13 Mayıs 2025 tarihinde Türkiye ve uluslararası hukuk alanında önemli gelişmeler yaşandı. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin toplantılar düzenlerken, Türkiye Barolar Birliği Tüketici Hakları Komisyonu ilk toplantısını gerçekleştirdi. Ayrıca, Avrupa Konseyi’nin avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik sözleşmesi imzaya açıldı.
ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURULARI GÖRÜŞTÜ
Anayasa Mahkemesi, 13 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleştirdiği İkinci Bölüm toplantısında, denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye edilen bir başvurucunun iyi hâlli olmadığına karar verilmesi sonrası yeniden ceza infaz kurumuna alınmasına ilişkin bireysel başvuruyu gündemine aldı. Toplantıda, başvurunun kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ TÜKETİCİ HAKLARI KOMİSYONU İLK TOPLANTISINI YAPTI
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Tüketici Hakları Komisyonu, 13 Mayıs 2025 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda, tüketici haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik stratejiler ile hukuki düzenlemeler ele alındı. Komisyon, tüketici hakları alanında yaşanan güncel sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirdi.
AVRUPA KONSEYİ, AVUKATLIK MESLEĞİNİN KORUNMASINA YÖNELİK SÖZLEŞMEYİ İMZAYA AÇTI
Avrupa Konseyi, 13 Mayıs 2025 tarihinde Lüksemburg’da gerçekleştirilen Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik yeni bir sözleşmeyi imzaya açtı. Sözleşme, avukatların bağımsızlığı, güvenliği ve mesleki faaliyetlerini özgürce yerine getirebilmeleri için gerekli güvenceleri sağlamayı hedefliyor. Türkiye Barolar Birliği, sözleşmenin önemine dikkat çekerek, avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik uluslararası iş birliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.
13 MAYIS 2025 TARİHLİ ULUSLARARASI HUKUK GÜNDEMİNDEN ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER
13 Mayıs 2025 tarihinde, dünya genelinde hukuk alanında önemli gelişmeler yaşandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yeni kararlar yayımlarken, Birleşik Krallık’ta Yüksek Mahkeme’nin cinsiyet tanımına ilişkin kararı kamuoyunda geniş yankı buldu. Avustralya’da cezaevi kapasitesinin artırılması planları eleştirilere neden olurken, ABD’de bir yargıcın gözaltına alınması yargı bağımsızlığı tartışmalarını gündeme taşıdı.
AİHM, 5 YENİ KARARINI KAMUOYUNA DUYURDU
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 13 Mayıs 2025 tarihinde beş yeni kararını yazılı olarak bildirdi. Bu kararlar arasında, “Radelić v. Hırvatistan” davası da yer alıyor. Mahkeme, ilgili kararların tam metinlerini ve basın bültenlerini resmi internet sitesinde yayımladı.
BİRLEŞİK KRALLIK YÜKSEK MAHKEMESİ’NİN CİNSİYET TANIMI KARARI TARTIŞMALARA YOL AÇTI
Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, 2010 Eşitlik Yasası’nda “kadın” ve “cinsiyet” terimlerinin yalnızca biyolojik tanımları ifade ettiğine hükmetti. Bu karar, cinsiyet tanımını daraltarak, cinsiyet geçiş sürecini tamamlamış trans kadınları yasal olarak “kadın” tanımının dışında bıraktı. Kararın ardından, Birmingham, Brighton, Londra ve Manchester’daki Onur Yürüyüşü organizatörleri, siyasi partilerin etkinliklere katılımını yasakladı ve trans bireylerin haklarının korunması için hükümete çağrıda bulundu.
AVUSTRALYA’DA CEZAEVİ KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI PLANLARI ELEŞTİRİLİYOR
Avustralya’nın Victoria eyaleti hükümeti, yeni kefalet yasalarının ardından artan tutuklu sayısına yanıt olarak 727 milyon Avustralya doları tutarında bir cezaevi genişletme planı açıkladı. Bu plan, yaklaşık 1.000 yeni yetişkin cezaevi yatağı ve 88 gençlik adalet yatağı eklemeyi içeriyor. Ancak, Victoria Aborijin Hukuk Servisi ve Jesuit Sosyal Hizmetleri gibi kuruluşlar, bu yaklaşımın toplumsal zararı artıracağını ve toplum temelli suç önleme stratejilerinin ihmal edildiğini belirterek eleştirilerini dile getirdi.
FRANSIZ OYUNCU GÉRARD DEPARDIEU CİNSEL SALDIRI SUÇUNDAN MAHKUM EDİLDİ
Fransız aktör Gérard Depardieu, 2021 yılında Paris’te “Les Volets Verts” filminin çekimleri sırasında iki kadına cinsel saldırıda bulunduğu gerekçesiyle suçlu bulundu. Mahkeme, 76 yaşındaki Depardieu’ya 18 ay ertelenmiş hapis cezası verdi ve cinsel suçlular kaydına eklenmesine hükmetti. Bu karar, Fransa’da #MeToo hareketi sonrasında yüksek profilli bir figürün mahkum edilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
