5 İstem esassız bulunursa, duruşma yapılmaksızın reddedilir.4 Yargılamanın yenilenmesi, “adli hataların” düzeltilmesi için tasarlanmış olsa da, Yargıtay’ın “yeni delil” kriterini dar yorumlaması, bu yolun başarı şansını sınırlayabilir. Bu durum, hukuki kesinlik ilkesinin, maddi gerçeğe ulaşma ilkesine karşı bir ağırlık taşıdığını gösterir. Başarı, iddia edilen “yeni” durumun ne kadar somut, ispatlanabilir ve hükmü temelden etkileyecek nitelikte olduğuna bağlıdır.
E. Somut Olaya Uyarlanabilirlik Kriterleri
Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilmesi için somut olayda aşağıdaki kriterlerin varlığı değerlendirilmelidir:
- Yeni Delil/Olay: Yargıtay onamasından sonra ortaya çıkan, mahkemece hüküm verildiği sırada bilinmeyen ve hükmü etkileyecek nitelikte (beraat veya daha hafif ceza) somut bir delil veya olayın varlığı (Örneğin: Suçun başkası tarafından işlendiğini gösteren yeni bir DNA kanıtı, suç aletinin başkasına ait olduğunun yeni bir yöntemle tespiti).
- Bilirkişi Raporunun Gerçeğe Aykırılığı: Hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel olarak veya yeni verilerle gerçeğe aykırı olduğunun kesin ve somut bir şekilde ispatlanması (Örneğin: Raporu hazırlayan bilirkişinin sahtecilikten mahkum olması veya yeni bir bilimsel gelişmeyle raporun temel dayanaklarının çürümesi).
- Çelişkili Tanık İfadeleri: Hükme esas alınan tanık beyanlarından birinin veya birkaçının sonradan “yalancı şahitlik” olduğunun kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla veya yeni ve somut delillerle ispatlanması.
- Sanığın Akıl Hastalığı İddiası: Suçun işlendiği tarihte sanığın isnat yeteneğini ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan bir akıl hastalığına sahip olduğunun, hükümden sonra ortaya çıkan yeni ve güvenilir tıbbi raporlarla (özellikle müşahede raporuyla) ispatlanması.
- Avukatsız Savunma ve Adil Yargılanma Hakkı İhlali: Avukatsız yapılan savunmanın, sanığın savunma hakkını bariz bir şekilde kısıtladığı ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiği yönünde Anayasa Mahkemesi veya AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararının bulunması.
- Delillerin Değerlendirilmesindeki Bariz Hata: Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayanması gibi, adil yargılanma hakkını temelden ihlal eden ve sonradan ortaya çıkan yeni bilgi veya delillerle ispatlanan somut bir delil değerlendirme hatasının varlığı.
- Genel Kriter: İddia edilen durumun, hükmün temelini sarsacak ve sonucunu değiştirecek nitelikte olması. Başvurunun, yargılamanın yenilenmesi için kanunda sayılan belirli sebeplerden birine dayanması ve bu sebebin somut delillerle desteklenmesi esastır.4
III. Kanun Yararına Bozma (CMK m.308)
Kanun yararına bozma, ceza muhakemesi hukukunda olağanüstü bir kanun yolu olup, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümler için başvurulur.4 Bu yol, hukuka aykırılıkların giderilmesi ve hukukun doğru uygulanmasının sağlanması amacını taşır.
A. Başvuru Süresi
Kanun yararına bozma yolunda başvuru için herhangi bir süre veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.26 Hüküm kesinleştikten yıllar sonra bile bu yola başvurulması mümkündür.27 Bu süre kısıtlamasının olmaması, bu kanun yolunu, özellikle uzun zaman önce kesinleşmiş ve hukuka aykırılık içeren ancak olağan kanun yollarından geçmemiş kararlar için önemli bir çözüm aracı haline getirir. Bu durum, hukuki hataların düzeltilmesi için zaman aşımı engeli olmaksızın bir mekanizma sunar.
B. Başvuru Şartları ve Yetkili Merciler
Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş karar veya hükümlere karşı gidilebilecek bir yoldur.4 Bu, hükmolunan para cezasının belirli bir miktarın altında olması nedeniyle istinaf yolunun kapalı olduğu kararlar veya kesinleşmiş Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararları gibi durumları kapsar.26
Bu olağanüstü kanun yoluna başvurma yetkisi Adalet Bakanlığı’na aittir.4 Adalet Bakanlığı, kendisine yapılan talep üzerine veya re’sen bu yola gidebilir.26 Başvuruda ileri sürülebilecek nedenler arasında maddi hukuka aykırılık teşkil eden hukuk hataları ve usul hukukuna ters düşen hukuk hataları yer alır.26 Ancak, hukuka aykırılığın giderilmesini sağlayacak başka bir yol var ise kanun yararına bozmaya başvurulamaz.27 Ayrıca, hakimin takdir hakkı kapsamında yer alan hususlara veya mahkemenin delillerin takdiri yönünde hatalı olduğu gerekçesine dayanılarak kanun yararına bozma başvurusu yapılamaz.26 Kanun yararına bozma, yargılamanın yenilenmesinden farklı olarak, hükmün esasını yeniden incelemekten ziyade, hukuka aykırılıkları gidermek ve içtihat birliğini sağlamak amacını taşır. Özellikle olağan kanun yollarına kapalı olan veya bu yollardan geçmemiş kesinleşmiş kararlardaki hukuka aykırılıkları hedef alması, sistemin hukuki istikrar ve doğru hukukun uygulanması prensibine verdiği önemi gösterir.
C. Başvurunun İnfaza Etkisi
Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma yoluna gidilmesi, hükmün infazını otomatik olarak durduran bir husus değildir.26 Kanunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının infazın otomatik olarak geri bırakılmasını veya durdurulmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.32
Ancak, aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulan hükmün infazının geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verilebilir.27 Bu karar, Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinin takdirindedir. Önemli bir nokta ise, kanun yararına bozma talebinin kabulü durumunda bile, bozma kararının ilk hükmün hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmamasıdır.33 Yargıtay, kararı kanun yararına bozar ancak bu bozma, ilk hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmaz; dosyanın yeni bir esasa kaydedilerek tekrar yargılama yapılması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.33 Bu özellik, Kanun Yararına Bozma’nın temel amacını netleştirir: bu yol, bireysel bir davanın sonucunu doğrudan değiştirmekten ziyade, genel hukukun doğru uygulanmasını ve içtihat birliğini sağlamayı hedefler. Yani, bir hukuka aykırılık tespit edilse bile, bu her zaman hükümlünün doğrudan beraat etmesi veya cezasının kalkması anlamına gelmez; daha ziyade hukukun doğru yorumlanması ve uygulanması için bir emsal oluşturur.
D. Başarı Oranı ve Yargıtay İçtihatları Işığında Değerlendirme
Kanun yararına bozma başvurularının genel başarı oranına ilişkin somut istatistiksel veri bulunmamaktadır. Başarı, başvuruda ileri sürülen hukuka aykırılığın açık ve somut olmasına, ayrıca bu aykırılığın olağan kanun yollarından geçmemiş kesinleşmiş bir karar veya hükme ilişkin olmasına bağlıdır.26 Yargıtay, Adalet Bakanlığı tarafından iletilen nedenleri inceler ve yerinde bulunursa istemi kabul eder; aksi halde reddeder.26 Kanun yararına bozma, dar bir uygulama alanına sahip olup, özellikle istinaf veya temyiz incelemesinden geçmemiş hukuka aykırılıkları hedeflediği için, her türlü hukuki hatanın düzeltilmesi için kullanılamaz. Başarı şansı, başvurunun bu dar kapsamda ne kadar isabetli bir şekilde hazırlandığına bağlıdır.
E. Somut Olaya Uyarlanabilirlik Kriterleri
Kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için somut olayda aşağıdaki kriterlerin varlığı değerlendirilmelidir:
- Kesinleşme Şekli: Hükmün, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olması (örneğin, hükmolunan para cezasının kanunda belirtilen miktarın altında kalması nedeniyle istinaf veya temyiz yolunun kapalı olması).
- Hukuka Aykırılık: Karar veya hükümde, maddi hukuka veya usul hukukuna ilişkin açık ve bariz bir hukuka aykırılığın bulunması. Bu aykırılığın, hakimin takdir yetkisi veya delil değerlendirmesi ile ilgili olmaması gerekmektedir.26
- Başka Yolun Olmaması: Hukuka aykırılığın giderilmesi için başka bir olağan veya olağanüstü kanun yolunun bulunmaması.27
- Örnek Durumlar: Kesinleşmiş HAGB kararlarındaki hukuka aykırılıklar veya Cumhuriyet savcılığı tarafından verilen KYOK (Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı)’a yapılan itirazın Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmesi kararlarındaki hukuka aykırılıklar.26
- Yetkili Merci: Başvurunun Adalet Bakanlığı’na yapılması ve Bakanlığın talebi yerinde bularak Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine iletmesi.26
IV. Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru (Anayasa m.148/3, 6216 S.K. m.45)
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, temel hak ve özgürlükleri kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edilen bireylerin, diğer başvuru yollarını tükettikten sonra başvurdukları istisnai ve ikincil nitelikte bir hak arama yoludur.35
A. Başvuru Süresi
Bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır.35 Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle 30 günlük başvuru süresinin kaçırılması halinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde mazerete ilişkin belgelerle başvuru yapılabilir.37 Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan başvuruları incelemektedir.22 Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru süresi oldukça kısadır ve hak düşürücü nitelikte olması, başvurucunun iç hukuk yollarının tüketilmesiyle birlikte süreci yakından takip etmesi gerektiğini ve herhangi bir gecikmenin başvurunun reddine yol açabileceğini göstermektedir. Bu durum, etkin başvuru hakkının bir gereği olarak, bireyin kendi hak arama sürecindeki aktif rolünü vurgular.
B. Başvuru Şartları (İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi, Hak İhlali İddiası)
Bireysel başvuru yoluna yalnızca güncel, kişisel ve doğrudan etkilenen bir temel hakkı ihlal edilen mağdur başvurabilir.35 Tüzel kişiler de kendi haklarının ihlali nedeniyle bireysel başvuru yoluna gidebilirler.22 İhlal iddia edilen hakkın, Anayasa’da düzenlenen anayasal bir hak ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veya ek protokollerinin kapsamında bulunması gerekmektedir.35
Bireysel başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının (istinaf, temyiz gibi) tamamının tüketilmiş olması şarttır.35 Bu şart, bireysel başvurunun “ikincil” ve “istisnai” niteliğini vurgular.35 Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması gerekir.38 Olağan kanun yollarında ileri sürülmeyen iddialar ve sunulmayan belgeler bireysel başvuru konusu edilemez.38 Bireysel başvuru yapmak için avukat ile temsil zorunluluğu bulunmamaktadır, ancak hukuki yardım almak sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından önemle tavsiye edilir.22 Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, bir temyiz mercii gibi davanın esasını yeniden incelemez; temel amacı, kamu gücünün eylem, işlem veya ihmali nedeniyle Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini denetlemektir. Bu “ikincillik ilkesi”, ulusal yargı mercilerinin öncelikle hak ihlallerini gidermesi beklentisine dayanır.
C. Başvurunun İnfaza Etkisi (Tedbir Kararı İmkanı)
Bireysel başvuru yapılması, kesinleşen kamu gücü işleminin icrası ya da infazını otomatik olarak durdurmaz.39 İnfaz, bireysel başvuru incelemesi süresince de devam eder. Ancak bu durumun bir istisnası bulunmaktadır: Anayasa Mahkemesi, istisnai durumlarda ve telafisi güç veya imkansız zararların doğmasını önlemek amacıyla “tedbir kararı” verebilir.41 Tedbir kararı, icra ve infazı durdurucu etki yaratır. Bu nedenle, bireysel başvuru formunda tedbir talebinde bulunmak büyük önem arz etmektedir.41 Anayasa Mahkemesi’nin tedbir kararı verebilme yetkisi, yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına bozmadan farklı olarak, başvurucunun acil durumlarında infazın durdurulması potansiyelini sunar. Bu, Anayasa Mahkemesi’nin insan hakları koruma misyonunun bir gereğidir ve telafisi imkansız zararların önüne geçme amacını taşır.
D. Başarı Oranı ve AYM İçtihatları Işığında Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi, 31 Aralık 2024 itibarıyla yapılan 650 bin 453 bireysel başvurudan 551 bin 913’ünü sonuçlandırmıştır.42 Toplam 79 bin 251 başvuruda bir veya birden fazla hakkın ihlal edildiğine hükmedilmiştir ki bu, sonuçlanan başvuruların yaklaşık %14.3’üne tekabül etmektedir.42 En çok ihlal kararı verilen haklar arasında “yargılamanın makul sürede yapılması” (56.443 ihlal), “adil yargılanma hakkı” (6.828 ihlal), mülkiyet hakkı ve ifade özgürlüğü yer almaktadır.42
Anayasa Mahkemesi içtihatları, hukuka aykırı delillerin dikkate alınmasını, savunma hakkının sınırlandırılmasını, mahkemeye erişim hakkının engellenmesini ve silahların eşitliği ilkesinin ihlalini adil yargılanma hakkı ihlali olarak kabul etmektedir.18 Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir (6216 sayılı Kanun m.50/2).21 Adil yargılanma hakkı ihlallerinin Anayasa Mahkemesi kararlarında bu denli yüksek bir orana sahip olması, Türk yargı sisteminde bu alanda yapısal sorunlar olduğuna işaret etmektedir. Bu durum, somut olayda adil yargılanma hakkı ihlali iddialarının güçlü delillerle desteklenmesi halinde, Anayasa Mahkemesi başvurusunun başarı şansının yüksek olabileceğini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararları, iç hukukta yeniden yargılama yolunu açarak, bireysel hakların korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.
Tablo 3.1: Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru İstatistikleri (31 Aralık 2024 İtibarıyla)
| Mahkeme | Başvuru Sayısı | Sonuçlanan Başvuru Sayısı | İhlal Kararı Verilen Başvuru Sayısı | En Sık İhlal Edilen Haklar |
| Anayasa Mahkemesi | 650.453 42 | 551.913 42 | 79.251 42 | Yargılamanın makul sürede yapılması, Adil yargılanma hakkı, Mülkiyet hakkı, İfade özgürlüğü 42 |
E. Somut Olaya Uyarlanabilirlik Kriterleri
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilmesi için somut olayda aşağıdaki kriterlerin varlığı değerlendirilmelidir:
- Hak İhlali İddiası: Sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün, Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan temel bir hakkını (özellikle adil yargılanma hakkını) ihlal ettiğine dair somut ve güçlü bir iddia bulunması.
- İhlal Nedenleri: Özellikle; hukuka aykırı delillerle mahkûmiyet, savunma hakkının kısıtlanması (örneğin avukatsız savunmanın adil yargılanma hakkını ihlal etmesi), yargılamanın makul sürede tamamlanmaması, bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesinin ihlali gibi durumlar.18
- İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi: Yargıtay onamasıyla kesinleşen hükme karşı tüm olağan kanun yollarının (istinaf, temyiz) usulüne uygun olarak tüketilmiş olması.
- Süre Şartı: Hükmün kesinleştiği ve öğrenildiği tarihten itibaren 30 günlük başvuru süresine kesinlikle riayet edilmesi.35
- Geçerlilik Tarihi: Başvuruya konu kararın 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşmiş olması.22
V. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Başvuru (AİHS İhlali Gerekçesiyle)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasıyla, iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra başvurulabilecek son uluslararası yargı yoludur.
A. Başvuru Süresi
AİHM’e başvuru süresi, iç hukuktaki nihai kararın verildiği tarihten itibaren 4 aydır.43 Bu süre, 1 Şubat 2022 tarihinden itibaren 6 aydan 4 aya indirilmiştir.43 Bu süre, diğer tüm kanun yollarına göre en kısa ve en katı olanıdır. Bu durum, uluslararası yargılamanın son çare olması ve başvurucuların iç hukuk yollarını hızla tüketip uluslararası mekanizmaya başvurmalarının beklendiği prensibinin bir sonucudur. Başvuru süresinin kaçırılması, başvurunun doğrudan reddedilmesine yol açar.
B. Başvuru Şartları (İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi, Kabul Edilebilirlik Kriterleri)
AİHM’e başvuru yapılabilmesi için en temel şart, AİHS m.35 uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmiş olmasıdır.38 Bu, AİHM’in “ikincillik” prensibinin temelidir.38 Tüketilmesi gereken iç hukuk yolları, yalnızca teorik olarak değil, pratik olarak da etkili ve erişilebilir olmalıdır.46 Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, AİHM nezdinde etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmadan AİHM’e gidilmesi, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun reddedilmesine yol açabilir.
Şikayetin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya ek protokollerinde güvence altına alınan bir hakkın ihlali iddiasına dayanması gerekir.35 Ayrıca, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun” olmaması, yani hukuki ve fiili temellerinin yeterli olması gerekmektedir.46 AİHM, ulusal yargı sistemlerinin bir “denetim” mercii değil, insan hakları ihlallerine karşı son bir “güvence” mekanizmasıdır. İç hukuk yollarının tüketilmesi şartı, ulusal mahkemelere öncelik tanınmasını ve devletin kendi iç mekanizmalarıyla hak ihlallerini gidermesi fırsatını verir. Bu durum, uluslararası hukukun ulusal hukukla etkileşimini ve tamamlayıcılık ilkesini yansıtır.
C. Başvurunun İnfaza Etkisi
AİHM’e yapılan başvuru, hükmün infazını otomatik olarak durdurmaz.24 Bu durum, başvurucuların infazın devam etme riskini göz önünde bulundurması gerektiğini gösterir.
Ancak, AİHM, istisnai durumlarda ve başvurucunun telafisi güç veya imkansız bir zarar görme riski altında olması halinde (örneğin, yaşam hakkı veya işkence yasağı gibi konularda) Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca “geçici tedbir” kararı verebilir. Bu kararlar, infazı durdurucu etki yaratabilir.41 Ancak bu tür tedbir kararları oldukça nadir verilmektedir. Bu durum, AİHM başvurusunun öncelikli olarak bir hak ihlali tespiti ve tazminat arayışı amacı taşıdığını, doğrudan infazı engelleme aracı olmadığını vurgular.
D. Başarı Oranı ve Türkiye Aleyhine Verilen Kararların İstatistikleri
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2023 yılı istatistik raporuna göre, Türkiye AİHM’de bekleyen en yüksek başvuru sayısına sahip ülkedir. Toplam dava yükünün %34.2’sini (23.397 dava) Türkiye menşeli davalar oluşturmaktadır.47 Türkiye, 2023 yılında en çok “adil yargılanma hakkının ihlali” ve “güvenlik ve özgürlük hakkının ihlali” konularında mahkum edilmiştir.47 2024 Mayıs ayı itibarıyla Türkiye aleyhine 1.661 kişiyi etkileyen 50 ihlal kararı verilmiş ve önemli miktarda tazminat ödenmiştir.48
AİHM Başkanı, “Yalçınkaya” kararının (ByLock davalarıyla ilgili) 8.000 başvuruyu ilgilendirdiğini ve bunun sistemik bir problemi ortaya koyduğunu belirtmiştir.47 Ayrıca, içtihat uyuşmazlığının da AİHS m.6/1 kapsamında yer alan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açtığı AİHM içtihadıyla teyit edilmiştir.49 2022’den 2023’e Türkiye’den gelen yeni başvuru sayısında düşüş olduğu da belirtilmiştir.47 Türkiye aleyhine özellikle adil yargılanma hakkı ve özgürlük ve güvenlik hakkı ihlallerine ilişkin kararların yüksek olması, bu alanlardaki başvuruların AİHM nezdinde daha yüksek bir başarı potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. “Sistematik sorun” tespiti, benzer durumdaki başvurucular için emsal teşkil edebilir ve olumlu bir sonuç alma olasılığını artırabilir.
Tablo 3.2: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye İstatistikleri (2023 Yılı)
| Mahkeme | Bekleyen Başvuru Sayısı (Türkiye) | Toplam Dava Yükü İçindeki Oranı | En Sık İhlal Edilen Haklar |
| AİHM | 23.397 47 | %34.2 47 | Adil yargılanma hakkının ihlali, Güvenlik ve özgürlük hakkının ihlali 47 |
E. Somut Olaya Uyarlanabilirlik Kriterleri
AİHM’e başvuru yapılabilmesi için somut olayda aşağıdaki kriterlerin varlığı değerlendirilmelidir:
- İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi: Yargıtay onamasıyla kesinleşen hükme karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru dahil tüm etkili iç hukuk yollarının usulüne uygun olarak tüketilmiş olması ve bu yollardan bir sonuç alınamaması.
- AİHS Kapsamında İhlal: Mahkumiyet hükmünün, AİHS’de güvence altına alınan temel bir hakkı (özellikle adil yargılanma hakkı (AİHS m.6), özgürlük ve güvenlik hakkı (AİHS m.5) gibi) ihlal ettiğine dair somut ve güçlü bir iddia bulunması.19
- Süre Şartı: İç hukuktaki nihai kararın öğrenildiği tarihten itibaren 4 aylık başvuru süresine kesinlikle riayet edilmesi.43
- Delil Yeterliliği: Başvurunun, iddia edilen ihlali destekleyecek yeterli bilgi ve belgeyle sunulması ve “açıkça dayanaktan yoksun” olmaması.46
- Örnek Durumlar: Hukuka aykırı delillerle mahkûmiyet, savunma hakkının kısıtlanması, bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesinin ihlali, yargılamanın aşırı uzun sürmesi, masumiyet karinesinin ihlali gibi AİHS m.6 (adil yargılanma hakkı) kapsamındaki ihlaller.50
VI. Sonuç ve Genel Değerlendirme
A. Başvuru Yollarının Karşılaştırmalı Analizi
Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüne karşı başvurulabilecek olağanüstü kanun yolları, her biri kendine özgü amaç, şartlar ve etkilere sahip mekanizmalardır. Bu yollar, hukuki kesinlik ilkesinin mutlak olmadığını ve adaletin tecellisi için hataların düzeltilmesi imkanının her zaman var olduğunu göstermektedir.
Tablo 1: Olağanüstü Kanun Yolları Karşılaştırma Tablosu
| Kanun Yolu | Başvuru Süresi | Başvuruyu Yapabilecekler | İnfaza Etkisi (Otomatik Durdurma Var mı?) | Temel Şartlar |
| Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m.311 vd.) | Hükümlü lehine süre yok; AİHM kararına dayalı ise 1 yıl 5 | Savcı, hükümlü, hükümlü ölmüşse eşi/altsoyu/üstsoyu/kardeşleri, Adalet Bakanı 4 | Hayır, mahkeme takdirine bağlı 4 | Yeni delil/olay, belgenin sahteliği, yalancı tanıklık, hakimin görevi kötüye kullanması, sanığın ikrarı gibi adli hatalar 6 |
| Kanun Yararına Bozma (CMK m.308) | Süre yok 26 | Adalet Bakanlığı (talep üzerine veya re’sen) 4 | Hayır, mahkeme takdirine bağlı 27 | İstinaf/temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar/hükümlerde maddi/usul hukuku aykırılığı; başka yolun olmaması 4 |
| Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru (Anayasa m.148/3, 6216 S.K. m.45) | İç hukuk yolları tüketildikten/ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün 35 | Kişisel ve güncel hakkı ihlal edilen mağdur (gerçek/tüzel kişi) 22 | Hayır, AYM tedbir kararı verebilir 39 | Anayasa ve AİHS kapsamındaki temel hak ihlali; iç hukuk yollarının tüketilmesi; 23 Eylül 2012 sonrası kesinleşen karar 35 |
| Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Başvuru (AİHS İhlali Gerekçesiyle) | İç hukuktaki nihai karardan itibaren 4 ay (1 Şubat 2022 sonrası) 43 | Kişisel ve güncel hakkı ihlal edilen mağdur 35 | Hayır, AİHM geçici tedbir kararı verebilir 24 | AİHS kapsamındaki hak ihlali; etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi (AYM dahil); başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması 38 |
Yargılamanın yenilenmesi, maddi gerçeğe ulaşma ve adli hataları düzeltme odaklıyken, Kanun Yararına Bozma daha çok hukukun doğru uygulanması ve içtihat birliğinin sağlanması amacını taşır. Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları ise, temel insan hakları ihlallerinin tespiti ve giderilmesi noktasında devreye giren ikincil nitelikteki mekanizmalardır. Özellikle adil yargılanma hakkı ihlalleri, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde sıkça karşılaşılan ve ihlal kararları verilen bir alandır. Türkiye aleyhine AİHM’deki yüksek başvuru sayısı ve adil yargılanma hakkı ihlallerinin oranı, bu alandaki başvuruların potansiyelini göstermektedir.
B. Hukuki Süreç Yönetimi ve Uzman Desteğinin Önemi
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüne karşı başvurulabilecek olağanüstü kanun yolları, karmaşık hukuki süreçleri ve dar uygulama alanlarını içermektedir. Her bir başvuru yolunun kendine özgü süreleri, şartları ve etkileri bulunmaktadır. Özellikle “yeni delil” kavramının sıkı yorumlanması, iç hukuk yollarının tüketilmesi prensibi ve infazın otomatik olarak durmaması gibi hususlar, bu süreçlerin titizlikle yönetilmesini gerektirmektedir.
Bu nedenle, hak ve menfaat kaybı yaşanmaması adına, bu tür hukuki süreçlerde uzman ve deneyimli bir ceza ve insan hakları hukuku avukatından profesyonel destek alınması büyük önem taşımaktadır.22 Uzman bir avukat, somut olayın özelliklerine göre en uygun başvuru yolunu belirleyebilir, gerekli şartların yerine getirilmesini sağlayabilir, delilleri doğru şekilde sunabilir ve başvuru dilekçelerini yasal gerekliliklere uygun olarak hazırlayarak başarı şansını artırabilir. Ayrıca, infazın durdurulması gibi kritik konularda ayrı ve güçlü gerekçeli taleplerle mahkemelere başvurarak müvekkilin haklarını en etkin şekilde koruyabilir.
Sorumluluk Reddi Beyanı:
Bu içerik, yapay zeka destekli araçlar kullanılarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mutlaka bir hukuk uzmanına danışmanız tavsiye edilir. İçeriğin kullanımı sonucunda doğabilecek doğrudan veya dolaylı zararlardan site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Alıntılanan çalışmalar
- Mahkumiyet Kararı (Hükmü) – Avukat Baran Doğan, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/ceza-mahkumiyeti-karari-veya-hukmu-nedir.html
- CEZA MUHAKEMESİNDE HÜKÜM ÇEŞİTLERİ (CMK m. 223)* – DergiPark, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/327233
- Hukuk Davalarında Olağanüstü Kanun Yolları (2025), erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://kadimhukuk.com.tr/makale/hukuk-davalarinda-olaganustu-kanun-yollari/
- Olağanüstü Kanun Yolları Nelerdir? – EkinLaw, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.ekinlaw.com/olaganustu-kanun-yollari/
- Ceza Muhakemesinde Olağanüstü Kanun Yolları – Av. Ahmet Ekin, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.ahmetekin.av.tr/ceza-muhakemesinde-olaganustu-kanun-yollari/
- ceza muhakemesi hukukunda yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden yeni olaylar veya yeni delillerin ortaya çıkması – DergiPark, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2681257
- Ceza Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi CMK Madde 311-323 » Melih SAATÇI – Avukatlık ve Hukuk Bürosu – TRABZON, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.melihsaatci.av.tr/ceza-hukukunda-yargilamanin-yenilenmesi-cmk-madde-311-323/
- Ceza Davalarında Yargılamanın Yenilenmesi – CMK 311. Madde – AHD Hukuk Bürosu, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.ahddurakhukuk.com/ceza-hukuku/ceza-davalarinda-yargilamanin-yenilenmesi-cmk-311-madde/
- Ceza Muhakemesinde Yargılamanın Yenilenmesi ve Yeni Kararın Denetimi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://sen.av.tr/tr/makale/Ceza-Muhakemesinde-Yargilamanin-Yenilenmesi-ve-Yeni-Kararin-Denetimi
- Yargılamanın Yenilenmesi – Ekin Hukuk Bürosu, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.ekinhukuk.com.tr/yargilamanin-yenilenmesi/
- ekinhukuk.com.tr, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.ekinhukuk.com.tr/yargilamanin-yenilenmesi/#:~:text=detayl%C4%B1%20olarak%20d%C3%BCzenlemektedir.-,Ba%C5%9Fvuru%20S%C3%BCresi,sonra%20yarg%C4%B1laman%C4%B1n%20yenilenmesi%20talebinde%20bulunulamaz.
- Somut Bir Olaydan Hareketle “Yargılamanın Yenilenmesi” Müessesesine Yönelik Bir Değerlendirme – HFD – İstanbul Aydın Üniversitesi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://hfd.aydin.edu.tr/wp-content/uploads/2020/03/hfd_v1i1004.pdf
- Değişen veya Yeni Tanık Beyanının Yargılamanın Yenilenmesine Etkisi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.sen.av.tr/it/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi
- Ceza Hukuku Olağanüstü Kanun Yolları » Melih SAATÇI – Avukatlık ve Hukuk Bürosu – TRABZON, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.melihsaatci.av.tr/ceza-hukuku-olaganustu-kanun-yollari/
- Ceza Muhakemesinde Tanıklık ve Gizli Tanık – Avukat Baran Doğan, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tanik.html
- CEZA HUKUKUNDA AKIL HASTALIĞI VE AKIL HASTALARININ YARGILANMASI* Sevil YILDIZ** – DergiPark, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/289674
- YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ: Şüpheli/Sanığın Akıl Hastası Olup Olmadığı Hakkında Adli Tıp Raporu Alınmadan Önce Gözlem İhtisas Dairesinde Müşahede Altına Alınması Gerekmektedir. Müşahede Altına Alınmadan Düzenlenen Rapora İtibar Edilemez. – Burak Akın Avukatlık Ofisi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.burakakin.av.tr/2021/03/31/new-normal-state-of-law-firm-is-introducing/
- ADİL YARGILANMA HAKKI NEDİR? – Reşit Hukuk Bürosu, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.resithukuk.com/blog/adil-yargilanma-hakki-nedir
- AYM Bireysel Başvuru: Konu Olabilecek Haklar – Av. Hanifi Bayrı, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://hanifibayri.av.tr/bm/aym-bireysel-basvuru-konu-olabilecek-haklar/
- Adil Yargılanma Hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) – Anayasa Mahkemesi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/temel-hak-ve-ozgurluklerin-ihlaline-dair-emsal-kararlar/adil-yargilanma-hakki-medeni-hak-ve-yukumlulukler/kararlar/
- Anayasa Mahkemesi’nin İhlal Kararının Ardından Yapılacak Yeniden Yargılamaya İlişkin Bazı Hususlar, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://sen.av.tr/tr/makale/anayasa-mahkemesinin-ihlal-kararinin-ardindan-yapilacak-yeniden-yargilamaya-iliskin-bazi-hususlar
- Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru hakkı – Tekelioğlu & Ateş Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://tekhukuk.com/?p=makaleler&id=170
- CMK Madde 289 Hukuka Kesin Aykırılık Hâlleri – Avukat Baran Doğan, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-289-hukuka-kesin-aykirilik-halleri.html
- YARGILAMANIN YENİLENMESİ – Başvuru Rehberi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://basvururehberi.cisst.org.tr/yargilamanin-yenilenmesi/
- cisst.org.tr, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://basvururehberi.cisst.org.tr/yargilamanin-yenilenmesi/#:~:text=Yarg%C4%B1laman%C4%B1n%20yenilenmesi%20istemi%20h%C3%BCkm%C3%BCn%20infaz%C4%B1n%C4%B1,b%C4%B1rak%C4%B1lmas%C4%B1na%20veya%20durdurulmas%C4%B1na%20karar%20verebilir.
- Ceza Hukukunda Kanun Yararına Bozma – AHD Durak Hukuk Bürosu, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.ahddurakhukuk.com/ceza-hukuku/ceza-hukukunda-kanun-yararina-bozma/
- Kanun Yararına Bozma Sebepleri ve Süresi | Avukat Alper Sarıca, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://alpersarica.av.tr/kanun-yarina-bozma-sebepleri-ve-suresi/
- av.tr, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://alpersarica.av.tr/kanun-yarina-bozma-sebepleri-ve-suresi/#:~:text=Kanun%20yarar%C4%B1na%20bozma%20yolunda%20ba%C5%9Fvuru,da%20bu%20yola%20ba%C5%9Fvurulmas%C4%B1n%C4%B1%20isteyebilirsiniz.
- Ceza Muhakemesinde Kanun Yararına Bozma Kanun Yolu, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.bayar.av.tr/ceza-muhakemesinde-kanun-yararina-bozma-kanun-yolu
- Kanun Yararına Bozma Bürosu – BirimDetay – Adalet Bakanlığı, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://cigm.adalet.gov.tr/Home/BirimDetay/30
- bedirhansimsek.av.tr, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.bedirhansimsek.av.tr/infazin-durdurulmasi-kararlari/#:~:text=Adalet%20Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1nca%20kanun%20yarar%C4%B1na%20bozma%20yoluna%20gidilmesi%20infaz%C4%B1%20durduran%20bir%20husus%20de%C4%9Fildir.
- Ceza Davalarında Kanun Yararına Bozma (CMK 309), erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-kanun-yararina-bozma-cmk-309/
- kanun yararına bozma talebinin kabulü durumunda bile hükmün hukuki sonuçları ortadan kaldırılamaz. – Karamercan Hukuk, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/kanun-yararina-bozma-talebinin-kabulu-hukmun-hukuki-sonuclari-ortadan-kaldirilamaz
- İçtihat arama: “kanun yararına bozma” – LEXPERA, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/arama?searchquery=%22kanun+yarar%C4%B1na+bozma%22
- Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru | Nasıl Yapılır, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://or.av.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-nasil-yapilir/
- Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterlerine Ait Emsal Kararlar, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/bireysel-basvuru-kabul-edilebilirlik-kriterlerine-ait-emsal-kararlar/sure-asimi/
- BIREYSEL BASVURU – Anayasa Mahkemesi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.anayasa.gov.tr/media/6570/bb_brosur.pdf
- Başvuru Yollarının Tüketilmemesi – Anayasa Mahkemesi, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/bireysel-basvuru-kabul-edilebilirlik-kriterlerine-ait-emsal-kararlar/basvuru-yollarinin-tuketilmemesi/
- SIK SORULAN SORULAR Bireysel Başvuruya Dair, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.anayasa.gov.tr/media/5621/bb_sss.pdf
- com, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://tekhukuk.com/?p=makaleler&id=170#:~:text=Bireysel%20Ba%C5%9Fvuru%20Yap%C4%B1lmas%C4%B1%20%C4%B0%C5%9Flemin%20%C4%B0nfaz%C4%B1,incelemesi%20s%C3%BCresince%20de%20devam%20etmektedir.
- ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU HAKKINDA GENEL BİLGİ, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://akcaoglu.av.tr/blog/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakkinda-genel-bilgi
- AYM’nin sonuçlandırdığı bireysel başvuru sayısı 551 bini aştı – Anadolu Ajansı, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/aymnin-sonuclandirdigi-bireysel-basvuru-sayisi-551-bini-asti/3488741
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM’e) başvuru süresi 1 Şubat 2022’den itibaren 6 aydan 4 aya indirildi. – Yargıtay Başkanlığı, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.yargitay.gov.tr/item/1570/avrupa-insan-haklari-mahkemesine-aihme-basvuru-suresi-1-subat-2022den-itibaren-6-aydan-4-aya-indirildi
- adalet.gov.tr, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://inhak.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/avrupa-insan-haklari-mahkemesine-basvurular-hakkinda-sss28112019034114#:~:text=H.S%2035.%20maddesine%20g%C3%B6re%20ba%C5%9Fvuru,ay%20i%C3%A7inde%20mahkemeye%20ba%C5%9Fvurmas%C4%B1%20gerekmektedir.
- yargitay.gov.tr, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://www.yargitay.gov.tr/item/1570/avrupa-insan-haklari-mahkemesine-aihme-basvuru-suresi-1-subat-2022den-itibaren-6-aydan-4-aya-indirildi#:~:text=Avrupa%20%C4%B0nsan%20Haklar%C4%B1%20S%C3%B6zle%C5%9Fmesine%20(A%C4%B0HS,%C5%9Eubat%202022’de%20y%C3%BCr%C3%BCrl%C3%BC%C4%9Fe%20girecektir.
- KABUL EDİLEBİLİRLİK KRİTERLERİNİ Uygulama Rehberi – İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/10122019112404Kabul%20Edilebilirlik%20Kriterlerini%20Uygulama%20Rehberi.pdf
- AİHM’de bekleyen davaların yüzde 34’ü Türkiye’den: 2023 raporu yayımlandı – Serbestiyet, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://serbestiyet.com/haberler/aihmde-bekleyen-davalarin-yuzde-34u-turkiyeden-2023-raporu-yayimlandi-155518/
- 15 TEMMUZ SONRASI AİHM TARAFINDAN TÜRKİYE ALEYHİNE VERİLEN İHLAL KARARLARI (Mayıs 2024) – Justice Square, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://justicesquare.org/aihm-ihlal-kararlari-mayis-2024/
- İçtihat Uyuşmazlığı Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali – DergiPark, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://dergipark.org.tr/tr/pub/ct/issue/79033/1325486
- Adil yargılanma hakkı – İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, erişim tarihi Temmuz 3, 2025, https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/10122019113922adil_yargilanma.pdf







İlk yorum yapan siz olun