İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YARGITAY’DAN EMSAL KARAR: MOBBİNG, TÜRK CEZA KANUNU’NA GÖRE EZİYET SUÇU SAYILABİLİR

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2018/203 E., 2018/2245 K. sayılı kararı, mobbing (psikolojik taciz) konusunda Türk hukuk sisteminde önemli bir dönüm noktası oldu.
Karara göre, iş yerinde bir çalışana yönelik sistematik, süreklilik arz eden, onur kırıcı ve yıldırma amaçlı davranışlar sadece iş hukuku kapsamında değil, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlenen “eziyet suçu” (TCK m. 96) kapsamına da girebilir.

Bu karar, işyerinde psikolojik baskıya maruz kalan çalışanlar açısından cezai koruma yolunu da açık hale getirmiştir.


Hukuki Dayanak

1. Türk Ceza Kanunu m. 96 – Eziyet Suçu

TCK m. 96’ya göre,

“Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Kanun maddesi, eziyeti sadece fiziksel işkence olarak değil, ruhsal acı, aşağılanma ve sürekli psikolojik baskı içeren davranışları da kapsayacak şekilde yorumlanmaktadır.

Madde gerekçesinde şu ifadeye yer verilmiştir:

“Eziyet, insan onuruyla bağdaşmayan, kişiye bedensel veya ruhsal acı çektiren, onu aşağılayan davranışlardır. Bu fiiller ani değil, sistematik biçimde ve belirli bir süreç içinde işlenir.”

Bu ifade, mobbing eylemlerinin cezai yönden “eziyet” olarak değerlendirilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır.


Yargıtay’ın İncelediği Somut Olay

Karara konu olayda, bir kamu kurumu statüsündeki Ziraat Odası Birliği’nde çalışan bir personel, kurum yöneticileri tarafından:

  • Haksız ve gerekçesiz biçimde farklı illere tekrar tekrar geçici görevlendirmelere tabi tutulmuş,

  • Görevine geri döndüğünde, bodrum katta şoförlerle birlikte, hiçbir işlevi olmayan bir odada çalışmaya zorlanmış,

  • Kendisinin bilgi ve deneyimine uygun görev verilmemiş,

  • İş ortamında değersizleştirme, dışlama ve psikolojik yıldırma uygulanmıştır.

İdare mahkemeleri, bu görevlendirmelerin “hizmet gerekleriyle ilgisi bulunmadığı, personeli görevinden uzaklaştırma amacı taşıdığı” gerekçesiyle işlemleri iptal etmiştir.

Yargıtay, bu süreçte yöneticilerin sistematik biçimde yürüttüğü yıldırma ve pasifize etme davranışlarını “eziyet” boyutuna varan psikolojik saldırı olarak nitelendirmiştir.


Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin Gerekçesi

Yargıtay kararında şu tespitlere yer verilmiştir:

  • Mobbing eylemleri bir kez değil, süreklilik arz eden ve planlı biçimde gerçekleştirilmiştir.

  • Davacı çalışanın bedensel değil, ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına ve psikolojik yıpranmasına yol açılmıştır.

  • Bu eylemler, “kişinin onuruna saldırı” niteliğinde olup, TCK m. 96 anlamında eziyet suçunun unsurlarını taşımaktadır.

  • Yöneticiler, sahip oldukları idari gücü kötüye kullanarak çalışanı sistematik biçimde yıldırma amacıyla hareket etmişlerdir.

Yargıtay, bu nedenle ilk derece mahkemesinin beraat kararını bozmuş, olayın “eziyet” suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.


Hukuki Değerlendirme

Bu karar, Türk hukukunda mobbing ile ceza hukuku arasındaki ilişkiyi güçlendiren bir içtihattır.
Yargıtay, daha önce iş hukuku ve tazminat davalarında değerlendirilen mobbing kavramını ilk kez cezai sorumluluk boyutuyla ele almıştır.

Önemli Noktalar

  • Eziyet suçu sadece fiziksel şiddetle değil, psikolojik şiddetle de oluşabilir.

  • İş yerinde sistematik dışlama, aşağılanma, değersizleştirme gibi davranışlar süreklilik gösteriyorsa, ceza hukuku devreye girebilir.

  • Failin kamu görevlisi olması gerekmez; özel sektördeki işveren veya yönetici de bu suçun faili olabilir.

Bu nedenle, işyerinde uygulanan sistematik psikolojik baskılar artık yalnızca idari veya tazminat sorumluluğu değil, aynı zamanda cezai sorumluluk da doğurabilir.


Vatandaş Açısından Ne Anlama Geliyor?

Yargıtay’ın bu kararı, işyerinde mobbing mağduru çalışanlar açısından yeni bir hukuk yolu açmaktadır.

  • Mobbinge uğrayan kişi, sadece iş mahkemesinde tazminat davası açmakla kalmayıp, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda da bulunabilir.

  • Ancak, cezai süreçte mobbingin “sistematik” ve “süreklilik” arz ettiğini gösterecek somut deliller (yazışmalar, tanık ifadeleri, mahkeme kararları) büyük önem taşır.

  • Savcılık veya mahkeme, eylemlerin sürekliliğini ve kişinin ruhsal yönden zarar görüp görmediğini uzman raporlarıyla değerlendirir.

Bu nedenle, mobbing mağdurlarının süreci belgeyle desteklemesi, mümkünse bir avukat aracılığıyla hukuki süreci başlatması tavsiye edilir.


Sonuç

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2018 tarihli bu kararı, işyerinde psikolojik şiddetin (mobbing) yalnızca iş hukuku ihlali değil, aynı zamanda cezai bir eylem olabileceğini net biçimde ortaya koymuştur.
Artık işveren veya yönetici tarafından çalışan üzerinde uygulanan sistematik baskılar, aşağılamalar ve dışlamalar, şartları oluştuğunda TCK m. 96 kapsamında eziyet suçu olarak değerlendirilebilecektir.

Bu karar, hem çalışanların psikolojik bütünlüğünün korunması hem de işyerlerinde insan onuruna saygılı bir çalışma ortamının sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynak / Yasal Dayanak

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/203, K. 2018/2245, T. 01.03.2018

  • Türk Ceza Kanunu m. 96

  • Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/9-461, K. 2017/127 (Psikolojik taciz tanımı)

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir