Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 23.06.2025 tarihinde verilen 2025/3197 E., 2025/4761 K. sayılı karar, tebligat hukukunda sıkça karşılaşılan bir usulsüzlük türünü netleştirmiştir. Karar, özellikle iş merkezleri ve çok sayıda bağımsız bölüm bulunan yerlerde, bina görevlisine yapılan tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında “komşuya haber verme” koşulunu sağlamadığını, bu nedenle usulsüz olduğunu hükme bağlamıştır.
Dava Konusu ve Süreç
Şikâyet eden üçüncü kişi şirket, kendisine gönderilen İİK’nın 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin tebligatlarının usulsüz olduğunu ileri sürerek, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 11.07.2023 olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
İcra Mahkemesi, haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edildiğini tespit ederek 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihini 11.07.2023 olarak düzeltmiştir. Davalı alacaklının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, üçüncü haciz ihbarnamesine ilişkin tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle mahkeme kararını kaldırmış ve şikâyetin esastan reddine karar vermiştir. Bu karar, şikâyet eden üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligata İlişkin Hukuki Çerçeve
1. Tüzel Kişilere Tebligat
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre, tüzel kişilere tebligat yetkili temsilcilerine yapılır. Aynı Kanun’un 13. maddesi uyarınca, yetkili temsilci işyerinde bulunmadığı takdirde, tebligat orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Tebligat Yönetmeliği’nin 21. maddesinde de, kendisine tebligat yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin teşkilatı içinde görev itibarıyla tebligatın muhatabı olan temsilciden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği belirtilmiştir.
2. Tebliğ İmkânsızlığı ve Komşuya Haber Verme
Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi, adreste bulunmama veya tebellüğden imtina halinde yapılacak işlemleri düzenlemektedir. Buna göre, tebliğ memuru tebligat evrakını muhtar veya zabıta amirine teslim eder, ihbarnameyi kapıya yapıştırır ve “mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da” keyfiyeti bildirir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2023 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, tebligat ile ilgili kanun ve yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Tebligat işlemi, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olduğundan, ancak kanunda öngörülen şekillerle ispat olunabilir. Bu nedenle, 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut Olayda Usulsüzlük
Yargıtay, somut olayda üç ayrı haciz ihbarnamesinin tebligat mazbatalarını tek tek incelemiştir:
-
89/3 haciz ihbarnamesi mazbatasında: Muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu …’nin imzalı beyanından öğrenildiği, evrakın mahalle muhtarına teslim edildiği, haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı, en yakın komşusu olarak aynı kişiye haber verildiği şerhi bulunmasına rağmen, bu kişinin mazbatada imzasının bulunmadığı, imzadan imtina etti ise bu hususun da mazbataya yazılmadığı tespit edilmiştir.
-
89/2 haciz ihbarnamesi mazbatasında: Aynı şerhlerin imzasız beyanından anlaşıldığının şerh düşüldüğü, ancak imzanın alınıp sonra iptal edildiği görülmüştür.
-
89/1 haciz ihbarnamesi mazbatasında: Yine muhatabın çarşıda olduğu şerhi ile evrakın muhtara bırakıldığı, en yakın komşu olarak aynı kişiye haber verildiği belirtilmiş, ancak haber bırakılan kişinin imzası olmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de yazılmadığı anlaşılmıştır.
İş Merkezi Bina Görevlisi “Komşu” Sayılmaz
Kararın en önemli tespiti, tebligat mazbatasında “en yakın komşu” olarak gösterilen kişinin aslında fazlaca bağımsız bölümün olduğu iş hanının bina görevlisi olduğunun anlaşılmasıdır. Yargıtay, iş merkezi bina görevlisinin Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında “komşu” olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir.
Daire, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı yönündeki uygulamaların, haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını vurgulamıştır. Tebligatın sıhhatinin değerlendirilmesi yönünden, haber verilen kişinin isminin ve sıfatının usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Kararın Sonucu
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna karar vererek:
-
Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş,
-
Dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
-
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
hükmetmiştir.
Karar, oybirliğiyle alınmıştır.
Kararın Değerlendirilmesi ve Uygulama Açısından Önemi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, tebligat hukukunda özellikle iş merkezleri, iş hanları ve çok katlı binalarda yaşanan tebligat sorunlarına açıklık getirmesi bakımından önem taşımaktadır.
1. “Komşu” Kavramının Sınırı
Karar, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinde geçen “en yakın komşu” kavramının dar yorumlanması gerektiğini ortaya koymuştur. İş merkezi bina görevlisi, birden fazla bağımsız bölüm bulunan bir yapıda görev yapan ve bu yapıdaki tüm kiracılarla ilişkili olan kişi olarak, belirli bir bağımsız bölümün “komşusu” niteliğinde değildir. Bu nedenle, bina görevlisine yapılan bildirim, kanunda aranan “en yakın komşuya haber verme” koşulunu karşılamamaktadır.
2. Tebligat Mazbatasının Doldurulmasındaki Titizlik Zorunluluğu
Karar, tebligat memurlarının mazbataları doldururken göstermesi gereken özeni bir kez daha hatırlatmaktadır:
-
Haber verilen kişinin ismi mutlaka yazılmalıdır.
-
Kişinin sıfatı (komşu, yönetici, kapıcı vb.) açıkça belirtilmelidir.
-
Kişinin imzası alınmışsa imza yeri, alınmamışsa “imzadan imtina” ettiği şerhi düşülmelidir.
-
Muhatabın adreste bulunmama nedeni araştırılmalı ve mazbataya yansıtılmalıdır.
Tebligat işleminin belgelendirme özelliği göz önüne alındığında, bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması tebligatı usulsüz hale getirecektir.
3. Tüzel Kişilere Tebligatta Yetkili Kişi Tespiti
Karar, tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda yetkili temsilciye ulaşılamadığında, tebligatın yetkili memur veya müstahdeme yapılması gerektiğini, bunların da bulunmaması halinde komşuya haber verme yoluna gidilebileceğini, ancak bu durumda dahi haber verilen kişinin “komşu” niteliğini haiz olması gerektiğini vurgulamaktadır.
4. İcra Takibinde Tebligatın Önemi
İcra takiplerinde, özellikle İİK’nın 89. maddesi kapsamında üçüncü kişilere gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliği, takibin hukuki geçerliliği ve hak düşürücü sürelerin işlemeye başlaması açısından hayati önem taşır. Usulsüz tebligat, muhatabın süresinde itiraz etme hakkını kaybetmesine ve ciddi maddi kayıplara yol açabilir.
Sonuç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2025 tarihli kararı, tebligat hukukunda “komşu” kavramının sınırlarını netleştiren ve iş merkezi bina görevlisinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini hükme bağlayan önemli bir içtihattır. Karar, tebligat memurlarının mazbataları doldururken göstermeleri gereken titizliği, haber verilen kişinin isim ve sıfatının mutlaka yazılması gerektiğini ve tebligatın sıhhatinin ancak kanunda öngörülen şekil şartlarına uyularak sağlanabileceğini bir kez daha vurgulamaktadır.
Bu kararla birlikte, iş merkezi, iş hanı veya çok sayıda bağımsız bölüm bulunan yapılarda, bina görevlisine haber vermek suretiyle yapılan tebligatların usulsüz sayılacağı ve bu nedenle tebliğ tarihinin muhatabın fiili öğrenme tarihi olarak kabul edileceği açıklığa kavuşmuştur. Karar, özellikle icra takiplerinde üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasını önleyici nitelikte olup, tebligat uygulamalarında dikkate alınması gereken temel bir referans oluşturmaktadır.
Bu makale, cecenhukuk.com için hazırlanmış olup, bilgilendirme amacı taşımaktadır. Hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.










İlk yorum yapan siz olun