İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

CİNSİYET TASHİHİ DAVALARI VE YARGI SÜRELERİNİN YÖNETİMİ

Cinsiyet tashihi davaları, hukuki sürecin uzunluğu ve karmaşıklığı açısından dikkat çeken davalar arasındadır. Bu tür davalarda, yargılama sürecinin 731 gün sürmesi öngörülmektedir. Bu süre, basit yargılama usulü ve temel usulî işlemlere göre şekillenir. Aşağıda, cinsiyet tashihi davalarında temel aşamalar ve hedeflenen süreler yer almaktadır:

  • Dava dilekçesinin incelenmesi ve tensip yapılması: 7 gün
  • Dava dilekçesinin tebliği: 30 gün
  • Cevap süresi: 14 gün
  • Cevap dilekçesinin tebliği ve ilk duruşmanın yapılması: 60 gün
  • Eksik delillerin toplanması ve ikinci duruşmanın yapılması: 60 gün
  • Tahkikat süreci (isticvap, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi): 530 gün
  • Karar yazımı: 30 gün

Bu süreçler, toplamda 731 günü bulmakta ve yargılamanın uzun sürebileceğini göstermektedir. Bu hedef süreler belirlenirken mahkemelerdeki mevcut dosya sayıları göz önüne alınmıştır. Örneğin, Asliye Hukuk Mahkemelerinde 450, Asliye Ticaret Mahkemelerinde 300, Tüketici Mahkemelerinde 800 derdest dosya bulunmakta olup, bu dosya yoğunluğu davaların sonuçlandırılma süresini doğrudan etkilemektedir.

Avrupa Yargı Sistemleri ve SATURN Merkezi

Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’ne bağlı Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu (CEPEJ), yargının verimliliğini artırmak amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaların önemli bir kısmı, uzun süren yargılamaların önüne geçmek için politikalar belirlemeye yöneliktir. 2007 yılında kurulan SATURN Merkezi (Study and Analysis of Judicial Time Use Research Network), yargı sürelerinin yönetimi ve davaların makul sürede sonuçlandırılması konularında üye ülkelere rehberlik etmektedir. Bu merkez, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi olan “makul sürede adil yargılanma hakkı”nı koruma amacıyla üye ülkeler arasında çeşitli ilke ve uygulamaları hayata geçirmiştir.

Merkez tarafından belirlenen 63 rehber ilkeden 15’i, tüm üye ülkelerde uygulanabilir niteliktedir. Bu ilkelerin başında, her mahkemenin ve ülkenin yargılama sürelerine dair hedef süreler belirlemesi ve bunları dava taraflarına bildirmesi yer almaktadır. Avrupa’da birçok ülke, dava süreçlerinin öngörülebilirliğini artırmak amacıyla bu uygulamayı benimsemiş ve yaygınlaştırmıştır. CEPEJ’in yayımladığı 2014 yılı raporunda da belirtildiği üzere, mahkemelerin hedef süreleri belirleyerek davanın taraflarına bildirmesi uygulaması yargıya olan güveni artırmaktadır.

Türkiye’de Yargı Reformu ve Hedef Süreler

Türkiye’de de yargıya olan güveni güçlendirmek ve mahkemelerin verimliliğini artırmak amacıyla, dava türlerine göre hedef süre belirleme çalışmaları 2013 yılında Erzurum, Amasya ve Ankara’da pilot mahkemelerle başlatılmıştır. Bu çalışmalar, Adalet Bakanlığı’nın Stratejik Planı’nda da yer almakta olup, hedef sürelerin ülke genelinde uygulanması hedeflenmiştir.

2015 yılında oluşturulan Yargıda Zaman Yönetimi Çalışma Grubu, hedef sürelerin belirlenmesi ve uygulanmasına yönelik çalışmalarda önemli adımlar atmıştır. Hukuk, ceza ve idari yargı olmak üzere üç ana başlık altında yapılan çalışmalarda, yargılamaların standart süreleri tespit edilmiştir. Yazılı yargılama usulünde replik ve düplik safhaları 139 gün sürerken, ön inceleme duruşması için 60 günlük süre eklenmiş ve bu süreç 199 gün olarak belirlenmiştir. Yazılı yargılama usulünde gerekçeli kararın yazımı da dahil olmak üzere toplam süre 449 günü bulmaktadır. Basit yargılama usulünde ise bu süreler 331 güne kadar indirgenmiştir.

Yargılamanın Uzatılma Nedenleri

Her ne kadar belirlenen hedef süreler uygulansa da, davaların uzamasına sebep olan bazı durumlar yargı sürecini etkilemektedir. Bu durumlar arasında, eksik harç yatırılması, yurt dışı tebligatlar, tarafların mazeret bildirmesi gibi nedenler bulunmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporlarının geç gelmesi, ek rapor ihtiyacı ya da istinabe gibi sebepler de yargılama süresini uzatmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye’de yargı sürelerinin etkin yönetimi ve yargıya olan güvenin artırılması amacıyla önemli adımlar atılmakta, dava taraflarının süreçleri daha iyi öngörebilmesi hedeflenmektedir. Adalet sisteminin performansını artırmaya yönelik bu çalışmalar, ülkemizde yargı reformunun bir parçası olarak önem taşımaktadır.

CİNSİYET TASHİHİ DAVALARI VE YARGI SÜRELERİNİN YÖNETİMİ

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir