İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YARGITAY’DAN ESER SÖZLEŞMELERİNE EMSAL KARAR: ZARAR CEZA TUTARINI AŞARSA FAZLASI DA TALEP EDİLEBİLİR

Yargıtay, eser sözleşmesinde (örneğin inşaat sözleşmesi) kararlaştırılan ceza tutarının zararı karşılamadığı durumlarda, alacaklının borçlunun kusurunu ispat etmek şartıyla fazla zararını da talep edebileceğine hükmetti. Bu karar, cezai şart ile gerçek zarar arasındaki farkın uygulamada nasıl değerlendirileceğine ışık tutuyor.


Olayın Özeti

Taraflar arasında bir anahtar teslim inşaat sözleşmesi yapılmış, yüklenici belirli bir süre içinde inşaatı tamamlayarak iskân (yapı kullanma izin belgesi) almakla yükümlü olmuştur.

Ancak yüklenici, sözleşmede belirlenen tarihte işi tamamlayamayarak teslimde temerrüde düşmüştür.
İş sahibi, gecikme nedeniyle sözleşmede kararlaştırılmış günlük 500 TL cezai şart ile birlikte, yoksun kaldığı kira gelirlerinin (kira kaybı) de ödenmesini istemiştir.

Yüklenici ise, işin uzamasının kendisinden değil, sözleşme dışı ek işler ve iş sahibinin gecikmeli taleplerinden kaynaklandığını savunmuştur. Ayrıca, işin büyük oranda tamamlandığını, iskân başvurusunun yapıldığını ve bu nedenle cezai şart talebinin haksız olduğunu ileri sürmüştür.


Uyuşmazlığın Konusu

Uyuşmazlık, sözleşmede kararlaştırılmış cezai şart ile gerçek zarar arasındaki ilişki üzerinedir.
Yani, yüklenicinin geç teslim nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu cezai şart tutarının, iş sahibinin uğradığı zararı tamamen karşılayıp karşılamadığı tartışılmıştır.

Bu durumda şu temel soru gündeme gelmiştir:

“Cezai şart ödenmişse, alacaklı (iş sahibi) ayrıca fazla zararını isteyebilir mi?”


Yargıtay Kararı ve Gerekçesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 24.02.2025 tarihli kararında bu soruya “Evet” yanıtını verdi.
Mahkeme, Türk Borçlar Kanunu’nun 180/2. maddesi uyarınca şu ilkeyi vurguladı:

“Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa, alacaklı borçlunun kusurunu ispat etmek koşuluyla bu zararını da isteyebilir.”

Yargıtay, cezai şartın zararı sınırlamadığını; aksine, zararın cezai şartı aşan kısmının da tazmin edilebileceğini belirtti.
Bu kapsamda mahkeme, kira kaybı hesabının cezai şarttan bağımsız olarak ayrıca yapılması gerektiğini, hesaplama sırasında da sözleşme dışı imalatların iş süresine etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yargıtay ayrıca, iskân izninin dava tarihinden sonra alınması sebebiyle, yükleniciye verilmiş teminat bonolarının iade edilmesi gerektiğini belirterek bu yönüyle kararı da bozdu.


Hukuki Değerlendirme

Bu karar, cezai şart (ceza koşulu) ile zarar tazmini kavramlarının birbirinden farklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

  • Cezai şart, borçlu edimini zamanında veya gereği gibi yerine getirmezse ödemeyi taahhüt ettiği sabit bir bedeldir.

  • Zarar tazmini ise, fiilen meydana gelen ekonomik kaybın karşılığıdır.

Yargıtay’ın yaklaşımına göre, cezai şart ödenmiş olsa bile bu, alacaklının uğradığı tüm zararı ortadan kaldırmaz.
Alacaklı, zararının cezayı aştığını ispat ederse, ek tazminat (munzam zarar) talep edebilir.

Bunun için iki şart aranır:

  1. Zararın cezayı aştığının ispatı,

  2. Borçlunun (örneğin yüklenicinin) kusurlu olduğunun kanıtlanması.

Basit bir örnekle açıklamak gerekirse:

“Bir yüklenici evi üç ay geç teslim ettiği için 100.000 TL cezai şart ödemekle yükümlü olsun. Ancak ev sahibi bu gecikme nedeniyle 200.000 TL kira kaybına uğramışsa, 100.000 TL cezaya ek olarak kalan 100.000 TL’yi de isteyebilir.”

Dolayısıyla cezai şart, zararın üst sınırı değil, yalnızca asgari güvencedir.


Sonuç ve Uygulamadaki Önemi

Yargıtay’ın bu kararı, inşaat, restorasyon, bakım-onarım gibi eser sözleşmelerinde cezai şart ve zarar hesaplamasının nasıl yapılacağına dair önemli bir içtihat oluşturdu.

Karar, uygulamada sıkça karıştırılan şu noktayı netleştirmektedir:

“Cezai şart ödenmiş olsa bile, eğer fiili zarar bu tutarı aşıyorsa, alacaklı fazlasını da talep edebilir.”

Bu nedenle müteahhit–iş sahibi uyuşmazlıklarında, gecikmeden doğan kira kayıpları gibi kalemler cezai şarttan ayrı değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın bu yaklaşımı, hem adaletli zarar tazminini sağlamakta hem de tarafların sözleşme serbestisini korumaktadır.


Karar Künyesi:

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/4400, Karar No: 2025/696, Tarih: 24.02.2025

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir