İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TRAFİK KAZALARINDA EMNİYET KEMERİ TAKMAMANIN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATINA ETKİSİ VE MÜTERAFİK KUSUR İNDİRİMİ

Trafik kazaları, ne yazık ki ülkemizde her yıl binlerce insanın hayatını kaybetmesine veya ağır yaralanmasına neden olan, hukuki ve cezai boyutları oldukça geniş olan vakaların başında gelmektedir. Ölümlü trafik kazalarının ardından geride kalanların yaşadığı manevi yıkımın yanı sıra, hayatını kaybeden kişinin maddi desteğinden mahrum kalmaları sebebiyle doğan bir “destekten yoksun kalma” gerçeği bulunmaktadır. Hukuk sistemimiz, bu mağduriyeti gidermek adına yakınlara tazminat talep etme hakkı tanımıştır. Ancak bu tazminat hesaplanırken ve hükme bağlanırken kazanın oluş şekli, tarafların kusur oranları ve hayatını kaybeden kişinin kaza anındaki tedbirleri büyük önem taşımaktadır.

CN Avukatlık Ofisi olarak cecenhukuk.com üzerinden müvekkillerimizi ve okurlarımızı bilgilendirdiğimiz bu makalemizde, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına konu olan çok önemli bir detayı inceleyeceğiz: Kaza anında emniyet kemeri takmamanın, destekten yoksun kalma tazminatında “müterafik kusur” (birlikte kusur) sayılarak tazminat miktarında nasıl bir indirime yol açtığı hususu.

Trafik Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Hukuki Temeli

Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı, haksız bir fiil (örneğin trafik kazası) sonucu hayatını kaybeden kişinin, yaşarken maddi olarak destek olduğu veya gelecekte destek olacağı kişilerin talep edebileceği bir maddi tazminat türüdür. Bu tazminatın temel amacı, ölüm olayı gerçekleşmeseydi vefat edenin yakınlarının sürdürecekleri yaşam standardının korunmasıdır. Eş, çocuklar, anne, baba veya somut duruma göre vefat edenin düzenli olarak yardım ettiği nişanlısı dahi bu tazminatı talep edebilir.

Ancak tazminat hukuku, zarara uğrayanın sadece zararını karşılamayı değil, aynı zamanda zararın oluşumunda hakkaniyeti sağlamayı da hedefler. Bir kaza sonucunda tazminat hesaplanırken aktüerya uzmanları tarafından kişinin yaşı, geliri, geride kalanların yaşları gibi birçok parametre dikkate alınır. Çıkan bu ham rakam üzerinden mahkemece yapılacak en önemli değerlendirmelerden biri de tazminatın indirilmesini gerektiren sebeplerin var olup olmadığıdır. İşte tam bu noktada, trafik kazalarına özgü olan ve Yargıtay kararlarıyla sınırları net bir şekilde çizilen “emniyet kemeri” detayı devreye girmektedir.

Müterafik Kusur (Birlikte Kusur) Kavramı ve Zararın Artmasını Önleme Yükümlülüğü

Tazminat hukukumuzun en temel prensiplerinden biri olan “müterafik kusur” (birlikte kusur), zarar gören kişinin, zararın doğmasında, artmasında veya zararı yapanın durumunun ağırlaşmasında etkili olan eylem veya eylemsizliklerini ifade eder. Türk Borçlar Kanunu madde 52 çok açık bir şekilde hakime, zarar görenin müterafik kusuru varsa tazminatı indirme veya tamamen kaldırma yetkisi vermiştir.

Hukuk düzeni, herkesten kendi can ve mal güvenliğini korumak için asgari özeni göstermesini bekler. Bir kişi haksız bir fiile maruz kalsa bile, eğer kendi ihmali sebebiyle bu zararın boyutu büyümüşse, zarar verenin sorumluluğu bu ihmal oranında hafifletilir. Trafik kazalarında bu kuralın en somut yansıması ise kask takmayan motosiklet sürücüleri ile emniyet kemeri takmayan araç sürücüleri ve yolcularında görülmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereği, seyir halindeki araçlarda emniyet kemeri takmak yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk sadece idari bir kural (trafik cezası) değil, aynı zamanda kişilerin kendi yaşam haklarını korumaları için getirilmiş hayati bir önlemdir. Bir kazada kusur tamamen karşı tarafta olsa dahi, eğer vefat eden kişi emniyet kemeri takmadığı için araçtan fırlamış, camdan fırlayarak ağır yara almış veya kabin içinde savrularak hayatını kaybetmişse, hukuk bu noktada ince bir ayrım yapmaktadır: “Kazanın oluşumundaki kusur” ile “Zararın (ölümün) meydana gelmesindeki kusur”.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin Yerleşik İçtihadı: Emniyet Kemeri ve %20 İndirim Kuralı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (kapanmasının ardından görevlerini devralan ilgili hukuk daireleri), trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında uzun yıllardır istikrarlı bir içtihat uygulamaktadır. Bu içtihada göre; trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığı hususu titizlikle araştırılmalıdır.

Eğer olay yeri inceleme tutanakları, kaza tespit tutanağı, otopsi raporları, tanık beyanları veya dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarıyla, vefat edenin emniyet kemeri takmadığı ve ölüm neticesinin bu emniyet kemeri takmama eylemiyle nedensellik (illiyet) bağı içinde olduğu, yani kemer takılsaydı ölümün engellenebileceği veya yaranın daha hafif atlatılabileceği tespit edilirse, vefat eden kişi “müterafik kusurlu” kabul edilmektedir.

Yargıtay’ın burada ortaya koyduğu ve avukatlar ile mahkemeler tarafından çok net bilinen kural şudur: Emniyet kemeri takmayan müteveffanın yakınlarının talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatından, müterafik kusur (birlikte kusur) sebebiyle genellikle %20 oranında bir hakkaniyet indirimi yapılmalıdır.

Bu durum, hukuki açıdan şu anlama gelmektedir: Kaza yapan araçtaki yolcu veya sürücü, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusura sahip olmasa bile (örneğin arkadan çarpma veya şerit ihlali yapan başka bir aracın mağduru olsa dahi), kendi can güvenliğini sağlamak için yasal zorunluluk olan emniyet kemerini takmadığı için ölüm sonucunun doğmasına veya ağırlaşmasına katkıda bulunmuştur. Hesaplanan tazminat örneğin 1.000.000 TL ise, mahkeme emniyet kemeri takılmadığı için %20 müterafik kusur indirimi uygulayarak hükmedilecek tazminatı 800.000 TL’ye düşürebilmektedir. Bu kesinti, karşı tarafın sigorta şirketinin veya haksız fiil failinin ödemekten kurtulduğu, ancak vefat edenin geride kalan ailesinin almaktan mahrum kaldığı ciddi bir meblağdır.

Kararın Uygulanmasında İspat ve İlliyet Bağı

Elbette ki her emniyet kemeri takmama durumu otomatik olarak %20 indirim sebebi sayılamaz. Yargıtay kararlarında altı çizilen çok önemli bir kriter vardır: “İlliyet bağı” (nedensellik). Emniyet kemeri takılmamış olması ile ölüm neticesi arasında bir bağ olmalıdır.

Örneğin; aracın uçuruma yuvarlandığı, yanarak tamamen kül olduğu veya çok ağır bir tonajlı aracın altında kalarak ezildiği durumlarda, bilirkişiler “Emniyet kemeri takılı olsaydı dahi bu kazadan sağ çıkma ihtimali yoktu” şeklinde bir rapor verirse, emniyet kemeri takmamanın ölüm sonucuna bir etkisi (illiyet bağı) olmadığı kabul edilir ve müterafik kusur indirimi uygulanmaz. İndirimin uygulanabilmesi için, “Kemer takılı olsaydı ölüm olayı gerçekleşmeyebilirdi” ihtimalinin teknik verilerle ortaya konulması gerekir. Bu durum genellikle araçtan fırlama, ön cama çarpma gibi vakalarda netlik kazanır.

Bu tespiti yapmak, olay yeri krokilerini okumak, otopsi raporlarını adli tıp uzmanlarıyla değerlendirmek ve mahkemeye sunulan kusur raporlarına süresi içinde doğru itirazları yapabilmek, son derece teknik ve uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Karşı tarafın sigorta avukatları, tazminatı düşürmek için dosyadaki en ufak bir “kemer takılı değildi” şüphesini müterafik kusur indirimi için kullanmaya çalışacaktır. Mağdur tarafın avukatının ise ölüm ile kemer arasındaki illiyet bağının koptuğunu veya dosyadaki delillerin kemerin takılı olmadığını ispatlamaya yetmediğini savunması gerekecektir.

Sonuç ve Değerlendirme

Trafik kazalarından doğan destekten yoksun kalma ve cismani zarar tazminatı davaları, sadece bir matematiksel hesaplama süreci değil, aynı zamanda kusur, illiyet bağı, hakkaniyet ve Yargıtay içtihatlarının harmanlandığı karmaşık hukuki süreçlerdir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik hale getirdiği emniyet kemeri takmamanın %20 oranında müterafik kusur sayılması kuralı, tazminat miktarlarını doğrudan ve derinden etkileyen hayati bir detaydır.

Bu tür acı olayların ardından hukuki haklarını arayan vatandaşlarımızın, usul ve esasa dair hak kaybı yaşamamaları adına sürecin başından itibaren alanında uzman bir avukatla ilerlemeleri büyük önem taşımaktadır. Olay yeri tutanaklarının hatalı tutulması veya bilirkişi raporlarındaki eksik değerlendirmeler, hak edilen tazminatın %20 oranında erimesine sebep olabilir.

CN Avukatlık Ofisi olarak, trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında, sigorta hukuku ve haksız fiil tazminatları alanındaki uzman kadromuzla müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde korumak için hizmet vermekteyiz. Tazminat hukuku hakkında daha detaylı bilgi almak, benzer uyuşmazlıklarla ilgili profesyonel hukuki danışmanlık talep etmek veya sürecinizi güvenle başlatmak için cecenhukuk.com adresinden veya iletişim kanallarımız üzerinden ofisimize ulaşabilirsiniz. Unutmayın ki adaletin doğru tecelli etmesi, doğru hukuki adımların zamanında atılmasına bağlıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir