Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 30 Nisan 2025 tarihli kararıyla, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen bir suçtan dolayı verilen mahkûmiyet hükmünü, suç kastının yeterli delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle kanun yararına bozdu. Bu karar, bilişim suçlarında failin kastının tespiti açısından önemli bir emsal teşkil ediyor.
OLAYIN GEÇMİŞİ VE YARGILAMA SÜRECİ
İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesi, 26 Ocak 2010 tarihli kararında, sanığı “sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezasına çarptırmıştı. Hapis cezası ertelenerek, sanık 2 yıl denetim süresine tabi tutulmuştu. Karar, temyiz edilmeksizin 26 Nisan 2010 tarihinde kesinleşmişti.
Sanığın, ICQ adlı iletişim programı üzerinden tanıştığı Rusya’daki kişiler tarafından, banka hesabına havale edilen paraları başka hesaplara aktardığı tespit edilmişti. Sanık, bu işlemleri, kendisine iş teklifi yapan kişilerin talebi üzerine gerçekleştirdiğini ve dolandırıldığını savunmuştu.
KANUN YARARINA BOZMA TALEBİ VE YARGITAY’IN DEĞERLENDİRMESİ
Adalet Bakanlığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, kararın kanun yararına bozulmasını talep etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da bu talebi destekleyerek, sanığın suç kastının yeterli delillerle ispatlanamadığını belirtti.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın benzer eylemleri nedeniyle yargılandığı başka bir davada, Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 20 Haziran 2016 tarihli kararında beraat ettiğini dikkate aldı. Bu kararda, sanığın suç kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı vurgulanmıştı.
KARARIN SONUÇLARI VE ÖNEMİ
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 30 Nisan 2025 tarihli kararında, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26 Ocak 2010 tarihli kararını kanun yararına bozdu. Bozma nedeni, sanığın suç kastının yeterli delillerle ispatlanamamasıydı. Bu nedenle, sanık hakkında verilen ceza kaldırıldı.
Bu karar, bilişim suçlarında failin kastının tespiti ve delil değerlendirmesi açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Mahkemelerin, benzer durumlarda sanığın kastını açık ve yeterli delillerle ortaya koymaları gerektiği vurgulanıyor.
KAYNAK
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/24160 Esas, 2025/3482 Karar sayılı karar metni.







İlk yorum yapan siz olun